Her Müslümana farz-ı ayın olan İtikad
10/10
·102 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 22 Şubat 2026 15:08
Ehli Sünnet ve'l-Cemaat inancının temel esaslarını barındıran itikat risalelerini (akaid bilgilerini) öğrenmek her Müslüman üzerine farz-ı ayındır. Temel İnanç Esasları: Allah'a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, ahirete ve kadere iman gibi inanç esaslarının (amentü) doğru bir şekilde öğrenilmesi ve inanılması iman için şarttır. İtikat Risalesi/Akaid: Bu eserde, inançla ilgili temel meseleleri, şirkin dışındaki günahları ve Ehl-i Sünnet inancının doğru esaslarını kapsar. Farz-ı Ayın İlim: Müslümanın, inancını (itikat), ibadetlerini ve ahlaki görevlerini kapsayan bilgileri öğrenmesi farz-ı ayındır, yani her bireyin öğrenmesi zorunludur. İtikatın Önemi: İbadetler hususunda bazı esneklikler olsa da, inanç (itikat) konularında eksiklik veya yanılgı affedilmez. Özetle, itikat risalesi olarak bilinen, doğru inanç esaslarını anlatan kaynakları okuyup öğrenmek bir Müslüman için temel dini yükümlülüktür. Ahmet Mahmut Ünlü İ'tikâd Risâlesi
1000Kitap
İ'tikâd RisâlesiAhmet Mahmut Ünlü · Cübbeli Ahmet Hoca Yayıncılık · 0192 okunma
Ebu’l-Hasan Harakani’de Fakr Kavramı
10/10
··
Beğendi
Kur’an ve hadislerde geçen “Fakr” kavramının iki ayrı anlamda kullanıldığı gö- rülmektedir. Bunlardan biri “suret fakirliği” de denilen “maddî fakirlik”, diğeri ise “manevî fakirlik”tir. 1. Maddî Fakirlik veya Suret Fakirliği: İhtiyaç duyulan mala ve eşyaya malik ve sahip olmamak demektir. Kur’an’daki: “Ganimet malları, yurtlarından ve mallarından uzaklaştırılan fakir muhacirlerin- dir” 5 , ayeti ve benzer ayetlerde anlatılan fakrdır. Bu anlamdaki fakirlik hadislerde de: “Fakr, insanı nerede ise küfre düşürecekti.”6 “Fakirlik, iki cihanda yüzkarasıdır.”7 İfadeleriyle anlatılmakta ve bu manada gönle sıkıntı veren fakirliğin makbul olmadığı ifade buyrulmaktadır. Tasavvufa konu olan fakr ise bu tür fakirlik değil, manevi fakirliktir. 2- Manevî Fakirlik: Kulun kendinde varlık görmemesi, herşeyi Hakk’a irca etmesi, şahsının, amelinin, hal ve makamının Allah’ın lütfu olduğunu kabul etmesidir. Kur’an’daki: “Ey insanlar, siz Allah’a karşı fakir; yani muhtaçsınız. Allah ise ganîdir; yani herşeyden müstağni- dir.”8 ve “Allah ganîdir; siz fakirlersiniz; yani O’na muhtaçsınız.”9 ayetleri bu anlamda- ki fakrı anlatmaktadır. Peygamber Efendimiz, “Fakr, benim medar-ı iftiharımdır.” 10 buyurmaktadır. Yine başka bir hadis-i şerifinde “Allah’ım beni fakir yaşat, fakir öldür ve fakirlerle haşret!”11; Allah’ım beni sana karşı muhtaç (fakir) kılarak müstağni eyle, kendinden başkasına muhtaç (fakîr) etme!12 buyurmuştur. Bu hadisler manevi fakr anlamında kullanılmıştır. Kulun Allah’a muhtaç olması demek olan fakirlik, elbette fakiri de zengini de kapsar. Bu anlamıyla fakir ve fukara, malı olmayan anlamına değil, “sufî ve derviş” manasına gelir. Bu yüzden eskiden şeyhler kendilerine “Hadimu’l-fukara” (Fakirlerin hizmetkârı) derlerdi. İlk sufîler “yoksulluk” anlamına gelen fakr ile
Fakrın MakamlarıEbül - Hasan Harakani · Büyüyenay Yayınları · 201718 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
10/10
·144 syf.··
Beğendi
·
2026 15. kitabı
·
29 saatte okudu
·
Okunma: 03 Nisan 2026 16:25
Kitap üç bölümden oluşuyor. Bölüm başlıkları ve içerikleri şu şekilde: Birinci Bölüm: Hazret-i Muhammed Tolstoy'un, Peygamberimizin 93 tane Hadisini derlediği bu risale ilk defa Ekim 1908'de yayımlanıyor. Yani Tolstoy hayatta iken, bizzat kendisi tarafından. Tolstoy kitaba, "Muhammed'in Kur'an'a Girmemiş Hadisleri" ismini veriyor. Tabi bu isim metodolojik olarak hatalı fakat o iklim de anlaşılabilir. Burada mühim olan şu ki, Tolstoy, İslamiyeti araştırıyor ve Abdullah El-Sühreverdi'nin Hindistan'da basılan Hadis kitabını okuyor. İşte bu 93 Hadisi de bu okuduğu kitaptan derliyor. İkinci Bölüm: Mektuplar Bu bölümde Tolstoy'un, Azerbaycan kökenli bir general olan İbrahim Ağa ile evli olan Rus asıllı Yelena Vekilova'nın birbirlerine yazdıkları mektuplar yer alıyor. Bu mektuplaşmalar 1909 senesinde yapılmış. İlk mektubu 2 Mart 1909'da Vekilova yazıp, Tolstoy'a gönderir. Bu mektubunda özetle şu suali sorar: “Oğullarım, babalarının dinine geçmek için benden izin istiyorlar. Ben ne yapmalıyım?“ Tolstoy da çok kısa bir müddet içinde yani 15 Mart 1909 tarihinde bu mektuba cevap verir ve mektubunda şu unutulmaz sözleri söyler: “Bunu söylemek ne kadar tuhaf olsa da benim için Muhammedilik, Haça tapmaktan (Hıristiyanlıktan) mukayese edilemeyecek kadar yüksekte duruyor. Eğer insan, seçme hakkına sahip olsaydı, aklı başında olan her Provoslav (Hıristiyan) ve her bir insan, şüphe ve tereddüt etmeden Muhammediliği; tek Allah'ı ve onun Peygamberini kabul ederdi.“ Sayfa 44 Ve bu mektuptan sonra şunlar olur: “Tolstoy'un mektubundan sonra Tiflis'teki Zagafgaziya Ruhani İdaresi general İbrahim Ağa Vekilov'un evlâtları Müslümanlığa kabul etmiş ve bu arada Müftü Mirza Hüseyin Efendi Kayıpzade'nin imzası ile resmî senet vermiştir. Çocukların adını da değiştirip; Boris,
Hazreti MuhammedLev Tolstoy · Çalıkuşu Yayınları · 20225,6bin okunma
7/10
·208 syf.··
Beğendi
·
2026 8. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 12 Mart 2026 22:18
Eser, Türk şiirinde metafizik duyarlığın, içsel derinliğin ve toplumsal sorumluluğun birleştiği önemli bir eserdir. Sade dili, güçlü temaları ve içtenliğiyle hem edebi hem düşünsel bir zenginlik sunar. Eser; Birazdan gün doğacak Karanlık duvarlar Risaleler Gelecek zaman risalesi Nida beyitleri Ana konu başlıkları ve alt başlıklardan oluşmaktadır.
Şiir
ŞiirlerErdem Bayazıt · 19936,4bin okunma
Puan vermedi·207 syf.··
2026 14. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 08 Şubat 2026 00:23
Yirmibeşinci Lem'a (Hastalar Risalesi) Üçüncü Şuâ (Sekizinci Hüccet-i İmaniye - Münacat) Yirmialtıncı Lem'a (İhtiyarlar Risalesi) Yirmibirinci Mektub (Yirmialtıncı Lem'anın Zeyli) Evdeki ihtiyarlara hürmet ve kıymetlerini bilmek hakkında Onyedinci Mektub (Yirmibeşinci Lem'anın zeyli - Çocuk Ta'ziyenamesi) Onyedinci Lem'anın Onikinci Notası (Eski Said'in gülmeleri, Yeni Said'in ağlamalarına inkılab edeceği hengâmda; gençliğin gaflet uykusundan ihtiyarlık sabahıyla uyandığı bir anda yazdığı Arabî münacat ve niyazının Türkçeye çevrilen bir kısmı) Bir Nur Talebesinin mahkemedeki müdafaasıdır. Valla ben erdim mi bilmiyorum ama şöyle bir şey oldu, bu risaleyi okurken baktım başında hastalar risalesi, münacat derken peşine ihtiyarlar risalesi, dedim ki dur yazayım anlaşılan bir iki Risale-i Nur dersinin toplamı bu risale. Ne okuduğumu unutmayım çünkü derse dalınca başlık başlık bilemem. Başladım yazmaya. Yukarıdakiler benim yazmam değil ama. Çünkü son sayfaya gelince bir de ne göreyim âdet olmadığı bir şekilde arkasında fihrist var. Buna mı erdim? Bilmem bence kıymetli. Ben her zaman risale okumanın himmetini hissettim üzerimde. Mutlu oluyorum. Bana sanki sen yorulma dendi. Ne bileyim hoş geldin bana. Üstad üstad diye gezmem ortada yalan yok şimdi çünkü öyle bir şey hissetmiyorum. Bu kitapları seviyorum ve üstadın da o kitaplara talebe olduğunu düşünüyorum. Bunu birine söylesem, daha doğrusu söyleseydim kesinlikle kınama yerdim. Hiç zannetmiyorum anlaşılabileceğimi. Yargılama kesin bence. Neyse. Zaten üstadın da benimle bir derdi olduğunu zannetmem. Mesela bir keresinde babam bizim namaz odasında talebelerle ve üstad ile namaz kıldığını görmüş. Peki ben ne gördüm, kabenin içinde meğer risale kütüphanesi varmış ve ben orayı görünce tamam diyorum kabeye gidilir bunun için.
Edebiyat
Zühretü'n-NurBediüzzaman Said Nursî · Söz Yayınevi · 2005163 okunma
10/10
·480 syf.··
Beğendi
·
2026 59. kitabı
Yirmibirinci Lem'a İhlas hakkında (Onyedinci Lem'anın Onyedinci Nota'sının yedi mes'elesinden Dördüncü Mes'elesi iken, ihlas münasebetiyle Yirminci Lem'anın İkinci Nokta'sı oldu. Nuraniyetine binaen Yirmibirinci Lem'a olarak Lemaat'a girdi.)Bu Lem'a lâakal her onbeş günde bir defa okunmalı.بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِوَلَا تَنَازَعُوا فَتَفْشَلُوا وَتَذْهَبَ ر۪يحُكُمْ ٭ وَ قُومُوا لِلّٰهِ قَانِت۪ينَ ٭ قَدْ اَفْلَحَ مَنْ زَكّٰيهَا ٭ وَ قَدْ خَابَ مَنْ دَسّٰيهَا ٭ وَلَا تَشْتَرُوا بِاٰيَات۪ى ثَمَنًا قَل۪يلاًEy âhiret kardeşlerim ve ey hizmet-i Kur'aniyede arkadaşlarım! Bilirsiniz ve biliniz: Bu dünyada, hususan uhrevî hizmetlerde en mühim bir esas, en büyük bir kuvvet, en makbul bir şefaatçı, en metin bir nokta-i istinad, en kısa bir tarîk-ı hakikat, en makbul bir dua-yı manevî, en kerametli bir vesile-i makasıd, en yüksek bir haslet, en safi bir ubudiyet: İhlastır. Madem ihlasta mezkûr hâssalar gibi çok nurlar var ve çok kuvvetler var.. ve madem bu müdhiş zamanda ve dehşetli düşmanlar mukabilinde ve şiddetli tazyikat karşısında ve savletli bid'alar, dalaletler içerisinde bizler gayet az ve zaîf ve fakir ve kuvvetsiz olduğumuz halde, gayet ağır ve büyük ve umumî ve kudsî bir vazife-i imaniye ve hizmet-i Kur'aniye omuzumuza ihsan-ı İlahî tarafından konulmuş; elbette herkesten ziyade bütün kuvvetimizle ihlası kazanmaya mecbur ve mükellefiz ve ihlasın sırrını kendimizde yerleştirmek için gayet derecede muhtacız. Yoksa hem şimdiye kadar kazandığımız hizmet-i kudsiye kısmen zayi' olur, devam etmez; hem şiddetli mes'ul oluruz. وَلَا تَشْتَرُوا بِاٰيَات۪ى ثَمَنًا قَل۪يلاً âyetindeki şiddetli tehdidkârane nehy-i İlahîye mazhar olup, saadet-i ebediye zararına manasız, lüzumsuz, zararlı, kederli, hodfüruşane, sakil, riyakârane bazı hissiyat-ı süfliye ve menafi'-i
Alıntı
Lem'alarBediüzzaman Said Nursî · Söz Basım Yayın · 20205,7bin okunma