Erdem Bayazıt’ın dizeleri, yalnızca kalpleri değil, ruhun derinliklerinde saklı duran hakikatin kapılarını da aralıyor. Şiirler adlı eseri, hakikatin peşinden giden bir yolcuğun hem rehberi hem de kendisidir. Şair, dünyevi olanın ötesine geçerek, görünmeyen gerçeği görünür kılmayı başarmış, okuyucusunu sadece bir okur değil, bir arayıcıya dönüştürmüştür.
***
Bayazıt’ın şiirleri, diğer birçok şairin sıklıkla işlediği dünyevi aşkın dar sınırlarında kalmaz. Onun mısraları, uğruna ölünecek değerleri, insana yüce bir anlam katan mücadeleleri işler. Yedi Güzel Adam’ın bir ferdi olarak Bayazıt, İslam davasını estetikle harmanlamış, edebiyatı bir tebliğ aracı olarak kullanmıştır. Şiirlerinde samimiyet o kadar derindir ki, yazdıkları yalnızca birer söz değil, adeta birer niyazdır.
***
“Yalnız imkansızlığı mı anlatır bir bulut” dizesinde, Bayazıt’ın şiir anlayışının temel taşlarından biri saklıdır: İmkansızı görünür kılma çabası. Şair, bu yönüyle sadece perdeyi değil, perdenin ardındaki hakikatleri de öne çıkarır. Görünene hapsolmaktan kaçınır, görünmeyen hakikatleri okura gösterir. Bu yönüyle, modern çağın sığ gerçekliklerine bir isyan ve derin anlamlara bir davet sunar.
***
Bayazıt’ın şiirlerinde iç aleme yapılan yolculuklar önemli bir yer tutar. Suskunluğun ve yalnızlığın kalelerine çekilerek, derin bir içsel hesaplaşmaya girer: “Susmanın kalesine sığınıyorum.” Bu mısralar, bir kaçış değil, hakikatin aranışı için bir inzivadır.
Şair, insanın kendi varoluşunu sorgulamasını ister: “Biz vardık şimdi o biz nerede?”
İnsanın yitirdiklerini sorgulayan Bayazıt, umudu ve dirilişi de ihmal etmez. Mücadeleyi, inancı ve vazgeçmemeyi anlatarak, okuyucusuna bir kurtuluş yolu çizer: “Göğü kapatan çatıları yıkıyoruz ellerimizle.”
Şairin, insanlığı uyanışa çağırdığı bu çırpınışlar, adeta bir