“Üç varmış, üç yokmuş ahir zaman içinde, zahir zaman dışında...”Gökten üç insan düşmüş; üç farklı yüz, üç farklı ses, üç farklı hayat...Üçünün de aynasına akseden tek gerçek:Sevilmek ve değer görmek arzusu...
Bir arayış kitabı bu. İçinde, kendini kaybeden ve yine kendini kendi içinde arayan herkes için bir parça cümle saklı.
Bir uyanış kitabı bu. Görünenin ardında görünmeyen perdeler çekiliyor zihninizin en kuytu uğultularına. Bir ışık huzmesi içinde yeniden doğup yeniden ayna karşısına geçiyor insan.Ve görmek istediğini değil, olanı gösteriyor artık baktığında tüm aynalar...
Tıpkı üstadın da dediği gibi:
"Bahar mevsiminde fırtınalı yağmur, çamurlu toprak perdesi altında, nihayetsiz güzel çiçek ve muntazam nebatatın tebessümleri saklanmış...”
"Her şeyde, hattâ en çirkin görünen şeylerde, hakikî bir hüsün ciheti vardır."
Aynalar Koridoru’nda aşkı, Aynalar Koridoru’nda kendimi, Aynalar Koridoru’nda ilahımı buldum ben
Beyaz, mavi, kırmızı , gri ve sarı... Her rengin içinde bir insan saklı.
Teşekkürler Mustafa Abi ve teşekkürler sevgili eşim. :)
***
(Yıllar yıllar önce girmişti kütüphaneme bu kitap. Defalarca alıp alıp bıraktım elimden. Evlendikten sonra da eşimin birkaç milyon kez “Artık oku.” ihtarına kulak asmamıştım. Ta ki bir gün;aldatılma öyküsüyle ruhunda derin yaralar açılmış, benlik saygısı yitik, sevmek ve sevilmek derdiyle kaybolmuş bir danışanla çalışmaya başlayana kadar...
Kitap, ısrarla eşim aracılığıyla yeniden gündeme geliverdi.“Önce ben bir okuyayım, önermeden önce...” diye elime aldığım kitabı şimdi inanıyorum ki ömrümün son demine kadar elimden bırakamayacağım...Mutlaka bazı satırlar tekrar tekrar çizilecek ve tekrar tekrar kaybolup bulunacak bazı renkler olacak.