Gecenin kör saatlerinde, beni bir başına tavan ile konuşturan herkese küskünüm.
İnsan hayatını büyük ölçüde etkilemesi muhtemel kötü ya da iyi bir olay olduğunda başa gelebilen durum. Kişi yatakta bir sağa döner, bir sola döner fakat nafiledir zira beyin aynı olayı sürekli başa sararak kişiye oyunlar oynamakta, ilerde olabileceklere dair çeşitli senaryolar üreterek geceyi daha da uzatmaktadır. Olası bir sonuç pes edip yatağın içinde bağdaş kurup boş gözlerle karanlığa bakmaktır*.
Dertlerden, stresten, sorunlardan, üzüntülerden, hüzünlerden değil, direkt olarak fikir, tespit, düşüncelerden dolayı uyuyamıyorum. Uykusuzluğumun ve insomnianın kaynağı gündelik ya da aslında içinden çıkılabilir problemler değil, beynimin sürekli bir işlem dahilinde olup herkese ve her şeye dair düşünmesindendir. Her şeyi tahayyül edip, 30 dakika içinde onlarca farklı şey üzerinde farklı düşüncelere varmasındandır. Acı çekmeye kadar varan bir şeydir bu. Beynin otomatik olarak düşünmesi ve düşünmeyi bir an için bile bırakmamasıdır. İnsanlar sorunlarını düşünmekten uyuyamazlar. Bense insana, doğaya, hayata ve duygulara dair yoğun, geniş ve farklı şeyler düşünmeye devam etmekten, bunları durduramamaktan dolayı uyuyamıyorum. İçinde bulunduğum ahval bana acı veriyor. İnsanlar "takma kafana" dedikleri zaman onlara işkence etmek istiyorum çünkü düşünmek, durdurabildiğim, duraksatabildiğim ya da yavaşlatabildiğim bir şey olmadı hiçbir zaman. Uyku ilaçlarına bağlı bir hayat geçirmek istemiyorum, çünkü her psikolojik ilaç insanın kreatifliğini öldürmekte.
Uyuyamadığım zamanlarda bir yandan düşünmeye devam ederken, bir yandan araştırırım. Düşüncelerimi ve araştırdıklarımı bir araya getirip bir kanıya varırım. kanaatlere varırım. Hiçbir şey düşünmeme engel olmadığı gibi, uyku hormonlarım gerekli