Anlam boşluğu, “Ben neden varım?” sorusuyla başlar.
Körlük bu soruya zevk, başarı ve görünmek gibi sahte cevaplar verirken hakikat, “Allah’a kulluk” cevabını sunar.
Aidiyet boşluğu, “Nereye aitim?” sorusunu doğurur.
Körlük kalabalıklara ve ideolojilere yönlendirirken hakikat, “Allah’a ait” olmayı hatırlatır.
Kontrol boşluğu, “Kim yön veriyor?” sorusuyla kendini gösterir.
Körlük, insanın kendi kaderini kendisinin çizdiğini iddia ederken hakikat, “tevekkül ve teslimiyetle” Allah’ın kudretini gösterir.
Sevgi boşluğu, “Kim beni gerçekten sever?” sorusunu doğurur.
Körlük, beğenilmek ve arzularla dolu bir sevgi yanılsaması sunarken hakikat, “rahmetin karşılıksız sevgisini” gösterir.
Güven boşluğu ise “Kime dayanabilirim?” sorusuyla ortaya çıkar.
Körlük, paraya, statüye ve insanlara yönlendirirken hakikat, “Allah’ın kudretine” sığınmayı öğretir.
Bu cevaplar, uyanışın eşiğidir.
İnsanoğlu dünyayla birliği insanlık öncesi duruma geri dönerek değil, insana özgü nitelikler olan sevgi ve mantığı tüm sınırlarına kadar geliştirerek bulabilir.