Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

10/10
·186 syf.··
Beğendi
·
2020 23. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 17 Mart 2020 18:11
Hermann Hesse ne yazdıysa çağının ötesinde yazmış. "Demian" yazarın otobiyografik yansımalar içeren kitabı. Çok güzel sevgili okur, çok güzel. Bence öyle güzel ki inceleme yerine sadece bunu söylemek istiyorum: çok güzel! Bu romanın okuması kolay, fakat anlaması, içselleştirilmesi zor. Yazarın cümle içinde cümle, fikir içinde fikir anlattığı hem Hesse kalemine hakim olanlar, hem de felsefi ve biraz daha soyut anlatımlara alışkın olanlar tarafından daha net anlaşılabilir diye düşünüyorum. Roman, baş karakteri Sinclair çerçevesinde büyüme sancısını anlatıyor. Başlarken hayat hepimiz için daha keskin ve nettir. Oysaki hayat bize bunun böyle olmadığını; değişebilirliliği öğretir. Hesse bu geçişi kendinden yola çıkarak ama en önemlisi sorular sordurarak anlatıyor. Soru sormaya başlamak için muhteşem bir başlangıç. Bir alıntı ile bitireyim: "Her insanın yaşamı, onu kendine götüren bir yoldur, bir yol denemesi, bir yol taslağıdır. Hepimiz aynı derinliklerden çıkıp geliriz ama bir taslak olarak, derinliklerden çıkıp gelen bir yaratık olarak her birimiz kendi öz amacımıza varmak için uğraşıp didiniriz. Birbirimizi anlayabilir, ama kendimizi ancak kendimiz açıklayıp yorumlayabiliriz." 1000Kitap Demian Hermann Hesse
DemianHermann Hesse · Afa Yayınları · 19976,5bin okunma
Puan vermedi·186 syf.··
2019 20. kitabı
yaşama yeteneğimi, dünyaya olan bağımı kaybettiğimi hissettiğim vakitlerde kendime hep “yaşamak nedir?” diye sorarım. yaşamak nedir? varlığımın amacı nedir? buna cevabım genellikle “yolda olmak” olur, “varlığımı anlamlı kılmak.” yine de çoğu kez, bunun gerçekliğini de sorgular, kesin bir cevaba ulaşamam. öyle ya, bazen insanın karşısına çıkan bir insan, bir olay, bir şey, herhangi bir şey onu cevaba daha da yakınlaştırır; cevabı hiçbir şey veremez insana, sadece yakınlaştırabilir. beni gerçeğe, benim gerçeğime yakınlaştıran o herhangi bir şey’den biri de hermann hesse oldu. yazdıklarında, düşündüklerinde mutlaka kendimden ya da gittiğim yolumdan bir şeyler buluyorum. ve okuduğum her kitabıyla ruhuma başka bir güzellik daha eklemiş oluyorum. demian; birbirine benzer ruhların bir gün mutlaka karşılaşacaklarını ve o gün geldiğinde birbirlerini hiçbir şeye gerek kalmadan kendiliğinden tanıyabileceklerini, insanın kendisi olması’nın ne anlama geldiğini, yalnızlığın o kadar da yalnızlık olmadığını, bir şeyi elde etmek istiyorsam onu tüm yüreğimle istemem gerektiğini, doğanın ve tanrı'nın içimde nasıl büyülü bir şekilde var olabildiğini, insan olmanın o kadar yüzeysel ve basit olmadığını, dünyayla aramda kesinlikle gerçek bir bağ olmadığını ama dünyayı da inkar etmemem gerektiğini, eve dönmenin huzurunu, evde olmayı, evin kalbimde olduğunu kulağıma fısıldayan bir kitap oldu. tüm bunları kalbime ve aklıma iyice yerleştirip, bir daha hiç unutamamayı diliyorum; çünkü tüm bunlar, dünyaya olan bağımı kaybettiğimi hissettiğim vakitlerde bana yol gösterici parlak birer yıldıza dönüşecekler.
DemianHermann Hesse · Afa Yayınları · 19976,5bin okunma
9/10
·186 syf.··
2025 17. kitabı
·
36 saatte okudu
·
Okunma: 03 Mart 2025 23:14
Nobel ödüllü yazar Hesse nin en belirgin özelliği,kişilerin iç dünyalarına inmesi irdelemesi kişilik analizleriyle çevre ilişkilerine kadar çok iyi bir ayna tutmasıdır...Bu romanda da mühafazakar bir ailede yaşayan ama bunu çoğu analizler ile red eden Sinclear ın dünyasını işliyor,hayatında yaptığı hataların farkında ama iyi bir öğreticiye de hayır demeyen sinclear, çocukluğundan gençliğine ve kitabın sonuna tekabül eden askerliğe kadar giden yolda öğretici arkadaşı Demian ve gönlünü kaptırdığı annesi Eva ile olan ilişkileri ve bu yolda edindiği öğretiler kitapta vurucu bir şekilde anlatılmış ...Çok iyi anlatılmış kişinin çocukluk gençlik dönemini iç dünyasına uzanan mükemmel bir labirent...9/10
DemianHermann Hesse · Afa Yayınları · 19976,5bin okunma
Demian, Lucifer'e ilham olabilir mi?
6/10
·186 syf.··
2019 42. kitabı
·
11 saatte okudu
·
Okunma: 21 Ekim 2019 23:20
Bugün solumdan kalkmış olacağım ki bu incelemeyi yazarken biraz gerginim, eleştirime de yansıyacak bu gerginlik :D Yazarın Siddhartha'dan sonra okuduğum ikinci eseriydi. Kendisinin iki dünya savaşını da gördüğünü, anti militarist bir dünya görüşü olduğunu, Nazilerin kendisinden hiç hoşlanmadığını ve bu eseri yazarken ciddi bunalımda olduğunu bilmekte fayda var. Özetle: dindar Hristiyan bir ailede doğan Avrupalı bir gencin çocukluğunun son evreleri ve ergenlik döneminde yaşadığı ruhsal ve dinsel arayışın, içinden çıkamadığı bunalım sürecinin öyküsü diyebiliriz kitap için. Etkilendiğim birkaç yere temas etmek istiyorum; Sinclair'in çocukluğunda söylediği masum bir yalan sonrası gelişen olaylar silsilesi var. Yalanını örtmek için daha fazla yalan söylemesi ve kötü davranışlar sergilemesi gerekiyor, yani öyle hissediyor. Burdan bir çocuğun karakterinin şekillenmesinde okul öncesi ve ilköğretim çağında yaşadığı düşünsel ve psikiyatrik sürecin ne kadar önemli olduğunu gördüm. İkinci olarak ergenlik döneminde gençlerin yaşadığı dürtüsellikle yine karakterinde ve ruhsal gelişiminde dalgalanmalar yaşandığını görmüş olduk. Bundan çıkış reçetesi olarak o dönemde sanatsal faaliyetlerin önemini hissettirdi bana. Son olarak herhangi bir semavi olmayan dinin nasıl neşet ettiğini ve toplulukların kitlesel bir ruhî bunalım ve yeni bir dinsel/felsefik arayış yaşadığı dönemlerde içindeki bulundukları günahkar ve yozlaşmış, olgunlaşma emaresi göstermeyen toplumun yok oluşuna sebep olacak büyük bir hadise beklentisi ve akabinde gelişecek yeni bir serüveni tüm içtenlikle istediklerini gördüm. Kitap aslında toplumun dinî ve ahlâkî değerlerini yitirdiğinde gençliğin yaşadığı sürece eleştiri getirmeye çalıştığını düşünüyorum. Bunu yaparken kendi toplumunu, yani bütünüyle Avrupa insanını
DemianHermann Hesse · Afa Yayınları · 19976,5bin okunma
Spoilerdan korkan okumasın
Puan vermedi·186 syf.··
Beğendi
·
2021 1. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 01 Şubat 2021 12:58
Bir başkaldırı kitabı Demian; ki ismini muhtemelen gerçek olmayan, Sinclair'in yol gösterici manevi rehberinden alıyor. Kitabın belli başlı olaylarını toparladığım zaman belli başlı bi dünya görüşü elde ediyorum ve Jung'un anlatımlarında okuduklarımı Sinclairin gözünden de yaşatmış oldum. Ki Jung ile Hesse aynı tarihlerde doğup ölmüşler ve mektuplaşmaları da türkçeye çevrilmiş. Kitabı okurken bu ikilinin birbirine etkisini yoğun olarak görmek beni sevindirdi açıkçası. Öykünün başında sinclair fena taciz ediliyo benim için en vurucu ve sahici kısmı da orası. Kendisi de söylüyor, insan çocukken bu kadar detaylı düşünmüyor elbette ne hissedip ne yaşadığın farkında olamıyor ancak büyüyünce yorum getiriyor. Ama ben de kendi çocukluğumdan biliyorum ki fena derinlikte yaşıyoruz çocukken kelimelere dökünce bi çocuğu aşacak kadar büyük duruyor. Neyse taciz olayını yorumlarsam, sinclair kendini bi bakıma kötünün iradesine teslim etme arzusu ile iylik ve saflık kalesi olan ailesine tutunmayı bırakıyor. İçten içe bilerek kötüye teslim oluyor ki, bu yolla içindeki karanlığı tanımaya bi adım yakınlaşıyor. Zira evde kalsaydı, kötü olanın niteliklerini tanımayacaktı. Zorbaya kendi elleriyle verdi gücü. Vicdanını rahatsız etmeye yöneldi kendi bilinçsiz istemiyle. Niye karşı çıkmadı bu tacize ki bu taciz türü muhtelemen en çok erkeklerin maruz kaldığı bi zorbalık biçimi. Ve en önemli durumlardan birisi de Sinclairin suçlu olarak eve döndüğünde babasının kötülüğü bilmiyor oluşundan ve kötü davranabilme gücünden kendini üstün hissetmesi: bu bir şeytana tapınma değil de, ruhun diğer ayağını yani kötülüğü yadsımama girişiminin şeytansı bi yan etkisi. İnsan her zaman kötüye haddini bildiremez bazen onun tarafından yönetilmeye bırakır kendini, ki ahlak bekçiliğine
1000Kitap Gerçek Okurlar
DemianHermann Hesse · Afa Yayınları · 19976,5bin okunma
8/10
·199 syf.··
Beğendi
·
2020 8. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 13 Eylül 2020 11:00
"Seven biri ne sevdiğine yalvarıp yakarır ne de ondan bir istekte bulunur." Sevgi, kendi içinde bir kesinliğe, bir olgunluğa ulaşacak gücü barındırabilmelidir. İşte o zaman çekilmekten kurtulur, kendisine doğru çeker karşısındakini.
DemianHermann Hesse · Afa Yayınları · 19976,5bin okunma
Kendine Yabancı Doğanlar İçin Bir Roman
Puan vermedi·200 syf.··
2026 45. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 15 Mayıs 2026 14:13
Demian insanın yalnızca bir hikâyeyi değil, kendi içindeki bölünmüşlüğü de okumaya başladığı kitaplardan biri gibi geldi bana. Çünkü kitap boyunca Sinclair’in yaşadığı şey aslında yalnızca büyümek değil; kendine yaklaşırken kendinden korkmayı öğrenmek. Ve Hesse bunu çok erken bir yerden, çocukluk üzerinden kuruyor. Zaten kitabın en güçlü yanlarından biri de burada başlıyor. Sinclair daha en başta, “Bunu anlatabilmem için atalarıma gitmem lazım.” der gibi bir kapı açıyor. Çünkü insanı yalnızca bugünü oluşturmuyor; onu yetiştiren insanların korkuları, inançları, bastırılmış tarafları da şekillendiriyor. Kitap boyunca hissedilen en güçlü duygulardan biri, insanın kendi içindeki iyilik ve kötülük arasında sıkışması. Ama Hesse bunu klasik bir “iyi insan-kötü insan” çatışması gibi vermiyor. Daha çok insanın içinde bastırdığı taraflarla yüzleşmesi üzerinden ilerliyor. Zaten Sinclair’in yaşadığı sancı da burada başlıyor. Başkalarına benzememek, yaşıtlarının hissettiği şeyleri hissedememek, bazen kendini üstün görmek ama aynı anda korkunç bir yalnızlık yaşamak… Özellikle şu kısım kitabın ruhunu çok güçlü veriyor: “Kendimi zaman zaman başkalarıyla kıyasladığımda, çoğu kez gurur ve kibir duygusuna kapılıyordum ama bir o kadar da cesaretim kırılıyor, bezgin düşüyordum.” Bu aslında birçok insanın içinden geçtiği ama kolay kolay itiraf edemediği bir duygu. Kendini farklı hissetmekle, dışarıda kalmış hissetmek arasındaki ince çizgi. Ve Hesse bunu fazlasıyla gerçek hissettiriyor. Bir diğer güçlü taraf ise kitabın inanç meselesine yaklaşımı. Körü körüne inanmak mı, yoksa sorgulayarak inanmak mı? Kitap bunu doğrudan cevaplamıyor ama sürekli karakterlerin zihninin içine bırakıyor. Özellikle kendi içinde gelgit yaşayan, inançla akıl arasında sıkışan insanların bu kitapta kendinden
DemianHermann Hesse · Can Yayınları · 20216,5bin okunma
Etkileyici bir ruhsal anlatı.
9/10
·200 syf.··
Beğendi
·
2025 39. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 05 Eylül 2025 00:00
Yazarın ilk olarak Emil Sinclair takma adıyla kaleme aldığı bu eser, daha sonra kendi adıyla basılmış. Kitap, Carl Gustav Jung'un analitik psikolojisinden ve Gnostisizmden beslenen semboller ve temalarla dolu. Hermann Hesse’nin bu kitabı ilk başta neden "Emil Sinclair" takma adıyla yayınladığını şimdi daha iyi anlıyorum. Kendi isminin ağırlığından kaçıp, sanki doğrudan ruhunun mahzeninden konuşmak istemiş. Demian, öyle "geçerken okudum, bitti" denecek bir roman değil; resmen insanın suratına sert bir ayna tutuyor. ​Kitabın başında Sinclair’in o meşhur "iki dünya" tasviri var ya... Hani o sıcak, güvenli aile yuvası (ışık dünyası) ve dışarıdaki o tekinsiz, günah dolu sokaklar (karanlık dünya). Okurken şunu düşündüm: Hangimiz çocukken o temiz, pürüzsüz dünyanın sonsuza dek süreceğine inanmadık ki? Ama sonra hayatınıza bir Max Demian giriyor ve tüm o ahlaki kalıpları, "iyi çocuk" olma çabalarınızı darmadağın ediyor. ​Demian karakteri gerçekten ürpertici bir karizmaya sahip. Habil ile Kabil hikayesini o gnostik bakış açısıyla yeniden yorumladığı sahnede "Hadi canım, bu kadar da olmaz" diyorsunuz ama bir yandan da hak veriyorsunuz. Kabil’in işareti, aslında bir lanet değil de sanki bir seçilmişlik nişanı gibi... Hesse burada Jung’un "Gölge" kavramıyla öyle bir dans ediyor ki, Sinclair’in ergenlik sancılarını okurken aslında kendi bastırdığınız o "karanlık" taraflarla yüzleşiyorsunuz. ​Pistorius’un o hüzünlü org çalma sahneleri veya Anne Eva’nın hem anne hem sevgili hem de kutsal bir figür gibi belirmesi... Kitap bazen bir rüya, bazen bir kabus gibi akıyor. Özellikle şu kuşun yumurtadan çıkma metaforu: "Kuş, yumurtadan çıkmak için savaş veriyor. Yumurta dünyadır. Doğmak isteyen, bir dünyayı yıkmak zorundadır." Bu cümle üzerine saatlerce düşünebilirim. Kendi dünyamızı
Edebiyat
DemianHermann Hesse · Can Yayınları · 20216,5bin okunma
Kuş Ölür Sen Uçuşu Hatırla…
7/10
·211 syf.··
2018 257. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 02 Kasım 2018 20:21
“İçimde dışarı çıkmak isteyen bir şey vardı, ben onu yaşamaya çalışıyordum yalnızca. Neden böylesine güçtü bu?” İnsanın en zorlu yolculuğu, kendi içinde, kendini bulmaya dair yaptığı yolculuktur. Çünkü dinlenmeyle geçiştirilecek fiziksel yorgunluğun ötesinde, arayanın gücüne ve soluklanabilmesine göre giderilmesi zor bir manevi tükenme söz konusudur. Ancak sorularınız anlamlı karşılık bulursa o ruhsal çaba, bulmanın mutluluğuyla dinginliğe evrilebilir. Bunun somut karşılığını, ben bir adamın çok yorucu bir işin sonunda muvaffak olmasının tatminiyle söylediği; “işte şimdi uyuyabilirim” rahatlığı olarak görüyorum. Hesse de kitabında bu ısrarlı ve yorucu arayış halini kutsuyor işte. Sürüden ayrılarak, vasatın ötesine geçmek, korkmadan, kendini kandırmadan, ısrar ederek sürekli aramak… Çünkü bu arayış ancak insanı o ideal noktaya getirecek. O ideal noktaysa sürekli gelişen, dinamik bir yapıdadır. Yani aslında insan o noktanın kendisine hiçbir zaman varamaz ama limitine gelebilir ancak. Yıkıma giden dünyada bir kurtuluş olacaksa da bu ancak bu idealin bilincindeki insanlar eliyle olacaktır. Bu da romandaki ifadeyle “yazgıyı göğüslemek” oluyor. Çünkü vasatı yaşayan insanlar, soru sormadıkları için böyle bir derdin sahibi değildir ve mutludurlar da. Ezberleri onları günlük rutinlerinde uyuşturmuştur. Uyuşmuş ve kaybolmuş kimseler size elbette ki yol tarif edemezler. Burada yine şairin sözü geliyor akla: “İnsan için önüne çıkan bütün yollar “yürünebilir” yollar ise, o insan artık kaybolmuştur.” Eğer insan, soru sorma cesaretini gösterdi, aramaya başladı ama ‘anlam’ını bulamadıysa da, Hesse’nin dediği gibi oluyor: ”..orman eski çekiciliğini yitirmiş, çevremdeki dünya tasfiye edilen bir mağazada satışa çıkarılan modası geçmiş malları anımsatıyordu, işte öylesine yavan ve
Etkinlik
DemianHermann Hesse · Can Yayınları · 20216,5bin okunma
"herkes için gerçekte bir tek uğraş vardı; kendini bulmak."
10/10
·200 syf.··
2023 30. kitabı
merhabalar, ilk yorumlayacağım kitabın favori kitabım olan "demian" olmasını istedim ve bu incelemede neden favori kitabım olduğu gayet net anlaşılacaktır diye düşünüyorum. kitap ana karakter olan emil sinclair'in gençliğiyle başlıyor. karşılaştığı insanları, bu insanların hayatındaki etkileri ve daha önce düşünmediği şeyleri sorgulamaya başlamasını okuyoruz kitap boyunca. belirli ve kalıplaşmış düşüncelerin dışına çıkmayan, dindar diyebileceğimiz bir ailede büyüyen sinclair, yol göstericisi demian ile tanışana kadar kendini tanımaktan ne kadar uzak olduğunun farkında bile olmuyor ve demian sayesinde küçük dünyasından sıyrılıp birçok şeyle yüzleşmeye başlıyor. hiç de kolay olmayan bu yolculuğun başlarında sinclair kendi evinde hakim olan iyiliğin dışında dışarısının tamamen kötülükle kaplı olduğunu fark ediyor ve zamanla benlik arayışını bu iki kavramla sürdürebiliyor. hem iyiliği hem de kötülüğü temsil eden abraxas tanrısı ise burada büyük bir yer kaplıyor diyebiliriz. "kuş yumurtadan çıkmak için savaş veriyor. yumurta dünyadır. doğmak isteyen, bir dünyayı yok etmek zorundadır. kuş tanrı'ya doğru uçuyor, tanrı'nın adı abraxas'tır." dünyanın bütün gerçekleriyle, iyilikle, kötülükle, dinle, ahlakla ve daha birçok şeyle yüzleşen sinclair sorguladığı sorularının cevabının hepsini demian'da bulmakta ve iyilik diye adlandırdığı yuvasından uzaklaşmaktadır. "beni çektiğim üzüntülerden kurtaran rüzgâr hiç beklenmedik bir yönden esti." “o zamana kadar pırıl pırıl, temiz bir dünyada yaşamış, bir çeşit habil yaşamı sürmüştüm. oysa şimdi kabil olup çıkmıştım adeta, işte öylesine derin bir uçuruma yuvarlanmış, batağa saplanmıştım.” yaşamını bu tür cevap arayışlarıyla sürdüren karakterimiz büyüdükçe demian gibi başka kişiler de tanımakta ve hepsinden bir şeyler
Kitap Yorumu
DemianHermann Hesse · Can Yayınları · 20216,5bin okunma

Yazar Hakkında

Hermann HesseYazar · 54 kitap
1877'de Almanya'nın Calw Kasabası'nda doğdu. 1962 yılında İsviçre'nin Montagnola Kasabası'nda yaşamını yitirdi. İlk şiirini yirmi beş yaşında yazdı. Ardından Peter Camenzind, Çarklar Arasında, Gertrud, Rosshalde, Demian ve diğer romanları geldi. Birinci Dünya Savaşı'nda Alman militarizmini protesto etmek için İsviçre'ye yerleşti. İkinci Dünya Savaşı'nda hem Naziler, hem de antifaşistler tarafından sert şekilde eleştirildi. Bu eleştiriler, ayrıca sorunlu aile yaşamı ve savaş esirlerine yardım konusundaki yoğun çalışmasının sonucu ağır bir bunalım geçirdi. Jung'un öğrencisi Lang ona psikanaliz tedavisi uyguladı. Lang ile dostluğu ruhbilime ve Jung'a duyduğu ilgiyi körükleyerek şiirsel iç dünyasını zenginleştirdi. İnsancıllığı, barışseverliği ve insan yaşamını irdeleyen felsefesi, Bozkırkurdu, Narziss ve Goldmund ve Siddhartha adlı romanlarında özellikle belirgindir. Boncuk Oyunu adlı romanından sonra 1946'da Nobel Edebiyat Ödülü aldı. Doğu edebiyatına ve mistisizmine düşkünlüğü, ayrıca bireysel bunalımlara çözümü Doğu felsefesinde arayışı, 1960 yıllarında canlanan Budizm ve Zen Budizm akımlarının da yardımıyla özellikle Amerikan hippi gençliği arasında en çok okunan yazarlar arasına girmesini sağladı. Eserlerinin büyük bölümü Türkçe'ye çevrildi.