*gözlerimi açınca ,eski alışkanlık, bugün için bir ümit var mı diye düşünmeye başladım.
belli bir sebep yokken, sırf sevincimden, bir şarkı mırıldanmaya başladım.
*nihayetinde bütün büyükler, bir zamanlar küçük çocukturlar (pek azı bunu hatırlıyor olsa da)
*deseniz ki büyüklere "güzel bir ev gördüm, kırmızı tuğlalı, penceresinde sardunyalar, çatısında güvercinler..." katiyen akılları almaz o evi. Şöyle söylemeniz gerekir onlara: "bir ev gördüm en az yüz bin frank eder." bakın görün o zaman nasıl bağırırlar "şu evin güzelliğine bakın!" diye.
* "içiyorum,"
"Niye içiyorsun?" diye sordu küçük prens
"unutmak için," diye yanıt verdi ayyaş
"neyi unutmak için,"
"utandığımı unutmak için"
"neden utanıyorsun?"
"içmekten" dedi ayyaş ve kendini mahkum ettiği sessizliğine geri döndü.
"şu büyükler sahiden çok ama çok acayip oluyorlar" diye söylendi durdu küçük prens
* "okyanus var mı burda?"
"maalesef bilemeyeceğim," dedi coğrafyacı
"tüh! dağ var mı peki"
"onu da bilemeyeceğim,"
"şehir var mı, ırmak var mı, çöl var mı?"
"onları da bilemeyeceğim,"
"hani coğrafyacıydınız siz!"
"elbette coğrafyacıyım"
* acaba bütün bu yıldızlar günün birinde herkes kendi yıldızına dönebilsin diye mi parlayıp durur gökyüzünde?
* insanları mı soruyorsunuz? Yıllar önce görmüştüm. Şimdi bulur musun, bulursan nerede bulursun kim bilir. Rüzgar önüne katar götürür bunları. Kökleri yok ki tutunsunlar toprağa, çiledir bunlara yaşamak.
* mesela akşama doğru dörtte geleceğini bilirsem saat üç dedin mi yüzüm gülmeye başlar.
* ayrılık vakti gelip çatınca:
"ağlayacağım şimdi"