"Gece vaktinin nesi kötü? Işığı... En iyi karanlıkta görmez misin?
...
Güneşten bile parlak şeyler... Ancak karanlıkta görünmez mi zaten? Mesela... Yıldızlar gibi.
...
Dememiş miydim ben sana? Sahip olduğumuz bu şey dünyadaki her şeyden daha parlak."
Aahh my babies!! Sürekli olarak aynı salak toksikliği içeren bl'lerin arasında parıl parıl parlayan bir kurgusu var, borcu olan uke, zengin p!ç seme'den başka bir fikirleri yok galiba tüm mangakaların. Yiyip içip aynı konunun yüz farklı varyantını yazıp çiziyorlar.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
𝗠𝗶𝗿𝗮𝘀
𝐂̧𝐨𝐠̆𝐮 𝐚𝐢𝐥𝐞 𝐭𝐨𝐩𝐥𝐚𝐧𝐭ı𝐬ı 𝐠𝐨̈𝐳𝐲𝐚𝐬̧𝐥𝐚𝐫ı𝐲𝐥𝐚 𝐛𝐢𝐭𝐞𝐫.
𝐁𝐮 𝐢𝐬𝐞 𝐛𝐢𝐫 𝐜𝐢𝐧𝐚𝐲𝐞𝐭𝐥𝐞 𝐬𝐨𝐧𝐮𝐜̧𝐥𝐚𝐧𝐚𝐜𝐚𝐤.
Herkese Merhabalar...
Oyy ben ne okudum böyle.
İtiraf etmek gerekir ise ilk başlarda ne çıkabilir ki dedim.
Yani arka kapağı okudum cinayet falan deyince oohh dedim neler okuyacağım neler?
Sonra başladım eee dedim cinayet nerde kaldı?
Kim öldü kim ölecek?
Sayfaları çevirdikçe geldi gelmekte olan dedim ve bir iki fikir ürettim evet evet o hataya bende düştüm.
Tabi kimse ile konuşmayıp yapılan yorumları da okumayınca benim için şaşırtıcı son da kaçınılmaz oldu.
Son 100 sayfayı şöyle sıcak havada buzlu suyu içer gibi hüüppp diye içtim, okudum.
Ve altını tekrar çiziyorum ki tahmin etmedim.
Aahh şu aileler ilişkilerin içinde bu kadar olmasa.
Benim oğlum, benim kızım ben doğurdum ben diye gezmeye ne gerek var.
Neyse bu olaylara girmiyorum ki bu yönden şanslı biriyim.
Ama kitapta bu sonu bu olayları hiç beklemezdim hiç
Bir aile toplantısına davetlisiniz?
Agarwal'ların aile her şeydir diye birbirlerine kenetlenmesine yok artık diyeceksiniz?
Bay ve bayan Agarwal bir aile toplantısı düzenler aynı zamanda da evliliklerinin kırkıncı yıl dönümüdür.
Bay Agarwal geçirdiği felçten sonra emekli olup büyük emek verdiği petrol şirketini satıp yaklaşık üç yüz milyon değerinde gelecek olan parayı çocukları arasında pay etmek ister.
Myra, Aseem, Aisha.
Hepsinin kendine hayatı ve sakladığı sırlar vardır.
Aseem, Aisha'nın en yakın arkadaşı Zoe ile evlenmiş bebek beklemektedir.
Myra'nın şu aralar acı kayıplar ile dolu bitmekte olan bir evliliği vardır.
Aisha ise adaya getirdiği ve yeni tanıştığı bir adamdan tam da o günlerde bir evlilik teklifi alır.. (Kitap boyunca Zoe ve Myra'dan okuyacaksınız. Sonlara doğru da bir parça Aisha'dan)
Ve toplantı için ise Myra'nın yatırım olarak gördüğü ve aldığı tadilat
MirasTrisha Sakhlecha · Prime Kitap · 202552 okunma
Osmanlı dönemlerinde kuyruklu yıldızın kıyamete sebebiyet vereceğini düşünen bir mahalleli... Ve bu mahalleli hanımlarımız ise dedikoduyu pek bi severken bu yıldızın dünyaya çarpacağını ve kıyametin kopacağı dedikodusunu yayıyorlar..
Kıyamet kopuyor ahaliii??
Hani benim bir fincan kahvemm ¿
....
Kitabımızın ana karakteri İrfan beyimiz donanımlı biri olan ve kadınlara karşı düşmanlık besleyen biri.. Gazetelerde kadınlar hakkında pek bi haberler yapar durur düşman ya hani (Ah sinir bozucu şeyy). Hatta kadınların bu cehaletlikleriyle dalga geçebilmek için bir konferans düzenler paşamız, göktaşının dünyaya çarpacağını düşüncesini aşılayarak korkutuverir hanımlarımızı...
Lakin devran dönecek ya işte isimsiz bir mektubun gelmesiyle bu düşmanlık son verilir. Kim olduğunu bilmediğimiz asılsız bir kişiden bir mektup.. Acaba kimm, neden niçin yazmış olabilir ki?
Paşamız bu isimsiz hanımefendiye karşı derin duygular yaşayıp mektuplarda ise bu ısrarını dile getirsede, kızımız bu mektuplarda karşı nasıl tepkiler verir dersiniz ?..
Orasını da sizin okuyup şahit olmanız gereken bir kısımm daha fazla spoilere girmeyeyim değil mii?
...
Bu roman Reşat Nuri Gürpınarın okuduğum ilk eseriydi. Fazlasıyla hoşuma gitti desem yeridir çabuk bitmesin diye biraz uzattım hatta. Kitabımızın geçtiği dönemde bir takım cahiliyetliklerle ortaya atılan dedikoduların ne gibi olaylar yaşatabileceğine değinmiş gibi. Bunu ise arada mizahilik katarak okuyculara asılsız haberlerin ne gibi sonuçlar doğurabileceğini anlatmış hatta. Tabi büyük atılıp tutulmaması gerektiği gibi. İrfan beyimiz kadın düşmanı olurken nasılda tersine dönüyor dünyası en zevk aldığım kısımda burasıydı. Kitabın içerisinde o döneme ait adetler yaşam biçimi ve o döneme ait kelimelerin oluşu, tabi bazı kelimelerin anlamını
🅼🅸̇🅷
𝗗𝗶𝗹𝘀𝗶𝘇 𝗬𝗮𝗻𝗸ı
Herkese Merhabalar...
Sizlere çok ama çok severek okuduğum serimin devam kitabı ile geldim.
İlk kitap öyle bir yerde bitmişti elimiz kalbimizde öylece kalakalmıştık.
İkinci kitaba hemen kavuşmak istemiştik.
Neyse ki çok beklemedik hatta devam kitabı için de çok beklemeyeceğiz.
Zira yine öyle bir yerde bitti ki bende bittim.
O nasıl bir bitiştir bitirdi bizi bitirdi Elif.
Zaten bu seride en sevdiğim şeylerden biri de ilk kitapta da dediğim gibi her şey belli sıralamasına uygun şekilde kime göre neye göre demeyin hiç değer yargılarımıza göre gençlerin özellikle böyle okuması beni daha mutlu eden detaylardan.
Aaa şimdi hemen söyleyim ben yine yetişkin içerikli bir kitap.
Elif ve Siraç
Onlar en mutlu gününde gerçekler ile yüzleşiyor.
Elif uzun zamandır merak ettiği soruların cevabını tam da Siraç ile mutluluğa gideceği üzerinde bembeyaz gelinlik varken alıyor.
Levent Bey cevapları ona sunarken, Siraç'ın yanında olmasını ona hayat sunmasını istiyor.
Tıpkı babası gibi.
Siraç ki mezarını çoktan hazırlamış, kendini ölüm ile eş tutan, hayata tutunmak için kendinde bir neden görmeyen bir adamdır.
Elif olmasa şu zamana kadar da zor dayanırdı.
Babası hakkında öğrendikleri ile Elif ise tıpkı adının hakkı gibi dimdik durur.
Vazgeçmek, pes etmek mi hayır asla!
Elif mücadeleyi seçti Siraç için babası için...
Bedelleri elbette ki ağır oldu ama bir umut da doğdu.
Siraç ona bir seçenek sunmuştu ve o gerçekleşti onu korumak için evlendiler.
Aahh düğün öyle güzel oldu ki kalbimiz eridi, sonrası balayı ayyy ama bunlar bir araya gelince öyle tatlı öyle tatlı oldular ki.
Artık helali olduğunu bilen Elif ise vitesi açtı mı dersiniz, hem de nasıl
(İşte oralar okumaktan büyük keyif aldığım sahneler oldu)
Onlar mutluluğu kolay elde edemeyeceklerinin ise farkındadır geçmiş
Selamlar nasılsınız. Doru Demir'in söylediği türkü ile geldim. Bu seriyi anlatmaya kelimeler yetmez. Öyle harika bir seri ki okumayan çok şey kaçırır. Onlar ile birlikte her duyguyu yaşıyorsunuz. Herşey Erva'nın günlüğüne Doru'ya olan aşkını yazmasıyla başlamıştı. Öyle güzel bir aşk yaşadılar ki, ama bir o kadar da yolları dikenliydi. Bu son kitabı okurken kavuştuğum için sevinçli bir o kadar da hüzünlüydüm. Benim için çok zor oldu vedalaşmak. Herşey bu kitapta bir bir ortaya çıktı.
Erva biliyorsunuz hamileliği çok riskliydi. Birde üstüne Doru'nun babası ölünce bütün aile onu suçlamış ve sırtlarını dönmüştü. Ki Doru bile mesafeler davranmıştı. Hamile olduğunu söylemeden bebeğini yaşatmak için ailesi ile birlikte Amerika'ya gider.
Bebeği henüz altı aylıkken doğum yapmak zorunda kalır. Ama daha zoru ise minicik kızı bedeninde kendinden büyük hastalıkla mücadele vermek zorunda kalır. Buraları okurken hıçkırarak okudum. Onun yerine kendimi koydum. Bu süreçte sadece anne ve babası hep destekçileriydi. Erva'nın imtihanı bitmiyordu. Kızı iyileşmişti ama babasını kaybetmişti . Ve böylelikle onları oraya başlayan bir neden olmadığı için annesi ile tam iki yıl sonra Türkiye'ye dönerler. Kızını babasına getirmiştir.
Doru Demir eşinin gidişinin ardından kendini mesleğine adar. Görevden göreve gider. Bir gün evine geldiğinde Erva ile denk gelir. Ahh be doru ne çok kızdım sana öyle soğuk davrandı ki. Veeee birden ortaya #babası diyerek Doğa Yeşil gelir. Doru şok içinde bakar. Erva güvercinliğe bir güvercin getirdim diyerek Doru ile kızını tanıştırır. Allahım çok tatlıydı Doğacık. Kızı ile olan yerleri okumak çok güzeldi. Çok güzel baba oldu be. Bundan sonra birbirleri ile yüzleşmelerini okuyoruz. Aahh pislik yankı neler yapmış yaa. En çok kızdığım Doru ve ailesi neler