Seven yorulur, sevilen ise istirahattedir. Seven öğrenmektedir; sevilen ise bilmektedir. Seven zindandadır, sevilen ise serbesttir. Sevmek, bir tür deliliktir; sevilmek ise akıllılıktır. Küçük çocuk yılan görünce çığlık atar; geceleyin bir şey arayan ise yılan görünce sükût eder. Yırtıcı hayvan gören çığlık atıp kaçar; yırtıcı hayvan terbiyecisi ise onunla oynar ve yanında uyur.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Her şey bir renk ile başlar. Evet bir renk. Çocukluğumuzdan itibaren hatta cinsiyetimizin öğrenilmesinden itibaren. Kimliğimize atfedilen renkler. Kız ise pembe renk erkek ise mavi renk kullanılarak kutlanıyor o önemli¿ gün. Bu mavi pembe ikiliğini icat eden zeki¿ pazarlamacının kim olduğunu düşünmeden edemiyorum doğrusu. Hem bebek giysilerini neden yaşa göre dizip her renkte yapmıyorlar ki anlamıyorum. Sonuçta erkek ve kız çocuklarının vücutları birbirine benziyor. Ne gerek var bu kadar şatafata.
Şimdi de gelelim beni asıl rahatsız eden şeyin temeline, cinsiyetleştirmek! Maalesef ki hayatımızın her alanında bu kavrama bağlı yaşıyoruz. Her şeyi cinsiyete böldük, oyuncak mesela! ne kadar masum duruyor değil mi dışarıdan bakıldığında. Demiştim ya başta da 'her şey bir renkle başlar' diye kız çocuklarının oyuncakları pembe renkli bebekler ve çoğu zamanda mutfak aletleri olurken, erkek çocuklarının oyuncakları siyah/ mavi renkli arabalar/trenler/ helikopterler oluyor. Neden!! Neden bir kız çocuğuna oyuncak alınırken bebek alınıyor belki bebekle değilde oyuncak arabayla oynamak istiyordur. Neden bu düşünceleri çocukluktan itibaren empoze ediyorsunuz. Neden voleybol kız çocuklarına yakıştırılırken futbol erkek çocuklarına yakıştırılıyor. Alt tarafı bir oyun ve bizler onu bile cinsiyetleştirdik tıpkı oyuncakları gibi...
Evliliği de cinsiyetleştirdik. Özellikle de kız çocuklarına karşı tutumumuzda fazlasıyla hassas davranıyoruz¿¿ Ta çocukluktan itibaren KIZ ÇOCUKLARINA! Evlilikten başarı olarak söz ediyorsunuz. Yazar bu konuyu kitapta çok güzel işlemiş "Evlilikten asla başarı olarak söz etme. Kızları sürekli evlilik düşünen kadınlara dönüştürüyoruz. Oğlanlarsa evlilik düşünmeyen erkeklere dönüşüyor ve kadınlar bu erkeklerle evleniyor. İlişki otomatikman eşitlikten uzaklaşıyor