𝙰𝙻𝙱𝙴𝚁𝚃 𝙲𝙰𝙼𝚄𝚂 /𝚈𝙰𝙱𝙰𝙽𝙲𝙸
"𝐒𝐚𝐧𝐤𝐢 𝐛𝐮 𝐛ü𝐲ü𝐤 ö𝐟𝐤𝐞 𝐛𝐞𝐧𝐢 𝐤ö𝐭ü𝐥ü𝐤𝐥𝐞𝐫𝐝𝐞𝐧 𝐚𝐫ı𝐧𝐝ı𝐫𝐦ış, 𝐮𝐦𝐮𝐭𝐭𝐚𝐧 𝐤𝐮𝐫𝐭𝐚𝐫𝐦ış𝐭ı, 𝐢ş𝐚𝐫𝐞𝐭𝐥𝐞𝐫 𝐯𝐞 𝐲ı𝐥𝐝ı𝐳𝐥𝐚𝐫𝐥𝐚 𝐲ü𝐤𝐥ü 𝐨𝐥𝐚𝐧 𝐛𝐮 𝐠𝐞𝐜𝐞𝐝𝐞, 𝐤𝐞𝐧𝐝𝐢𝐦𝐢 𝐢𝐥𝐤 𝐤𝐞𝐳 𝐨𝐥𝐚𝐫𝐚𝐤, 𝐝ü𝐧𝐲𝐚𝐧ı𝐧 𝐭𝐚𝐭𝐥ı 𝐤𝐚𝐲ı𝐭𝐬ı𝐳𝐥ığı𝐧𝐚 𝐚çı𝐲𝐨𝐫𝐝𝐮𝐦."
~𝙽𝚎𝚍𝚒𝚛 𝚢𝚊𝚋𝚊𝚗𝚌ı 𝚔𝚎𝚕𝚒𝚖𝚎𝚜𝚒?
~𝙰𝚗𝚕𝚊𝚝ı𝚕𝚖𝚊𝚔 𝚒𝚜𝚝𝚎𝚗𝚎𝚗 𝚋ü𝚢ü𝚔 𝚟𝚎 𝚍𝚘𝚕𝚊𝚖𝚋𝚊ç𝚕ı 𝚋𝚞 𝚑𝚒𝚔𝚊𝚢𝚎?
Kendine dahi ‘’ ötekileşmiş ‘’ olan bir adam. Yaşamın belirsizliği içinde kaybolmakta olan ümitsiz bir sima…
Yanı başında, sağında, solunda ve göz bebekleri içerisinde yansımakta olan suretlere sonsuz bir ket çeken ‘’öteki’’ bir adam…
Meursault’un her güne uyanışında ve o güne veda edişinde, ruhsuz fakat bir o kadarda yaşam dolu bedeninin soyutlanışı, asıl yabancı olanın o ve bedeninden ibaret olmadığıdır. Soluksuz kaçmakta olan ve saklanan şeyin düşüncelerinin olduğunu bize anlatmak istiyor oluşudur…
"𝐁𝐚𝐳ı 𝐢𝐧𝐬𝐚𝐧𝐥𝐚𝐫ı𝐧 𝐬ı𝐫𝐟 𝐧𝐨𝐫𝐦𝐚𝐥 𝐨𝐥𝐚𝐛𝐢𝐥𝐦𝐞𝐤 𝐢ç𝐢𝐧 𝐨𝐥𝐚ğ𝐚𝐧ü𝐬𝐭ü 𝐞𝐧𝐞𝐫𝐣𝐢 𝐬𝐚𝐫𝐟 𝐞𝐭𝐭𝐢𝐤𝐥𝐞𝐫𝐢𝐧𝐢 𝐤𝐢𝐦𝐬𝐞 𝐛𝐢𝐥𝐦𝐞𝐳."
Annesinin ölümünün ardından göz yaşı dökmemesiyle birlikte hayatına kolaylıkla devam etmesi, mahkemede kendisine idam cezası verildiğinde dahi sükunetini koruyup mahkemede bulunan insanları irdeleyip düşündürmesi ve bununla beraber "𝐲𝐚𝐛𝐚𝐧𝐜ı" oluşunun cezasını ölüm ile ödeyecek olması...
Yabancı oluşunuza yetecek bazı insani meseleler işte bunlar:)
" 𝙃𝙚𝙧 ş𝙚𝙮𝙞𝙣 𝙩𝙖𝙢𝙖𝙢 𝙤𝙡𝙢𝙖𝙨ı 𝙫𝙚 𝙠𝙚𝙣𝙙𝙞𝙢𝙞 𝙙𝙖𝙝𝙖 𝙖𝙯 𝙮𝙖𝙡𝙣ı𝙯 𝙝𝙞𝙨𝙨𝙚𝙙𝙚𝙗𝙞𝙡𝙢𝙚𝙢 𝙞ç𝙞𝙣 𝙞𝙙𝙖𝙢 𝙜ü𝙣ü𝙣𝙙𝙚 ç𝙤𝙠 𝙨𝙚𝙮𝙞𝙧𝙘𝙞 𝙗𝙪𝙡𝙪𝙣𝙢𝙖𝙨ı𝙣𝙙𝙖𝙣 𝙫𝙚 𝙗𝙪𝙣𝙡𝙖𝙧ı𝙣 𝙗𝙚𝙣𝙞 𝙝ı𝙣ç 𝙙𝙤𝙡𝙪 𝙝𝙖𝙮𝙠ı𝙧ış𝙡𝙖𝙧𝙡𝙖 𝙠𝙖𝙧şı𝙡𝙖𝙢𝙖𝙡𝙖𝙧ı𝙣𝙙𝙖𝙣 𝙗𝙖ş𝙠𝙖 𝙞𝙨𝙩𝙚𝙮𝙚𝙘𝙚𝙠 𝙗𝙞𝙧 ş𝙚𝙮𝙞𝙢 𝙠𝙖𝙡𝙢𝙖𝙢ış𝙩ı..."
Bunların her biri size tuhaf ve yorumlanmayacak kadar anlamsız gelebilir. Okuduğunuz yabancı ve kabullenmesi zor hissiyatlar ise kitapta bulunan karakteri değil, aslında sizi bir yabancı bedenine sokuveriyor. Birbirinden farklı yollara çıkabilecek ve büyük manalar taşıyan bu kelime ile de sizi yükümlü tutuyor. Daha sonra ise biten her