Milli adam sükunu değil mücadeleyi, emniyeti değil tehlikeyi, politikayı değil kahramanlığı, uyuşukluğu değil atılganlığı sever. Bu adamın gözünde sulh ve harp aynı şeydir. Birkaç damla kan, ikisinin arasındaki iştiyak, heyecan ve hedef birliğini ortadan kaldırmaz.
Milli adamın ideali her zaman uyanıktır; çünkü onun bütün hayatı bu ideal hayatından başka bir şey değildir.
Milli savaşımızı bize kazandıran ümitsizliğin enerjisidir. Kendisini teslim etmeyen bir ümitsizlik iman derecesinde kuvvetli bir ümit yaratır. Bu boş bir akümülatörü dolduran hareket gibidir. Mücadele ümit akümülatörüdür. Sadi'nin Gülistan'ında olduğu gibi, köşeye kıstırılan kedi kaplanı bile parçalayabilecek bir kudret kazanır. Çünkü sinmez ve saldırır.