T. S. Eliot'ın şiirlerini ve Karl Marx'ın teorilerini anlayabilecek türden bir beyniniz varsa üst kademedekiler her tür önemli işten uzak tutulmanızı sağlar.
Gençlerin genellikle kösteklendiği ve iktidarın büyük ölçüde sorumsuz amcaların ve yatalak teyzelerin elinde olduğu bir aile. Ama yine de bir aile. Kendi özel diline ve ortak anılara sahip ve düşmanın yaklaşmasıyla saflarına sıklaştırıyor. Yanlış mensupların iktidarı ellerinde bulundurduğu bir aile; insan, İngiltere'yi belki de tek bir cümleyle ancak bu kadar iyi tasvir edebilir
Bütün gücüm, baldıran zehri içerek ölen Sokrates değil, Platon'la çoğalan Sokrates olduğum duygusu, sadece ölümcül bir hastalığa yakalanan varlıklarda bulunan yok olmamakla ilgili bu kesinlik, ölüm mahkumlarına asıl bağışlanmayı bahşeden, darağacı önündeki bu huzur, hayatımın her anını hayatı terk edeceğim ana dönüştürüyordu.
Dünya da tahrip edilmişti. Tatlı mevsimler sürgüne gönderilmiş, çocuklardan neşeli çığlıklarını başka yerde atmaları rica edilmiş, şehirlerin bütün öfkesi sokağa çekilmişti, onu insanlardan ayıran şey ise kulak tırmalayıcı seslerden yapılmış aşılmaz bir duvardı.
Eski ailelerin zaruret içinde olmasında iç burkucu bir yan vardır, yaşam sanki sırf sadakat icabı sürdürülür. Kime karşı diyeceksiniz: eve karşı, sanırım, atalara karşı da ve bir zamanlar olunmuş şeye karşı düpedüz.