Tıpkı suyun kendi yatağını kendiliğinden bulması gibi ben de materyalizmle uzlaşmıştım. fakat materyalizm beni insanoğluna karşı duyduğum korkulardan kurtaramadığı için gözlerimi yeşil yapraklara açıp, sevincin umudunu hissedemiyordum.
İki bin, beş bin, on bin dönüm toprağın, bir de traktörün olmazsa, toprakta çalışarak geçinemezsin artık. Topraktan ürün
almak artık senin benim gibi küçük adamların işi değil. Buna karşı gık diyemezsin, çünkü sen Ford'lar yapamazsın, çünkü
sen telefon kumpanyası değilsin. İşte çiftçilik de şimdi böyle oldu. Elden bir şey gelmez. Sen de başka biryerde günde üç dolar
kazanmaya bak. Tek çıkar yol bu.
Artık ürün yetiştiği ve hasat edildiği zaman, hiç kimse sıcak bir toprak parçasını eline alıp, onu
parmaklarından aşağı akıtamayacak. Kimse ne tohuma elini sürecek, ne de büyüsün diye hırsla başında bekleyecek.
İnsanlar yetiştirmedikleri şeyleri yiyecekler.
Ekmekle aralarında bir ilişki kalmayacak.
Toprak, demirin altında eziliyor ve demirin altında yavaş yavaş ölüyor. Çünkü
toprak, artık ne seviliyor ve ne de lanetleniyor; artık ona ne dua eden var, ne de küfreden
Banka insanlardan başka bir şeydir. Bankada bulunan her insan,
Bankanın yaptıklarından iğrenebilir, ama Banka o işleri yine de yapar. Size söyledim: Banka, insanlardan başka bir şeydir.
O, devdir. O devi insanlar yapmıştır, ama kontrol edemezler onu