Anneaannem derdi ki;
Mutlu isen mutlu görün, değilsen zorlamanın bir alemi yok kızım...
Kimseyi yaşadıklarına inandırmak zorunda değilsin.
Birileri üzülecek diye, sürekli gülmek zorunda da değilsin.
Bir kere taşımaya kalktın mı kimse inmek istemeyecektir sırtından, yorulmaya dahi hakkın olmayacaktır.
Seversin, layık görülmezsin sevmeye, gitmeye kalkarsın, kaçan olursun.
Hep hazırda olmanı beklerler ama, kimsenin ayağına dolanan olmamalısın...
Her zorluğun altından tek başına kalkmaya çalışma kızım, bırak herkes üzerine düşeni yapsın.
Taşkın sel olma, duru, hatta kimsenin ha deyince gelemeyeceği, bulamayacağı dağ gölü ol.
Gerçekten ulaşmak isteyen sana dokunsun...
Evet içinde dağları delecek, çölleri aşacak gücün var ama, sen ne Ferhat'sın ne Mecnun.
Sen Ferhat'ın sevdiği Şirin, Mecnun'un yandığı Leyla'sın kızım...
Ve şunu söylemekten çekinme;
Çok yorgunum, ''yardıma ihtiyacım var''..
______Yıldız Seçen
"`Hayat bir rüyadır, ölünce uyanır insan. Sen erken davran, ölmeden önce uyan ` diyen Hz. Mevlânâ, iki âlem olduğunu söylüyor ; `Varlık âlemi gündüz gibidir. Olanı biteni açıkça görürsün. Kendini kolayca ele verir. Mânâ âlemi ise gece gibidir. Onu bulmak için mutlaka gönül ışığını yakman gerekir, ` diyor. "
"Kişinin değeri aradığı şeydir!" der Mevlânâ Hazretleri : `Eğer sen, can konağını arıyorsan, bil ki sen cansın. Eğer bir lokma ekmek peşinde koşuyorsan, sen bir ekmeksin. Bu gizli, bu nükteli sözün mânâsına akıl erdirirsen, anlarsın ki, aradığın ancak sensin sen. Madendeki inciyi aradıkça madensin. Ekmek lokmasına heves ettikçe ekmeksin. Şu kapalı sözü anlarsan, anlarsın her şeyi ; neyi arıyorsan osun sen . Canın içinde bir can var, o canı ara! Beden dağının içinde mücevher var, o mücevherin madenini ara! A yürüyüp giden sufi, gücün yeterse ara ; ama dışarıda değil, aradığını kendinde ara. `"