Ebû Musa (el-Eş'arî)'den nakledildiğine göre, Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur: "Allah'ın benimle gönderdiği hidayet ve ilim, (farklı yapılardaki) topraklara düşen bol yağmura benzer. Bunlardan bazıları temizdir, suyu alır, bol bitki ve ot yetiştirir. Bazıları kuraktır, suyu (yüzeyinde) tutar. Bu sudan insanlar yararlanır; hem kendileri içerler hem de (hayvanlarını) sularlar ve ziraat yaparlar. Diğer bir toprak çeşidi de vardır ki dümdüzdür. (Ona da yağmur düşer ama) o ne su tutar ne de bitki yetiştirir. Allah'ın dinini inceden inceye kavrayan, Allah'ın beni kendisiyle gönderdiğinden (hidayet ve ilimden) faydalanan, öğrenen ve öğreten kimse ile (bunları duyduğu vakit kibrinden) başını bile kaldırmayan ve kendisiyle gönderildiğim Allah'ın hidayetini kabul etmeyen kimsenin misali işte böyledir." (B79 Buhari, İlim, 20)
Yine Ebû Mûsâ’dan (ra) rivayet edildiğine göre Resûlullah (sav) şöyle buyurmuştur: Allah’ın benimle gönderdiği hidayet ve ilim, bol yağmura benzer; bu yağmur suyu emen iyi bir toprağa yağar ve bol çayır ve ot bitirir. Bir kısım toprak ise su emmeyen sert bir toprak olup, suyu tutar ve biriktirir; Allah Teâlâ o su ile insanları faydalandırır, insanlar ondan içerler, hayvanlarını sularlar ve onunla eker, biçerler. Yine o yağmur öyle bir toprağa yağar ki orası kayalıktır; ne suyu tutar, ne de ot bitirir. İşte, Allah’ın dinini anlayan ve Allah’ın benimle gönderdiği hidayet ve ilimden faydalanan ve onları öğrenip başkalarına da öğreten kimse ile buna kulak asmayan ve benim getirdiğim hidayeti kabul etmeyen kimsenin misali budur. (M5953 Müslim, Fedâil, 15; B79 Buhârî, İlim, 20)
Sayfa 187 - 1. Cilt
Din
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
İnanan ruh içinse durum farklıdır. İnanan, zindandadır, cennette değil. Peki neden? Mahkûm kimdir? Hapsedilmiş kişidir. Mahkûm, daha iyi bir yerde olmayı isterken evinden uzak kalmış, mahsur kalmış kişidir. Dünyevi beden, müminin hapishanesidir, ama bu hayat mümin ruh için sefalet çekilen bir yer olduğundan değil, ruh daha güzel bir yerin, asıl Yurdun özlemini çektiğindendir. Bu hayat mümin için ne kadar harika olursa olsun, onu bekleyen mükemmel hayat ile mukayese edildiğinde bir zindandır. Bu ruhun bağlılığı Allah'a ve O'nun katındaki hakiki cennetedir. Orada olmak ister bu ruh. Ama bu dünya hayatı, bir süreliğine, ruhu gitmekten alıkoyar. O bir settir, hapishanedir. Her ne kadar, müminin kalbi bu hayatın hakiki cennetini içinde barındırsa da ruh yine de öteleri arar. Ruh, Evini arar, ama bu ruhun belirli bir süre bedeninin par-maklıkları ardında kalması gerekir. Eve dönmesi için serbest bırakılmadan önce, 'zamanını doldurması gerekir. Mümin ruhun bağlılığı, hapsolduğu bedene değildir. Mahkumiyeti bittiğinde ve Eve gidebileceği söylendiğinde hapishanenin parmaklıklarına asla tutunmaz. Bu yüzden Allah müminin ölümünü çok daha farklı tarif eder. Allah şöyle buyurur: 2( Andolsun (mü'minlerin ruhlarını) kolaylıkla alanlara. Kur'an79:2 Mümin ruh bedenden kolaylıkla çıkar. 'Mahkumiyeti' bitmiştir ve artık Eve dönüyordur. Zaten olabilecek en iyi yerde olduğunu sanan kâfir ruh gibi tutunmaz. Bu sebeple de sevgili Peygamberimizin (sav) kullandığı benzetmeden daha mükemmelini düşünemedim. Şüphe yok ki bu dünya müminin zindanı, kafirin cennetidir. Her birimiz aynı arayan tarafından geri aranacağız. Soru şu ki, hayatımızı, o çağrı geldiğinde hapishanenin parmaklıklarına tutunacak şekilde mi yaşayacağız? Yoksa bunun Eve dönüş için serbest kalma çağrısı olduğunu bilerek mi?
Sayfa 121·Kitabı okudu
Ebû Mûsâ (el-Eş’arî) (radıyallahu anh) tarafından rivayet edildiğine göre Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: Allah’ın benim ile gönderdiği hidayet ve ilim, yeryüzüne yağan bol yağmura benzer. O yağmurun yağdığı yerin bir kısmı, suyu emen bereketli bir topraktır; bolca ot ve çayır bitirir. Bir kısmı da su emmeyen sert bir yerdir; suyu tutar. Allah da o su ile insanları faydalandırır, insanlar ondan içerler, hayvanlarını ve tarlalarını sularlar. Bir de o yağmur, kaya gibi sert bir yere yağar. Orası, ne suyu tutar, ne de ot bitirir. İşte, Allah’ın dinini anlayan ve Allah’ın benim aracılığımla gönderdiği hidayet ve ilimden faydalanan, onları öğrenip başkalarına öğreten kimse ile buna önem vermeyen ve benim getirdiğim hidayeti kabul etmeyen kimsenin durumu böyledir. (B79 Buhârî, İlim, 20; M5953 Müslim, Fedâil, 15)
Din
Allah"ın benimle gönderdiği hidayet ve ilim, (farklı yapılardaki) topraklara düşen bol yağmura benzer. Bunlardan bazıları temizdir, suyu alır, bol bitki ve ot yetiştirir. Bazıları kuraktır, suyu (yüzeyinde) tutar. Bu sudan insanlar yararlanır; hem kendileri içerler hem de (hayvanlarını) sularlar ve ziraat yaparlar. Diğer bir toprak çeşidi de vardır ki dümdüzdür. (Ona da yağmur düşer ama) o ne su tutar ne de bitki yetiştirir. Allah"ın dinini inceden inceye kavrayan, Allah"ın beni kendisiyle gönderdiğinden (hidayet ve ilimden) faydalanan, öğrenen ve öğreten kimse ile (bunları duyduğu vakit kibrinden) başını bile kaldırmayan ve kendisiyle gönderildiğim Allah"ın hidayetini kabul etmeyen kimsenin misali işte böyledir.” (B79 Buhârî, İlim, 20;)
Sayfa 385 - 7. Cilt
Dinimiz İslam
Ebû Musa (el-Eş"arî)"den nakledildiğine göre, Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur: “Allah"ın benimle gönderdiği hidayet ve ilim, (farklı yapılardaki) topraklara düşen bol yağmura benzer. Bunlardan bazıları temizdir, suyu alır, bol bitki ve ot yetiştirir. Bazıları kuraktır, suyu (yüzeyinde) tutar. Bu sudan insanlar yararlanır; hem kendileri içerler hem de (hayvanlarını) sularlar ve ziraat yaparlar. Diğer bir toprak çeşidi de vardır ki dümdüzdür. (Ona da yağmur düşer ama) o ne su tutar ne de bitki yetiştirir. Allah"ın dinini inceden inceye kavrayan, Allah"ın beni kendisiyle gönderdiğinden (hidayet ve ilimden) faydalanan, öğrenen ve öğreten kimse ile (bunları duyduğu vakit kibrinden) başını bile kaldırmayan ve kendisiyle gönderildiğim Allah"ın hidayetini kabul etmeyen kimsenin misali işte böyledir.” |B79 Buhârî, İlim, 20
Sayfa 387·Kitabı okudu
İslam