Bir Ahmet Kaya geçti bu ülkeden.Duruşuyla gülüşüyle sazıyla can alıcı sözleriyle.Onu anlamak için sadece dinlemek yetmezmiş.Onu okumak onu yaşamak gerekirmiş ve bu kitap bana iyi ki de onu okudum dedirtti.O da soylerdi ya bn klasik bir kadere teslim olmak istemiyorum ve ölürken degil yaşarken anlasilmak istiyorum diye.Anlamadılar gözüm seni bu ülkeye fazla geldin sen.Ceketini yagmurlara asıpta gittiğin o gün bir daha bu ülkeye senin gibi birinin gelmeyecegini herkes biliyordu.Toprak utandı gözkyüzü ağladı sana ama onlar utanmadı.
Sevgili Birol Öztürk o kadar güzel anlatmış ki Ahmet kaya'yı ve o dönemin zorluklarını,insanların hayata tutunma çabasını,işkenceleri,baskıları..
Beni en cok etkileyen şeylerden bi tanesi kitabin son bölümünde Sol'un Ahmet Kaya'yı dışlaması anladım ki en büyük ihaneti de burdan görmstü Ahmet Kaya.Onu o yalnızlığa bi nevi onlar sürüklemis sahip cikmamislardı.Birol Öztürk'de cok güzel özetlemis zaten Sol ekseni.Okudugum en degerli kitaplar arasinda yerini fazlasiyla aldın iyi ki okudum seni.
Hoşça kal iki gözüm..
Ahmet KayaBirol Öztürk · Gece Kitaplığı Yayınları · 2017503 okunma
Ruhu sanık idealist bir adam ve kanadı kırık bir kuş, Nevin.
80'li yılların kasvetli dönemlerini ve aşkın en temiz halini anlatan eşsiz bir eser.Yoksullugun,faili mechul cinayetlerin,hukuksuzlugun ve her yeri sarmış adaletsizligin ortasında yaşama tutunmaya çalışan iki insanın yaşadıgı trajik olayların ortasında bir okur olarak etkilenmemek mümkün degil.Bu kitabı sadece okumakla yetinmeyip yaşamanız gerek.Yılmaz Odabaşının şair kimliginin yanında kaleme aldığı bu eser,kullandığı şiirsel uslüp kitabi hiç sıkılmadan okumanıza olanak sağlıyo.Ve son olarak Nevinden bahsedicem.Hakim olma hayali,taşıdığı manik depresif hastalığı ve yaşadığı zorluklar.
Adı Nevin,
Şarap içer rüzgar giyerdi geceleyin
Adı Nevin,
Hüzün kokar ve korkardı geceleyin
Şarkısı BeyazYılmaz Odabaşı · Öteki Yayınları · 2018563 okunma
Murathan Mungan'ın Mezopotamya Üçlemesinin ilk kitabı olan Mahmud ile Yezida bir tiyatro oyunu ile sunulmustur.Kitapta iki farklı dine mensup iki gencin imkansız aşkını anlatmaktadır.Oyunun Mezopotamya Cografyasının kendine has diliyle anlatılması okurda daha çok samimiyet yaratmaktadır.Yazar aşk konusunun yanında dönemin toprak reformunuda oyuna işlemesi ve ağalık sisteminin köylüye getirdigi zararıda güzel bi sekilde ele almış.Ayrıca yıllardır süre gelen töreliği ve yıcıkı sonuclarını olayı kendimiz yasıyormuşçasina okura aktarması farklı duyguları bir arada yasamamiza neden olmustur.Kitapta aşk konusu ağır bassada Murathan Mungan toplumda gecmisten bu gune sure gelen olaylarıda anlatarak güzel bir mesaj vermis olaya farkli bir bakış acisi kazandirmistir.Yazarın okudum ilk tiyatro oyunu ve bende güzel duygular biraktı.Her ne kadar bir oyun olsada aslinda yasadigimiz dunyada bu ve buna benzer yüzlerce örnekleri olan Ezidilerin defalarca katledilmesi,topraklarından sürülmesi ve soykırıma ugraması ortaya konan utancın bir göstergesi aslında.
Mahmud ile YezidaMurathan Mungan · Metis Yayıncılık · 20131,269 okunma
Sabahattin Ali,ardında ne kadar güzel eserler bırakmışsın öyle.Kitabi alıp okumaya başladığım zaman nedenini bilmediğim bir heyecan yaşadım ve bu heyecanımın sebebini kitabı bitirince anladım.O kadar duygu yüklü ki.Herkesin mutlaka kendisinden bir şeyler bulacağı okunması gereken bir baş yapıt.Kitabın incelemesine gelirsek
Aslında kitap iki bölümden oluşuyor diyebiliriz.Hayatın anlamsızlığını içinde barındıran,dönemin sosyo-ekonomik etkileri icinde yasama tutunmaya çalışan bir memurun bir arkadaşı tarafından küçümsenecek derecede alakaya maruz kalması, sırtının sıvazlanmasıyla çalışmaya başlaması ve aynı iş yerinde tanıştığı biraz gizemli denebilecek Raif efendiyi tanitmasıyla gecen bir ilk bölüm.Raif Efendi insanlar tarafından pek önemsenmeyen,hor görülen,hakaretlere maruz kalan bir kişilik.
Ve ikinci bölüm Raif efendinin geçmişine bir dokunuş.Zaten Kürk Mantolu Madonna da burada çıkıyor karşımıza.Bir tablo ile başlayan ve yalnızlığa sürüklenen bir yaşam.Sabahattin Ali topluma zıt bir karakterin yaşadığı duygusal buhranları ve icinde bulunduğu boşluğu o kadar güzel anlatmiş ki.Hani bir laf vardır anlatılmaz yaşanır diye.Bu kitapta öyle birşey. Okuyarak yaşamak hissetmek gerek.
Aşka en çok çaresizlerin mi ihtiyacı vardır?
Aşkı,umudu,çaresizliği,ölümü,yaşamı,korkuyu,cesareti,aydınlık ve karanlığı.Ancak Mehmed Uzun bu kadar güzel anlatabilirdi.Kevok,Aşk gibi aydınlık ölüm gibi karanlık,Esmer kız!