Bir adam Ömer b. Abdülazize hakaret etti. Bunun üzerine Ömer b. Abdülaziz ona "Ahiret günü olmasaydı, sana cevap verirdim." şeklinde cevap verdi.
"Şunu iyi biliniz ki, lüzumsuz birer varlık olarak yaratılmadığınız gibi, yaptığınız işlerden de sorgusuz ve hesapsız kalacak değilsiniz." -Ömer Bin Abdülaziz rh.a.-
Sayfa 31·Kitabı okuyor
Alıntı
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Kur'an sevgisiyle peygamber aşkını bütünleştirmiş olan bu sultanlar arasında, Medine'den gelen postayı bile; "Bunda Peygamber şehrinin tozu vardır." diyerek abdestsiz eline almayan ve okunurken hürmeten ayağa kalkan Sultan Abdülaziz'i de rahmetle yad edelim.
Sayfa 191 - DİB·Kitabı okuyor
Din
"Bu hazırlıkların, tamamiyle benim hayatımın üzerinde olduğu gün gibi Âşikârdır. Amcam Abdülaziz'in âkıbetine maruz kalacağım ise bence malûm! Bununla beraber, etlerimi cımbızla koparacaklarını bilsem, bu ecnebi devlete ilticâyı düşünemem. Vatanımdan kaçmak mucib-i ârdır. Hatta bu, benim gibi otuz üç sene bir devlete padişahlık etmiş bir insanın irtikâb edemeyeceği en büyük alçaklıktır. Ben Allah'ıma ve mukadderatıma tâbiyim"
Sayfa 46·Kitabı okuyor
İNGİLTERE, orta çağlardan itibaren yaşadığı siyasi iniş çıkışlara ve ça­tışmalara rağmen erken dönemlerde hak ve özgürlükleri hukuki gü­vence altına alan bir ülke olmuştu. Bu nedenle de demokrasinin beşiği olarak tarihe geçti. 1215 yılında imzalanan Magna Carta sözleşmesi "mutlak otoriteyi" sınırlandıran demokrasi sürecinin ilk somut ör­neklerinden biri olarak kabul edilir. 1649'da Oliwer Cromwell'in Cumhuriyet ilan etmesi, Batı toplumlarında ve özellikle Fransa'da krallık rejiminin kaldırılabileceğine olan inancı artırdı. Her ne kadar Cromwell sonrasında krallık rejimi tekrar tercih edilen yönetim biçi­mi durumuna gelse de kısa süreli Cumhuriyet uygulamasının ortaya çıkardığı düşünce yapısı insan hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik kanunlaştırma çalışmalarının hız kazanmasında etkili oldu. Güçlü Parlamento ve kanunlardan üstün olmayan bir krallık yöneti­mi ortaya çıktı. Parlamentonun güçlenmesi partileri de önemli hale getirdi ve zaman içinde iki tanesi ön plana çıktı. Muhafazakar politi­kaları destekleyen Toryler ve liberal politikaları destekleyen Whigler. Bu iki siyasi parti uzun yıllar varlıklarını korudular fakat 19. yüzyıla gelindiğinde temel düşünceleri aynı kalmak şartıyla iki parti de işim değişikliğine gittiler. 1830 yılından sonra Toryler Conservative Party (Muhafazakar Parti) adını alırken, Whigler 1859 yılından sonra Liberal Parti'ye dönüştüler. 19. yüzyıl İngiltere'sinin siyasal açıdan diğer bir özelliği de tahta çı­kan Kraliçe Victoria'nın 1837'den 1901' e kadar devam eden uzun süre yönetimde kalmasıdır. Kraliçe'nin iktidarda bulunduğu sürede sırasıyla Il. Mahmud, Abdülmecid, Abdülaziz ve Il. Abdülhamid Osmanlı İm­paratorluğu'nu yönettiler. Bu denli uzun süren iktidar, doğal olarak dö­neme adını verdi ve Kraliçe'nin tahtta kaldığı yıllar
Sayfa 21·Kitabı okuyor
Sizce bu bir öğüt hükmünde mi yoksa hazine değerinde mi?
Bir gün Mükâtil b. Süleyman, Abbasî halifesi Ebû Ca‘fer el-Mansûr’un huzuruna girdi. Halife ona dedi ki: “Bana bir öğüt ver.” Mükâtil sordu: “Sana gördüklerimle mi, yoksa duyduklarımla mı öğüt vereyim?” Halife cevap verdi: “Gördüklerinle.” ​Bunun üzerine Mükâtil şöyle dedi: “Ey müminlerin emiri! Ömer b. Abdülaziz (ra) on bir çocuk bıraktı ve öldüğünde sadece on sekiz dinar bırakmıştı. Beş dinarla bir kefen ve dört dinarla bir mezar alındı; kalanı çocuklarına paylaştırıldı. Hişâm b. Abdülmelik ise on bir evlât sahibi olmuştu; her birinin payına bin bin dinar düştü. Allah’a yemin ederek söylüyorum, bir gün gördüm ki Ömer b. Abdülaziz’in çocuklarından biri cihada göndermek için yüz at sadaka veriyor; Hişâm’ın çocuklarından biri ise pazarlarda dileniyor.”
Sayfa 246 - Nida yayınları
1000Kitap