Bir adam, âile halkıyla birlikte çölde bir çadırda yaşardı. Çevrelerinde de dağınık hâlde benzer âileler ve çadırlar vardı. Hepsinin olduğu gibi, bu âilenin de bir eşeği, bir köpeği ve bir horozu vardı. Eşek yüklerini taşır, köpek evlerini korur, horoz da onları sabah namazı için uyandırırdı. Böyle geçinip giderken, bir gün tilki horozu alıp kaçırdı. Aile halkı şamata edince, adam: "Bunda hayır var." dedi. İkinci gün, kurt eşeği vurup parçaladı. Adam yine: "Bunda hayır var." dedi. Üçüncü gün, köpeği ölü buldular. Âile halkının üzülmesine karşı adam: "Bunda da hayır var." dedi. Ertesi gece şakiler çölü bastılar ve etraflarındaki âilelerin kadın ve çocuklarını esir alıp götürdüler. Işık olmadığı için, kimi ailelerin çadırını köpeklerinin havlaması, kimilerin çadırnı eşeklerinin anırması, kimilerinin çadırını da horozlarının ötmesi sayesinde bulmuşlardı. Adamın bu hayvanları daha önce telef oldukları için, şakiler onun çadırını bulamamışlardı. Sabah olunca, adam âile halkına şunları söyledi: "Ben size, Allah teâlâ'nın işlerinde hayır var, demiştim. İşte bunun ispatını gözlerinizle gördünüz. Çünkü hayvanlarımız telef olmasalardı, onların sesleri sayesinde şakiler bizim çadırı da basar ve diğerleri gibi, sizleri de esir edip götürürlerdi."