Sultan Abdülhamit hakkında:
Türkiye, dört sınırında yangınlar olan bir ev, Sultan Hamid, o yangınların eve bulaşmaması için hızla koşarak ateşe su serpen, kum döken ve keçe kapatan bir savunucu idi. Bu koşuşmaları sırasında yoluna çıkan bir iki çocuğa çarpıp düşürdüyse, suç onun değildir. Çünkü, yurdun çevresindeki yangınlar göğe yükseliyor ve Gök Sultan, alevleri içeri sokmamak için didiniyordu. Ve sokmadı da...
Sayfa 114 - Ötüken Neşriyat·Kitabı okudu
31 Mart olayı meşruti yönetime, Batılılaşma­ya ve İT'ye muhalefet eden grupların ortak bileşkesinin yarattığı bir kalkışmadır. Bu kalkışmadan Abdülhamit ve İT olanakları ölçüsünde yararlanmaya çalışmışlardır.
Reklam
İşte 1923 'te Osmanlı'dan kalan mirasın bir kısmı:
Nüfusun %80'i kırsal bölgede yaşamaktadır. Bunun önemli bir bölümü yerleşik değil göçebe bir hayat sür­mektedir. 40.000 köyün 37.000'inde ne okul, ne yol, nede hastane vardır. 40.000 köyde 1 1 milyon insan yaşamakta ama sadece %2'si okuma yazma bilmektedir. 1922 yılında yapılan araştırmaya göre 1950 köyde sığır vebası hastalığı vardır. Kurtuluş savaşı sırasında 830 köy tümüyle, 930 köy ise kısmen düşman tarafından yakılıp yıkılmıştır. Yanan bina sayısı 114.408, hasar gören bina sayısı ise 11.104'dür. Nerdeyse bütün ülkeyi yeniden inşa etmek gerekmektedir. 4 mevsim kullanılacak durumda karayolu neredeyse yok­tur. Toplam karayolu uzunluğu 2500 kilometreyi geçme­mektedir. Anadolu'da bulunan 3765 km. demiryolunun 1 metresi bile bizim değildir. Denizcilik acınacak durumdadır çünkü Il. Abdülhamit döneminde donanma Haliç'te çürütülmüştür. Toplam nüfusun % 82 si tarımla uğraşmaktadır. Ülke ge­lirinin % 52'si tarımdan elde edilmektedir. Ancak tarım ilkel yöntemlerle yapılmakta, topraklar bilinçsiz işlen­mekte olduğu için üretim verimli olmamaktadır. Ziraat mühendisimiz yok denecek kadar azdır. Ekmeklik unumuzun çoğu dışarıdan geliyor. Sığır vebası sayıları zaten az olan hayvanları öldü­rüyor. Köylü topraksız, birçoğunun sığırı ve sabanı bile yok. Doğu illerimizde, değil Cumhuriyet yönetimiyle, insanlıkla ve Müslümanlıkla bağdaşmayan ağa, derviş ve aşiret düzenleri var.
Osmanlı’daki darbeci tekke
15 Temmuz darbesinden sonra ne olduysa Osmanlı'da da oldu. II. Abdülhamit, askere güvenmeyip şüphe duyduğu için emir komutayı hep elinde tutmak istedi. Bu amaçla Seraskerlik ve Erkân-1 Harbiye-i Umumiye (Genelkurmay Başkanlığı) kurumlarını denetim altına almak için sarayda bunlara paralel görev ve yetkide Teftiş-i Askeri ve Maiyet-i Seniye-i Erkân-ı Harbiye'yi kurdu! Buraya seçilen subayların askeri başarılarına, kabiliyetlerine, birikimlerine değil, sadece saraya bağlılıklarına bakıldı. Oysa mevkileri padişaha bağlı subayların II. Abdülhamit'e sağlıklı tavsiyelerde bulunmaları bile imkânsızdı. Bu durum, büyük küçük tüm kararların padişah tarafından alınmasına ve sonunda ordunun çöküşüne neden oldu.
Sayfa 173 - Kırmızı Kedi Yayınevi·Kitabı okuyor
Alıntı
... Ve her sabah, gözlerini açınca, o günü nasıl geçireceğini endişe ile düşünür... Bütün mânâsiyle hürdür. Fakat bu hürriyeti nasıl istimal edeceğinde mütehayyirdir [şaşmış, şaşırmış]. Kapalı hazinelerinin içinde altınlarını kemire kemire ölen masaldaki zengin gibi esaretten daha sert bu beyhude hürriyeti bir pıranganın demirleri gibi sürüklemektedir.
Sayfa 121·Kitabı okuyor
31 Mart ayaklanması, II. Meşrutiyet'in ilanından sonra İstanbul'da yönetime karşı yapılmış büyük bir ayaklanmadır. Rumi takvime göre 31 Mart 1325'te (13 Nisan 1909) başladığı için bu adla anılmıştır. İsyan 12-13 Nisan gecesi Taksim Kışlası'ndadaki Avcı Taburu'na bağlı askerlerin subaylarına karşı ayaklanarak Meclis-i Mebusan üzerine yürümesiyle başlamış, Hareket Ordusu tarafından bastırılıp II. Abdülhamit'in tahttan indirilmesiyle son bulmuştur. Ama bu ayaklanmanın tahrikçileri kimlerdi? Sayalım: Şeriat isteyen Derviş Vahdeti'nin yayımladığı, İngilizler tarafından finanse ve himaye edilen Volkan gazetesi, muhalif Ahrar Fırkası çevresi, İttihad-ı Muhammedi Cemiyeti... Kışkırtıcı ve destekçileri arasında ünlülerden adem-i merkeziyetçi Prens Sabahattin Bey, Mizancı Murat ve İsparta'nın turizm simgesi (!), günümüz iktidarının mürşidi meczup Said Nursi bulunmaktadır.
Sayfa 265·Kitabı okudu
Reklam
Reklam