Bir çırpıda okudum bitti. Livaneli'nin çoğu kitabında bir yabancı eserden etkilenme ve orijinallikten uzaklık varken bu kitap bende farklı tesirler yarattı. Çok beğendim.
Kitap; Sultan Abdülhamit'in tahttan indirilmesi ve Selanik'e ailesi ile apar topar sürgün edilmesi ile başlayıp aslen İttihat yanlısı bir subay olan Atıf Hüseyin Bey'in sorumlu hekim olarak atanmasıyla devam ediyor. Atıf Bey'in gerçekte aldığı notları kaynak kullanan yazar okuyucuya Abdülhamit'i hem döneminde, hem de padişahın kendi perspektifinden sunuyor.
Sultan Abdülhamit'e son Osmanlı padişahı desek yeridir. Çünkü kendinden sonra gelen iki yaşlı şehzade de birer piyondan fazlası olamamıştır.
Tarih okumaya devam ettikçe Abdülhamit Han'a biraz haksızlık mı ediyoruz kısmını ben hep düşünmüştüm. Çünkü o da bir birikim devraldı. Ama 33 yıl hüküm süren tecrübeli bir padişah aynı zamanda.
Livaneli'nin bu 4 yıllık emeği sonrası yazdığı kitabı okuyunca aklımda acaba bu Abdülhamitçi muhafazakar tayfa onu çok farklı yorumlayarak ona haksızlık mı ediyor kısmına takıldım ben.
Abdülhamit bilinenin aksine Batı hayranı, görünüşe önem veren, kadınlarda çarşafı kaldıran, kadın ve erkek bir arada olunmasını savunan, sanata düşkün de bir adam. Aynı zamanda da acayip plancı ve içten pazarlıklı tam bir siyasetçi.
Livaneli gerçekle kurguyu çok güzel harmanlamış ve tavsiyem kitap bittikten sonra Spotify'dan "Zülfü Livaneli kaplanın sırtında romanını anlatıyor" podcast'ini dinlemeniz. Livaneli gerçekleri ve kaynakları teker teker anlatıyor.
İyi okumalar!