7/10
·403 syf.··
2026 62. kitabı
Yılanların öcü serisinin üçüncü ve son romanı Kara Ahmet Destanı. İsmi çok iddialı olmuş öncelikle destan diye ne anlatmış bilmiyorum bu kez merkezde Ahmet var gibi ancak tam da öyle değil. Bayram köyü terk etmiş şehre yerleşmiştir orda hastanede hademe olarak az bir paraya çalışır bir de gecekondu kondurur şehre yaşar gider. Karısını da aynı hastanede çalıştırır. Bayram hastanede tanıştığı bir elemana takılır bu adam nurcudur normalde diğer kitaplarda görmediğimiz şekilde bayram dindar beş vakit namazını terk etmeyen birisine dönüşür. Romanda ben tam olarak burda koptum yazardan. Çünkü yazar öyle keskin sınırlar çiziyor ki katılmak mümkün değil. Ya Müslüman gericisindir ya da solcu ilerici sosyalistsindir. Başka şansın yok. Muhteşem köy romanları yazan Fakir Baykurt belki de bu yüzden toplum tarafından yeterince benimsenmedi. Bu romanda karataştan çıkıyoruz önce şehre sonra Ankara’nın üniversitelerinde sağ sol kavgalarının içine dalıyoruz. Açıkçası bu yüzden bu seriden sıkıldım bu son romanı zor okudum. Yine de okunmalı o dönem için çok açık her türlü siyasi kültürel konu bütün çıplaklığıyla işlenmiş. Bir diğer sorun da kitap ucu çok açık bitti. Bayram köyü bıraktığına pişman oldu ama ya diğerleri. Ahmet’e ne oldu? Irazcaya ne oldu? Muhtara Haceliye ne oldu? Abdullah Utku’ya ne oldu? Bilmiyoruz
Kara Ahmet DestanıFakir Baykurt · Literatür Yayıncılık · 2011783 okunma
Kitabın özeti mahiyetinde...
Puan vermedi·128 syf.·
2026 12. kitabı
TALEBENİN KENDİNE KARŞI EDEPLERİ 1- İlim İbadettir: "İlim, gizlide kılınan namazdır ve kalbin ibâdetidir” “Ameller ancak niyetlere göredir.” 1. Niyeti Allah subhânehu ve teâlâ için halis kılmak. 2. Dünya ve âhiret hayırlarını bir araya toplayan haslet: TAKVA bir donanımdır.. Faziletler yatağıdır.. Övgüye şayan hasletlerin konaklama yeridir... Takva gücün kaynağı, yüceliğin miracı, kalpleri fitnelerden koruyan sağlam bağdır... İfrata da tefrite de düşmeyin! 2- Selefî Ol: Ehl-i sünnet ve’l-Cemaat o kimselerdir ki Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in bıraktığı izleri takip ederler. 3- Allah Teâlâ’ya Karşı Haşyetten Ayrılmamak ilminle, davranışlarınla ve amelinle Allah’a yönlendirmek. Ahmed b. Hanbel rahimehullâh şöyle demiştir “İlmin aslı Allah teâlâ’ya karşı haşyet duymaktır.” “İlim ameli çağırır. İcabet ederse ne âlâ.. aksi halde kalkar gider.” 4- Devamlı Murakabe Rabbine doğru yürüyerek hem gizli hem de aşikar hallerde korku ve ümit arasında devamlı olarak Allah teâlâ’nın murakabesinde olmakla bezenmek. 5- Alçak Gönüllü Olup Kibir ve Böbürlenmeyi Terk Etmek Kendini dev aynasında gören gencin savaşı olan ilim,Yüksek yerlere karşı savaşan sel gibidir. 6- Kanaat ve Zühd Şüpheli şeylerden ve insanların elinde bulunana göz dikmekten kaçınmak sûretiyle harama karşı zahid olmak.. Haramın koruluğundan uzak durmak..” 7- İlmin Pırıltısı ile Bezenmek Zâhirin ve bâtının mamur edilmesi, zıtlarından uzak durulması sûretiyle sağlanan sâlih bir hidayet.. devamlı bir sekinet.. vakar.. huşu.. tevazudur. 8- Mertlik (mürüvvet) Süsün Olsun: Mertlik” ve mertliğe götüren güzel ahlak, güleryüz, selamı yaymak, insanlara tahammül, kibre kapılmadan şeref ve onur sahibi olmak 9- Adamlık Hasletlerine Sahip Olmak: Şecaat, hak konusunda cesaret, güzel ahlak, maruf yoluna adanmak gibi adamlık
İlim Talebesinin SüsüBekr. B. Abdullah Ebu Zeyd · Guraba Yayınları · 200847 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Puan vermedi·128 syf.·
2026 42. kitabı
“İnsanlara, bütün insanlığa bakıyordum ve görüyordum ki, insanlar yaşıyorlardı. Üstelik yaşamın anlamını bildiklerini iddia ediyorlardı…” (s.78) Tolstoy bu sözleriyle insanın en eski sorusuna odaklanıyor İnsan niçin yaşar? İnsanlar hayatın içinde koştururken çoğu zaman bu soruyu düşünmeden yaşıyor. O ise durup bu soruya eğiliyor. İnsanların yaşadığını görüyor ama onları ayakta tutan şeyin yalnızca akıl değil, inanç ve anlam arayışı olduğunu fark ediyor. Ona göre insan, hayatın anlamını bulduğu ölçüde yaşamaya devam ediyor. Bu düşünceler onu farklı inanç kaynaklarını okumaya yöneltiyor. 1908 yılında Hintli düşünür Abdullah El-Sühreverdi’nin hazırladığı Hz. Muhammed’in(sav) Hadisleri kitabını okuyor ve bu sözlerden etkilenerek içlerinden bazılarını seçip bir risale halinde derliyor. Bu küçük kitapçık daha sonra Rusya’da yayımlanıyor ve Tolstoy böylece okurlarını Hz. Muhammed’in(sav) sözleriyle tanıştırmak istiyor. Tolstoy derlediği hadislerle insanın nasıl yaşaması gerektiğini anlatıyor. Sevgi, merhamet, doğruluk, sabır ve adalet gibi kavramları sürekli karşımıza çıkarıyor . İnsan başkasına zarar vermemeyi, iyilik yapmayı ve nefsini dizginlemeyi öğreniyor. “Kendiniz için istediğinizi başkaları için de isteyin” gibi öğütler insanın hem kendisiyle hem toplumla kurduğu ilişkiyi yeniden düşünmesini sağlıyor. "Kalbimizde Allah'ın nuru vardır, onun adı da vicdandır."s.23 Tolstoy bu sözleri seçerken özellikle insanın vicdanına seslenen tarafı öne çıkarıyor. İnsanın içinde bir ışık var ve bu ışığın adı vicdan. İnsan doğruyu da yanlışı da önce kalbinde hissediyor. Bu yüzden hadislerde sık sık tevazu, sabır, öfkeyi yutmak ve insanlara merhamet etmek gibi öğütler yer veriyor, kendi iç dünyasında da huzura götüren değerler olarak anlatıyor. Tolstoy’un kitabıyla
Bercesteden
Hz. MuhammedLev Tolstoy · Öteki Adam Yayınları · 20145,6bin okunma
6/10
·409 syf.··
Beğendi
·
2026 13. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 14 Mart 2026 21:15
Binbir Gece Masalları'nın 5. Cildi Dokuzuncu kitap ile başlıyor. 487. Gece de Şehrazat Ebu Kir ile Ebu Sir'in Öyküsünü anlatır. Ebu Kir bir boyacıdır ve herkesi kandırarak paralarını alır. Öyle bir duruma gelir ki artık kimse kendisiyle iş tutmaz olur. Ebu Sir ise bir berberdir. O da namusuyla para kazanan bir emekçidir. Ebu Kir yanına gelerek ondan yardım ister Ebu Sir de ona yiyecek verir bir süre bu böyle devam eder. Sonra berberin de işleri kotuleşince Ebu Kir gel kısmetimizi başka yerde arayalım der ve bir gemiye binip bir ülkeye giderler .Yolda birbirlerine söz verirler kimin bahtı açılsa kimin şansı yaver gitse diğerine yardım edecek derler. Yolda berberin işleri açılır ve kazandığı ne varsa Ebu Kir ile paylaşır. Ebu Kir ise kendisini deniz tuttuğunu söyleyerek hiçbir iş yapmaz. Böylece bir ülkeye gelirler bir otele yerleşirler. Ebu Sir orada da çalışır ve kazandığını yine Ebu Kir'le paylaşır ama bir gün hastalanır. Yiyecek bir şey kalmayınca Ebu Kir arkadaşını bırakıp çalışmaya gider ama hangi boyacanın yanına giderse gitsin kimse kendisine iş vermez. Bu sırada Ebu Kir'in dikkatini bir şey çeker her şey mavi ve beyazdır. Boyacilara diğer renklerden bahseder. Ama kimse bu renkleri bilmez. Bunları görünce ülkenin şahina gider ve durumu anlatır. Şah eğer dediklerin doğruysa senin bu ülkenin en zengini ederim der. Ebu Kir aldığı paralarla ülkenin en zengini olur. Herkes bu yeni renklere hayran olur. Bu sırada Ebu Sir de iyileşir ve otelden çıkarak iş aramaya gider. Arkadaşı Ebu Kir'i görünce dükkanına gider ancak Ebu Kir ,Ebu Sir'i bir güzel dövdürüp dışarı atar. Ebu Sir bari gideyim bir hamamda yıkanayım der ama ülkede hamamda yoktur ve kimse hamamın ne olduğunu da bilmez. Ebu Sir , Şaha giderek hamamı anlatır ve Şahın yardımıyla bir hamamda kurar ve o da
Binbir Gece Masalları 3/1Anonim · Yapı Kredi Yayıncılık · 202222 okunma
10/10
·120 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
·
111 günde okudu
·
Okunma: 09 Şubat 2026 00:39
Filistin, sadece bir coğrafyanın adı değil; sabrın, onurun ve özgürlüğe olan sarsılmaz inancın adıdır. Yıkıntılar arasında bile umudu ayakta tutan annelerin duasında, taşların arasından yükselen çocuk gülüşlerinde ve vazgeçmeyi reddeden bir halkın kalbinde yaşar Filistin. Özgürlük, onlar için bir slogan değil; alın teriyle, gözyaşıyla ve direnişle yoğrulmuş bir haktır. Dünyanın suskun kaldığı anlarda bile Filistin, insanlığa şunu fısıldar: Zulüm geçicidir, ama hakikate tutunan bir irade asla esir edilemez.
FilistinAbdullah Galib Bergusi · Ekin Yayınları · 20231,343 okunma
9/10
·372 syf.··
2026 7. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 27 Ocak 2026 00:24
#okudumbitti -Heder Ağacı [ Abdullah Ataşçı ] Roman 19.yy sonlarından başlayıp birinci dünya savaşına kadar uzanan kırılma zamanlarını anlatıyor. Doğu ve Güneydoğu dan başlayıp İstanbul'a kadar uzanan, ama gelgitli bir anlatım şeklinde sürüp giden ve tarihsel süreçte insanın içinden kopup atamadığı kötülüğün ve kibrin neticesinde oluşan acılar silsilesini konu alıyor. Osmanlı'nın son dönemlerinde tahtta bulunan II. Abdülhamid'in kendi adıyla, Ruslara destek veren ermeni çetelerini ortadan kaldırmak için Doğu da Hamidiye alaylarını kurar. Devletin bölgede yer alan aşiretleri silahlandırarak, bölgede bir güç dengesi kurma çabası ve bu durumun yerel halk üzerindeki etkileri anlatılıyor.Yazar, güç sahibi aşiretlerin zamanla güç zehirlenmesi yaşayarak nasıl birer baskı unsuru haline geldiğini ve "insanın insana kırdırıldığı" bir politik iklimi resmediyor diyebiliriz. Eser Kefaret ve Değirmen adlı iki bölümden oluşuyor. Heder ağacı tabiri bir söylenceden gelir. Anlatılana göre bu ağacı görenlerin başına türlü felaketler geleceğine inanılır. Yazar "heder ağacını"bir metafor olarak kurgulamasının yanında,hem korku hemde bir yüzleşme aracı olarak kullanıyor. Romanın geçtiği dönemde, devletin aşiretlere verdiği yetki (özellikle Hamidiye Alayları üzerinden) bölgede kontrolsüz bir güç doğurur. Aşiretler, köylülerin topraklarına, mallarına ve hayvanlarına el koyar. Halk, kendi toprağında bir sığıntı haline getirilir. Burası romanın belki de en acıklı yeridir. Çünkü bir ağanın atı veya tüfeği bir insanın canından çok daha değerlidir. Ağa keyfince istediği kişiyi öldürüp hem malına hem namusuna el koyar.Bunu da saray paşalarından aldığı yetki ve güçle yapiyorken,kendisine itaat etmeyenleri cezalandırmak için her yolu mübah görüyor. Bu fiziksel bir şiddettin yani sıra insanlık onurunu
Heder AğacıAbdullah Ataşçı · Everest Yayınları · 2022201 okunma