Akıl ermiyor, üstelik aklın da ermeyeni makbul. İnsanın tek makbul yeri çalışmayan ve "Neyse, bunlar bize göre değil," dediği yeri. Terazi bozuk, hafiflik ağır basıyor. Gerçeği, ağır diye o tünellerin yanından geçerken gördüğümüz koca kayaların yanına kaldırmışlar. Kırk yılda bir olur da yuvarlansın diye.
Mavi su, serin pürüzlü deniz, uğultulu motor sesleri, hakikat ile hayal arasındaki o incecik tüldeyim. Yani hayattayım. Bir elim sözde kendi yakamda ama elimden de azadeyim.