》 Birisi, İmâm-ı A’zam’ın (rahmetullahi aleyh) huzuruna geldi. “Ey Müslümanların imâmı! Benim için zühde (dünya sevgisinden sakınmaya) dair bir kitap yaz da okuyayım. Halvet ve uzlette onları yapmakla meşgul olayım.” dedi.
• İmâm-ı A’zam Hazretleri ona alışveriş bilgileri hakkında bir risale yazdı. O kimse, “Sizin bu yazdıklarınız, çarşıda pazarda iş yapan kimseleri ilgilendirir. Bunun zühd ile ne alakası vardır?” deyince İmâm-ı A’zam:
“Herkesin yiyecek ve giyeceğe ihtiyacı vardır. Bunların alışveriş yolunu bilmedikçe, meşru olmamak tehlikesi ile başbaşadır. Böyle olunca tâati noksan şüpheli olur, kabul edilmez, çalışmaları boşa gider. O ise, sevab ve karşılık aldığını zanneder, hâlbuki azaba dûçâr olacaktır.” buyurdu.
• Nitekim Allah Teâlâ, Kehf suresi 104. âyetinde şöyle buyurur:
“Onlar ki, dünya hayatında çalışmaları boşa gitmiştir. Ve halbuki onlar güzel bir amel yapar olduklarını zannederler.”
》Denilir ki, Hazret-i Peygamber sallallâhü aleyhi ve sellem nefsini gökte, kalbini Sidretü’l-Müntehâ’da, rûhunu Kâb-ı Kavseyn’de bırakmıştır. Sadece geriye onun sırrı ve Rabbi kalmıştır.
Nefs: Kalb nerede?
Kalb: Rûh nerede?
Sır da: Sevgili nerede? diye sorar.
Hakk Teâlâ, Nefs’e: Nimet senindir.
Kalb’e: Muhabbet senindir.
Rûh’a: Görmek sana aittir.
Sır’ra da: Ben seninim buyurdu.