neslihan

neslihan
ayağımda kâinât tozu... gözümde hayâller. (kendime notlarım kimseyi bağlamaz.) . Dinler Tarihi, Mitoloji, Sanat, Resim, Edebiyat
Bir Cümlenin Peşinden Gitmek
Puan vermedi·333 syf.··
2020 338. kitabı
. Hep hikaye öyle başlar, "bir cümlenin peşinden gitmek." Bir makale okuyordum, Bosnalı Ali Dede'den bir söz alıntısı gördüm makalede. Sözün derinliği, manası beni hemen kalbimden yakaladı. Kimdir bu Bosnalı Ali Dede, hemen araştırmaya başladım. Eğer bulabilirsem ve varsa, eserlerini almam lazımdı, bu his beni ele geçirdi. Hep öyle olur zaten :) Kimdir Ali Dede Bosnevî? Vefat tarihi 1598. Bölgenin Osmanlı idaresinde olduğu dönemde Bosna'da yaşamış bir âlim ve mutasavvıf. Macaristan’da Sigetvar Kalesi civarında Kanûnî için inşa edilen türbede bir süre türbedarlık yaptığı söylenir. Mehmed Paşa’nın daveti üzerine katıldığı Varadin Seferi dönüşünde Sigetvar Kalesi yakınlarında vefat eder. Kabri de oradadır. Eserin orjinal adı "Hâllu'r-Rumûz ve Keşfü'l-Künûz", manası "Rumuzlu sözleri açmak ve kapalı hazineyi açıklamak." Aslı arapça, bu türkçe çeviri ise 1985 yılında basılmış. Nadirkitap sitesinde zar zor buldum. Ah kitap elime geçince, o nasıl bir mutluluktur. Yine bir hazine buldum hissi :) Tavsiye etmek isterim ama bulamazsınız galiba :) Ne demiş Beyâzid-i Bistâmî, "Arayanlar bulamaz; ama bulanlar hep arayanlardır."
1000Kitap
İslamda Hikmetler ve İlletlerBosnalı Şeyh Ali · 19854 okunma
Reklam
Puan vermedi·486 syf.··
2020 325. kitabı
Bu kitap, kelimenin gerçek anlamıyla bir "hazine". Kısaca hikayesini özet geçelim. "Ferâhu'r-Rûh" isimli bu eser, 1449 yılında yazılmış "Muhammediye" isimli manzum esere İsmâil Hakkı Bursevî tarafından yapılan şerhtir. Muhammediye isimli eser, Yazıcıoğlu Mehmet (ö.1451) tarafından yazılmış olup, nazım yani şiir şeklindedir. Âlemin ve dünyanın yaratılışı, peygamberler, kıyamet, mahşer, cennet, cehennem gibi çok geniş konularda edebî bir dille, kısa ifadelerde derin manalar içeren eşsiz bir güzellikte kaleme alınmış. İşte "Ferâhu'r-Rûh", bu esere İsmâil Hakkı Bursevî (ö.1725) tarafından yapılan muhteşem bir şerhtir. Orjinal dili osmanlıca. El yazması orjinal metin, iki cilt. Günümüz türkçesine Mustafa Utku tarafından çevrilmiş hali ise 10 cilt. Siteye şimdilik ilk cildini eklettim, eğer günün birinde bu siteden sıkılıp çekip gitmezsem, zamanla diğer ciltlerini de ekletmeyi düşünüyorum. Kötü haber, baskısı artık yok. Edinmek isteyenlerin ikinci el kitap sitelerini veya sahafları araştırıp, eğer şans eseri bulabilirse iyi bir meblağı gözden çıkarmaları gerekecektir.
Din
Ferahu'r-Rûh - Muhammediye Şerhi 1İsmail Hakkı Bursevi · Uludağ Yayınları · 20007 okunma
Puan vermedi·968 syf.··
2020 333. kitabı
Yazma Eserler Kurumu güzel çalışmalar yapıyor. Bu da onlardan biri. Eski bir yazma eserin çevirisi. İçerisinde orjinal metin de var. Arapçanız varsa karşılaştırmalı olarak da okuyabilirsiniz. Kitabın müellifi eş-Şehrezûrî (ö.1288) bir felsefe tarihçisi olarak tanıtılıyor. Antik filozoflardan başlayıp İslâm filozoflarından devam ederek kendi çağına kadar olan filozofları kitabında derlemiş. Bir genelleme olarak hepsine filozof denilmiş ama "İslâm filozofları" olarak listelediği kişiler arasında çeşitli dallarda meşhur olmuş İslam alimleri ve sûfiler de var. Yani geçmiş dönemlerdeki bu zatların eğitim süreçlerinde felsefe okumuş olmaları onların hepsini direkt filozof yapmaz. O dönemin eğitim hayatında felsefe okumayan yoktu, bu eğitimin temel bir parçasıydı. Bu açıdan biraz kavram kargaşası var, fakat önemli değil. Mesela batıda İmam-ı Gazalî filozof olarak zikredilir ama onun nasıl dahi bir âlim olduğunu hepimiz biliyoruz. O da felsefenin en derinine kadar okumuştur ve bu sahada birçok eserleri vardır. Felsefeye geri dönelim. Felsefe İslam'da "Hikmet" kavramıyla karşılığını bulur, bu alanda üstad olmuşlara da "Hakim, Hukemâ" denilir. Bu manada hikmet dışlanmış bir şey değildir, bilakis kıymetlidir. Ama gerçekte "İslam Felsefesi" diye bir şey yoktur. Felsefe akıl ürünüdür, İslam ise peygamberlerin Allah tarafından bildirilenleri tebliğ ettikleri hak dindir. "İslam Felsefesi" kavramını, "felsefe alanında çalışan müslüman alimler" olarak anlamlandırmak daha doğru olacaktır. Tüm bunları açmak ve detaylandırmak çok uzun mesele olduğu için burada bırakıyorum. Kitapta en çok ilgimi çeken kısım, Şihâbeddîn Sühreverdî ile ilgili bölümdü. Çok ilginç bir kişilik. Kitap kendisini biraz daha tanımama vesile oldu.
1000Kitap
Nüzhetü'l ErvahŞemsüddîn eş-Şehrezûrî · Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı · 201516 okunma
Puan vermedi·888 syf.··
2020 334. kitabı
Ne zamandır bu kitabı hatırlamaya çalışıyordum, sonunda doğru kitabı buldum galiba. Yunan Mitolojisi hakkında çok çeşitli kitaplar olduğu için hangi yayını okuduğumdan emin değildim. Artık emin gibiyim. Bu kitabın eski bir baskısıydı. Kitabı ergenlikten yeni çıktığım dönemde okudum. Kütüphanemde yok, ödünç alarak okumuştum. Bir akraba ziyaretinde kuzenim Hasan abinin kitaplığında görmüştüm. Aldım sayfaları çevirdim. İlgimi çekti okumaya başladım. Ödünç aldım ve birkaç haftada bitirdim. O kadar ilginç hikayelerle doluydu ki benim için. Mitoloji hakkında elbette daha önce de bir fikrim vardı ama bu kadar detaylı bilgim yoktu. Tanrılar, tanrıçalar, olağanüstü güçler, tuhaf ve garip hikayeler... "Tanrılar" diye bir şeyin olmadığını biliyordum, peki bu kadar şeyi insanlar nasıl uydurmuştu? Tanrı sıfatı verdikleri insanların kaynağı neydi? Nasıl bir kitlesel hayalgücü bu kadar girift hikayeler uydurabilirdi? Henüz olgun olmayan aklımla bunu günlerce düşündüğümü hatırlıyorum. Sonraları okumalarım çeşitlendikçe tanrılaştırma kavramı hakkında soru işaretlerimi giderdim. Hatta aynı veya benzer hikayelerin ve tanrıların başka medeniyetlerde de olduğunu gördüm. O zaman bu meselenin bölgesel olmaktan çok daha üst seviyede bir şey olduğunu kavradım. İnsanlığın ortak hafızası ile ilgili bir konuydu. Mitolojileri küçümsememek lazım, çünkü kökenlerinde daima bir hak bilgisi gizlidir. Hakikat zamanla tahrife uğrar ve şekil değiştirir.
1000Kitap
Yunan MitleriRobert Graves · Kolektif Kitap · 2020124 okunma
“Biz aradık, o buldu.”
Puan vermedi·112 syf.··
2020 26. kitabı
Kitabın yazarı İmâm-ı Gazalî’nin kardeşi Ahmed Gazalî’dir. Ahmed Gazalî (ö.1126) abisi kadar tanınmıyor. Bunun sebebi, kendisinin daha çok tasavvuf alanıyla ilgilenmiş olması ve abisi gibi ilmin her alanıyla meşgul olmamış olması. Mutlaka o da sağlam bir eğitim almıştır, ama daha sonraki hayatı tasavvuf sahâsında olmuştur. Kitabın orijinal adı Sevânihu’l-Uşşâk. “Âşıkların Halleri” olarak çevrilmesi kitabın adının tam manâsını vermiyor, fakat işin isim kısmını uzatmayacağım. Sevânih ne demek, merak eden kendisi araştırabilir. Ahmed Gazalî’ye dönelim. Abisi İmam-ı Gazalî’nin kardeşi hakkında “Biz aradık, o buldu.” dediği rivayet edilir. Yine İmam-ı Gazalî’nin tasavvufa kardeşi Ahmed Gazalî’nin etkisiyle girdiği söylenir. Sevânih bir aşk risâlesidir. Aşk yolculuğuna (sülûk) çıkan sufîlerin (soyut) aşk makamlarında ilerlerken kalplerine doğan manâlardan bahseder. Genel anlamda konusu ilâhî aşk olsa da, ilahî aşk kendi bünyesinde mecâzî aşkı da barındırdığı için eseri okuyan kişi kendi potansiyeline ve kapasitesine göre okuduklarından bir manâ kapabilir. İsmâil Hakkı Bursevî’nin dediği gibi, “Önemli olan nakıştan Nakkâş’a erebilmektir.” Nakışta takılıp kalan ilerleyemez. Dâvûd-i Kayserî’nin dediği gibi “Sevgilerin hepsi, ister bilsinler ister bilmesinler, hakîkatte Allah Teâlâ’ya taalluk eder.” O yüzden, ağacı da sevsen, insanı da sevsen, kalemi de sevsen, kitabı da sevsen; neyi seversen sev, müessir olan Allah’ın eserini sevdiğin için gerçekte o sevgi Allah’a yöneliktir. O yüzden, hayatın kendisi aşktır. Aşkın manası, ikili ilişkilere indirgenmeyecek kadar büyüktür. Daha fazla yazmaya kendimi kaptırmadan burada kesiyorum :) Kısa ama anlaşılması zor bir eserdir. Ahmed Gazalî abisi gibi her konuyu ince ince detaylandırıp açan bir yazım tekniği kullanmıyor. Remizli kısa ve öz
Edebiyat
Aşıkların HalleriAhmed Gazali · Hece Yayınları · 2012112 okunma
Reklam