Ey Aziz! Yaratanın aşkından mı yoksa yaratılanın aşkından mı bahsedeyim bilmiyorum. Aşklar üç kısma ayrılır, fakat her aşkın muhtelif dereceleri vardır. Bunlar "küçük aşk (aşk-ı sağîr), "büyük aşk" (aşk-ı kebîr) ve orta aşktır (aşk-ı miyâne). Bizim Allah'a olan aşkımız küçük, Allah'ın kullarına olan aşkı ise büyüktür.
Aşk-ı miyâne denilen "orta aşk" hakkında çok dar bir anlayışa sâhip olduğumuzdan, bu konuda geniş bilgi vermeyeceğim. Ancak bu konuya işâretle de olsa kısaca değinilecektir.
• Alıntı buraya kadar, bundan sonrası benden bir dipnot:
İsmail Hakkı Bursevî'nin bir eserinde okuduğuma göre, Allah için "âşıklık" ve "aşk" sıfatı kullanılmaz, Allah için sevgi ifadesi sıfatları olarak "hubb" kökeninden gelen "habîb ve mahbûb" kullanılır. Bunun sebebi de, "aşk" kavramı içerisinde aşırılık manasının da olmasıdır, fakat (münezzehlik gereği) Allah'ta aşırılık yoktur, Allah'ın sevgisinde her şey denge ve orta yol, yani itidal ile ifade edilir; bunun karşılığı da "hubb" kelimesidir. Nitekim ayette de "Allah onları sever, onlar da Allah'ı sever." (Mâide,54) "hubb" kökeninden gelen fiiller vardır.
Burada "aşk" ifadesinin geçmesi, muhtemeldir ki çevirmenin yanlış tercümesidir.
.