》 Lisân, duada vâsıtadır. Dil, âlem-i halktandır, dolayısıyla bir aracı yani vâsıta konumundadır.
• Dil vâsıtalı, kalp vâsıtasızdır.
• Arada vâsıta bulunan duâ, serîu'l-husûl değildir, yani bazen müstecâb olur bazen müstecâb olmaz.
• Lisân-i hâl, yani kalp ile yapılan her dua serîu'l-husûl olup cümlesi müstecâb olur. "O size istediğiniz her şeyden verdi." âyeti buna işâret eder.
• Dil, âlem-i hakikatten olmadığı için, isterken mümkün olanı istediği gibi mümtenî olanı da ister; çünkü "kâl" yani dil ile söylemek, "hâl"den yani kalp ile söylemekten haberdâr değildir.
• Kalp ise mümtenî olanı istemez, ya da bizim anlayacağımız bir ifadeyle, "kalp neyi istemesi ve neyi istememesi gerektiğini bilir." Dil ise ölçüp biçmeden her şeyi ister.
.
.
İsmâil Hakkı Bursevî Hazretlerinin kitabında osmanlıcayla anlattığı bir meseleyi, ben biraz türkçeleştirip özetleyerek anlattım.