Eski Mısır'da zengin bir adam, asla ilişki sorununu karısını Babil'e tatile götürerek çözmeyi düşünmezdi.Bunun yerine karısına, hep istediği şaşaalı bir mezar yaptırırdı.
Henüz otuz yaşına bile gelmeden öldürülmüştü. Cenazesi memleketine gönderildi. Dava arkadaşları sloganlar attılar, Ali'yi asla unutmayacaklarını ve kanının yerde kalmayacağını da...
NE VAR Kİ ONU ASLA UNUTMAYAN TEK KİŞİ ANNESİ OLACAKTI!
Bu ülkede bazı kişilerin üzerine öyle ideolojik gömlekler giydiriyoruz ki, bizatihi kendilerini bir tabuya çeviriyor, bütün hayatları siyasetmiş gibi yorumluyoruz. Hatta onlar öldükten sonra bu durumu bir efsaneye çeviriyoruz. Sanki hiç değişmezlermiş hiç yanilmazlarmış gibi...
O yüzden insanlar Ali'ye baktıkları zaman onun siyasi kimliğini görüyorlardı. Halbuki o bir insandı. Ülkesinin, milletinin selamete erişinin kendi dünya görüşünde gerçekleşebileceğini düşünüyor, buna inanıyordu. Bu inancı için kimseye haksızlık yapmayı, kimseye şiddet uygulamayı istemiyordu.
Başkalarının hata ve eksiklerini kendine uyarlamadiktan ve muhasebesini yapmadiktan sonra kimse hakkında peşin hükümler gelistirmiyordu. Buna rağmen ne kendi camiası ne de karşıt gruplar bu olgunluktaydilar. "Dövüşmekten, düşünmeye fırsat bulamıyoruz." diye üzülüyordu.