Nasıl bir hayal gücü bu???
Puan vermedi·238 syf.·
2026 3. kitabı
Puslu Kıtalar Atlası uzun zamandır okuduğum en farklı kitaplardan biri oldu. Kitabı bitirdiğimde ilk düşündüğüm şey, "Nasıl bir hayal gücü bu?" oldu. Okurken sürekli şaşırdım. Bir yerde karşıma çıkan bir karakterin ya da küçük bir detayın ileride bambaşka bir anlam kazanması çok hoşuma gitti. Olaylar ve karakterler birbirine öyle ustalıkla bağlanıyor ki sonlara doğru parçalar yerine oturdukça hayran kalmamak elde değil. Kitap; tarih, fantastik unsurlar, gizem ve macerayı bir araya getirirken hiçbirini diğerine feda etmiyor. Bir sayfada gülümserken başka bir sayfada "Acaba burada anlatılmak istenen ne?" diye düşünürken buldum kendimi. Tam da bu yüzden sadece bir hikâye okumuyorsunuz; yazarın kurduğu o sıra dışı dünyanın içinde dolaşıyorsunuz. Dili nedeniyle ilk başlarda biraz zorlanacağımı düşünmüştüm ama birkaç bölüm sonra kendimi tamamen hikâyeye kaptırdım. Bitirdiğimde ise geriye sadece güzel bir hikâye değil, hayranlık duygusu kaldı. Bana göre Puslu Kıtalar Atlası, okuru şaşırtan, düşündüren ve kendine has atmosferiyle hafızada yer eden kitaplardan biri. İyi ki okumuşum dediğim eserler arasına rahatlıkla girdi.
1000Kitap
Puslu Kıtalar Atlasıİhsan Oktay Anar · İletişim Yayınları · 202467,7bin okunma
Sadece düşünceler
Puan vermedi·448 syf.··
2026 4. kitabı
bu kitabı birden fazla kez okumuş birini görürseniz onu olduğu yerde bırakıp kaçmanızı öneriyorum. kötü bir kitap diye düşündüğümden değil asla bu kitap insanın en karanlık duygularını farketmesini en istemediğiniz duygular ile karşılaşmanıza olanak sağlıyor. kitabı okurken ilk başlarda ne kadarda iğrenç insanlar bunları nasıl yapabiliyorlar diye düşündüm hiç etik değerleri yok mu acaba gibi ardından kitabın ortalarında insan olup olmadıklarını sorgularken onlarında bunu sorguladıklarını farkettim.kitabı bitirdiğim gibi okumuş birine rastlamak ve onunla bu kitap üzerine uzun uzadıya tartışmak istedim bende kapanmış bir kitap gibi hissettirmedi uzun bir süre düşündüm hatta en son okuması için arkadaşıma verdim son bir umutla ve o bitirdiğinde benimle aynı kafa karışıklığına sahipti sanki bir takım şeyler bile isteye havada bırakılmış gibi herkesin okuması gerektiğini düşünmüyorum bence okumanız gereken zaman diliminde karşınıza kendiliğinden çıkacaktır bende öyle oldu en azından
Kinyas ve KayraHakan Günday · Doğan Kitap · 201835,4bin okunma
Reklam
Sadece Allah'ın vahyi olan Kurandan sorumlu tutulacağız
Puan vermedi·
Kıymetli hocalarımız sizin mezhebinizdekilerden daha fazla hakim bu konulara, araştırma yaptıkları her cümleden anlaşılıyor. Sadece Kur'an'a uymanın gerekliliğine, hadis denen zırvaların dinde kaynak olmaması gerektiğine her fırsatta değiniliyor. Daha veda hutbesinde anlaşamayan bu ümmetin burnu yere çok sürter benden demesi. Kitabı okuyun okutturun. Hoş bizi kafirlikle suçlayan, cehennemlik ilan eden sizin o pis zihniyetiniz ama ne demiş Allah azze ve Celle: 'Akıllarını kullanmayan kullarıma pisliği yağdırırım!' Hem maddi hem manevi. Benim daha doğrusu bizim hedefimiz bu kitleye, mezhepçi, hadisci, ilmihalci, tarikatci beyni yıkanmış kitlelere ulasmakti. Ama onlarında bu inatla bu satırları dahi okumayacağı çok açık. Gelin Kur'an'a uyalım ve aklımızı işletelim, ne dersiniz? Allah bu kitabı cikartan, katkı yapan bütün hocalardan razı olsun. Kuran’ın çevrilmesi teşebbüslerine karşı mezhepçi, gelenekçi grupların önemli bir kısmının direnmiş olmasının altındaki temel nedenlerden biri budur. Bunlar, dinin mezheplerin tekelinden çıkmasına ve uydurmaların sorgulanmasına tahammül edememektedirler. Kuran’ın anlattığı İslam’ın, doğru dürüst ortaya çıkmamasının, kökleşip yerleşmemesinin altındaki temel sebeplerin geçmişteki yönetimlerin baskısı ve çeviri yasağı olduğu kanaatindeyiz. Çevrilemeyen, Arapçasının bile matbaada basılmasına izin verilmeyen Kuran’ın ismi vardı ama kendisi ortada yoktu. “Çok şanlı” diye nitelenen atalarımız ne yazık ki Kuran’ı çevirttirmediler, insanlara anladıkları dilde okutturmadılar. Yıllarca “günah” dedikleri matbaanın “günah” olduğu iddiasından vazgeçtiklerinde bile Kuran’ın matbaada basılmasının “günah” olduğu iddiası devam etti. Hattatların el yazısı ile çoğalttığı, sadece bazı evlerde bulunan Kuran ise bulunduğu evlerde de bohçalar içinde
1000Kitap
Uydurulan Din ve Kur'an'daki DinKuran Araştırmaları Grubu · İstanbul Yayınevi · 2016932 okunma
Puan vermedi·40 syf.··
2026 79. kitabı
Evine Hoş Geldin KUNDUZ! . Havalar ısındı ve okulların kapanmasına çok az kaldı. Miniklere harika bir tatil önerisi sunmak istiyorum; #evinehoşgeldinkunduz . Maceracı bir kunduz bizimle bu hikayede. Çevresindekilerin uğurlamasıyla dünyayı keşfe çıkan ve yolunda gördüklerine hayran kalan. Fakat o da ne? Bizim kunduz evinden çoookk uzaklara yol aldığında, birden nasıl geri döneceği gelir aklına. İşte o anda cesur köpek seslenir ona ve başlarlar kunduzun evini aramaya. Bu arayış sırasında birbirinden farklı hayvanların yaşam alanlarını keşfetme fırsatı bulurken, kunduzun yuvasını da bulabilecekler mi acaba? Muhteşem çizimler ile az bilinen hayvanların yaşamlarına dair bilgiler ve görsellerle merakla okunan bir kitap. Resimlerin büyük ve detaylı olması, sadece tek bir kareye odaklanmak yerine çocukların hayal güçleri eşliğinde farklı hikayeler kurgulamasına da vesile oluyor. Bir de kitabın sonunda yer alan kunduzun gezdiği yerlerin ve oradalarda yaşayan hayvanların gösterildiği harita, eğitici ve öğretici bir kazanım sağlıyor miniklere. Bu arada miniklere dediğime bakmayın, ben de bu yaşımda öğrendim kunduzların yaşam evlerinin yarı nehir yarı karada olduğunu ve de çardak kuşlarının sevdiği için nasıl çaba gösterdiğini . Sıcacık ve keşif duygusuyla dolu, dostluk, cesaret, ait olma üzerine yazılmış bu resimli kitap, kesinlikle #tavsiyemdir sizlere. Keyifle .
Evine Hoş Geldin Kunduz!Magnus Weightman · 25M2 Kitap · 20252 okunma
Puan vermedi·392 syf.··
2026 54. kitabı
Martaval• II | R.İdeli Selam canım nasılsın Bugün sizinle kapağını kapattığımda hikâyesi bitmeyen, karakterleri zihnimde yaşamaya devam eden o kitapla geldim . İlk kitapta gerçek ile yalanın, kimlik ile maskelerin arasındaki ince çizgide yürürken bu kitapta o çizginin tamamen silindiğine şahit oluyoruz. Hikâye kaldığı yerden devam ederken karakterler artık sadece geçmişleriyle değil, kendilerinden sakladıkları gerçeklerle de yüzleşmek zorunda kalıyor. İlk kitapta bizi içine çeken gizemli atmosfer, ikinci kitapta çok daha karanlık ve yoğun bir hâl almış. Roller değişiyor, maskeler ağırlaşıyor ve herkesin sakladığı sırlar birer birer ortaya çıkmaya başlıyor. Kitabın en sevdiğim yanı da buydu aslında kimsenin göründüğü kişi olmaması ve her bölümde acaba şimdi ne olacak sorusunu sordurması. Yazarın kalemi yine akıcı ve sürükleyici. Sayfalar ilerledikçe karakterlerin yaşadığı iç çatışmaları hissediyorsunuz. Özellikle geçmişle bugün arasında kurulan bağlar, karakterlerin kararlarını ve yaşadıkları olayları çok daha anlamlı kılıyor. Hikâyede sadece aşk yok güven, ihanet, aidiyet ve insanın kendini bulma çabası da oldukça önemli bir yer tutuyor. Kitap boyunca en çok etkilendiğim şeylerden biri, karakterlerin kendi gerçeklerinden kaçmaya çalışırken aslında tam da o gerçeklere sürüklenmeleri oldu. Bir noktadan sonra kime inanacağımı şaşırdım. Her yeni bölüm, daha önce bildiğinizi düşündüğünüz bir gerçeği sorgulatıyor. Atmosfer açısından bakarsak kitap adeta bir tiyatro sahnesini andırıyor. Herkes rolünü oynuyor gibi görünse de perde arkasında bambaşka hikâyeler yaşanıyor. Karakterler artık sadece kim olduklarını değil, kim olmaktan korktuklarını da ortaya koyuyorlar. Son sayfaya geldiğimde hissettiğim şey ise tamamen şaşkınlık ve meraktı. Çünkü yazar birçok düğümü
Martaval IIR. İdeli · Artemis Yayınları · 2026141 okunma
10/10
·384 syf.··
Beğendi
·
2026 37. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 12:06
Merhaba Kitap Dostlarım. İlk kitabın finali beni öyle bir merakta bırakmıştı ki ikinci kitaba başlamak için hiç beklemedim. Kurtların Gölgesinde tam da kaldığı yerden devam ediyor ve daha ilk sayfalardan itibaren kendinizi soluksuz bir mücadelenin içinde buluyorsunuz. Sıla'nın üzerinde çalıştığı proje artık yalnızca bir görev değil, ülkenin geleceğini etkileyebilecek kadar büyük bir sorumluluk hâline geliyor. Bunun farkında olan düşmanlar ise hem ekibe hem de onları koruyan Kurtlar Timi'ne peş peşe saldırılar düzenliyor. Yaşanan kayıplar, alınan yaralar ve en önemlisi aralarındaki haini bulamamanın verdiği güvensizlik, hikâyenin gerilimini her bölümde biraz daha artırıyor. Aybars, kendi acılarını geri planda bırakıp hem ekibini hem de Sıla'yı korumak için mücadele ederken, Sıla da babasının emanetine sahip çıkmak adına dimdik duruyor. İkisini birlikte okumak çok güzeldi. Aralarındaki sevgi, güven ve birbirlerine verdikleri güç oldukça doğal ve etkileyiciydi. Kitap boyunca "Acaba hain kim?" diye düşünmekten kendimi alamadım. Yazar, şüpheyi son ana kadar canlı tutmayı başarmış. Özellikle adaletin yerini bulduğu o sahnede geçen; "İsmet Akkaya, seni gözaltına alıyoruz. Devlete ve bu ülkenin insanlarına karşı işlediğin her şeyle beraber. Bugün senin cirit attığın dönem bitti!" cümlesi benim için kitabın en güçlü anlarından biriydi. Finale yaklaştıkça olayların dozu iyice arttı. Bazı gelişmeler beklediğim gibi olmadı, bazıları ise gerçekten kalbimi kırdı. Kitabı bitirdiğimde aklımda kalan en anlamlı cümlelerden biri de şuydu: "Bazı savaşlar kazanılmaz. Sadece hayatta kalınır." Ve son sayfalarda, hikâyeye farklı bir anlam yükleyen şu sözle baş başa kaldım: "Belki de bu bileklik yazdı hepimizin hikâyesini, kaderlerimizi birleştirdi ve değiştirdi. Artık bunu takmak istemiyorum.
Kurtların Gölgesinde IIÇağatay Düz · Vera Kitap · 202610 okunma
Reklam
Reklam