Puan vermedi
//KİTAP TAVSİYEM "BABAMDAN KALAN CÜSSELİ POŞETLER ODASI" //ALINTILAR #Issız bir adaya düşsem Kendimi yanıma almam Palmiye ağaçları saf güneş falanmidemi yakıyor Aramızda sekiz yüz yetmiş yedi kilometre var Şiir yılıyla ölçsem Bir dakika uzağımdasın... #Cama yansıyan buğularla kaybedeceğiz parmak izlerimizi, Boyun otopsinde bulunacak dudaklarım... #İnsan doğduğunda değil, rahme düştüğünde başlar zamana yenilmeye... #Sizin poşetlerinizi babanız aldı Benim poşetim babamdan kaldı... #Düğün salonlarında çalan son müziktim Ve boş sandalyelere oluyordu konserim... #Saçlarının kuşları var Herkes de sanıyor Sana özel esiyor rüzgar... #Kadında boy veren her erkek boğulur #Çok düğümlü bir ipim,uçurum manzaralı... # Senin sayende kalp reytingim, nabzımın tavanlarında... #Kaç tur attırdı acaba kainata gülüşün... (Şu cümlenin ağırlığını hangi sevda kaldırabilir azizim...) #Soydum yara kabuklarımı, Attım poşete Kollarım parıldıyor güneşte, Sizin rengarenk neşeleriniz vardı Ve sormadınız poşetinde ne var? Neden böyle çok yıpranmış diye... (Sonra hayatından insan çıkarınca sen suçlu oluyorsun. Hatrımı sormadan halimden anlamayan, nasıl elimdeki poşet kadar değerli olsun vesselam. ) //KİTAP HAKKINDA
Babamdan Kalan Cüsseli Poşetler OdasıUmut Göksal · Tün Kitap · 20263 okunma
6/10
·296 syf.··
2026 12. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 12:23
#okudumbi̇tti̇ Gece Yarısı Kütüphanesi- Matt Haig ••• Matt Haig’in Gece Yarısı Kütüphanesi kitabı, pişmanlıklar ve alternatif hayatlar üzerine kurulu bir hikaye. Hikâyenin merkezinde Nora Seed var. Hayatından memnun olmayan, yaptığı seçimlerden dolayı büyük pişmanlıklar taşıyan Nora, yaşamla ölüm arasında gizemli bir kütüphaneye düşüyor. Bu kütüphanede, geçmişte farklı kararlar verseydi yaşayabileceği alternatif hayatları deneyimleme şansı buluyor. Nora’nın farklı hayatları deneyimledikçe fikir dünyası da bir anlamda gelişiyor, tabii okuyucunun da. Fakat, maalesef Türkçe çevirisi benim açımdan bu hikâyeyi tam anlamıyla yansıtamadı. Kitabı okurken en çok dikkatimi çeken şey dilin doğallıktan uzak olmasıydı. Cümleler çoğu zaman birebir çevrilmiş hissi veriyordu ve Türkçede akıcı durmuyordu, mekanik bir anlatım mevcuttu. Bazı ifadeler anlam olarak doğru olsa bile duygu olarak eksik kalıyor. Bu da okuyucunun karakterle bağ kurmasını zorlaştırıyor ve hikayeye odaklanmak da zorlaşıyor. Yine de kitap kendini okutuyor çünkü ana fikir gerçekten merak uyandırıcı. Farklı hayat senaryolarını görmek keyifli ve düşündürücü. Ama okuma deneyimi boyunca aklımda şu soru kaldı: “Acaba orijinal dilinde veya Fransızca okusam çok daha etkilenir miydim?” Kısacası, Gece Yarısı Kütüphanesi güzel bir fikir ve anlamlı bir mesaj sunuyor; fakat Türkçe çeviri, bu derinliği tam olarak yansıtamadı, tabii bu benim fikrim. Başka yorumlarda görüşmek dileğiyle, Vesselam ••• #kitapyorumu #bookstagram #geceyarısıkütüphanesi
Gece Yarısı KütüphanesiMatt Haig · Domingo Yayınevi · 202598,4bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
spoiler icerir !!
8/10
··
Beğendi
·
6 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 12:06
Acıların Hükümdarı bitti ve bende bittim. Kitabın başından sonuna kadar karakter işleyişi o kadar güzeldi ki her güvendiğim kişide bende ihanete uğramış gibi hissettim. İlk başta çok beğenememiştim birinci kitaba kıyasla çünkü ben Irıthel’den devam edeceğini sanıyordum Euria’ya o yüzden sıcak bakmamıştım ama okudukca çok hoşuma gitmeye başladı, küçüklüğümden beri savaşçı prensesleri çok sevmişimdir bu yüzden tahminimden kısa bir sürede kalbimi çalmayı başardı. Kalbimi diğer çalan ise Nathan oldu. Kitabın başından sonuna kadar evlenmelerini çok istemiştim ve Fenrisle her yakınlaştığında Euria’ya çok sinirlendim ama kitap bir kez daha kimseye güvenmemek gerektiğini sert bir dille ifade etti bana. Güven demişken Kalisa karakterinden de bahsetmek istiyorum ona da ilk başta çok sinir olmuştum. Dediğim gibi Yağmur karakterleri öyle bir işlemiş ki Euria kime güvense ona güvendim, Kalisa Euria’yı kurtardığı zamanda da çok mutlu olmuştum sonunda demiştim Nathan’dan başka kızın yanında duran biri var diye düşünmüştüm ama Kalisa da güven duygumuzu herkese vermememiz gerektiğini gösterdi. Karakter gelişimi konusunda da harika bir kitaptı Euria’nın intikam ateşini okurken iliklerime kadar hissettim. Yan karakterlerin önemsiz olduğunu düşünenler içinse bu kitapta yan karakterler o kadar önemliydi ki özellikle Zedy, Nathan’in nasıl biri olduğu daha önceden bilinse Zedy yaşasa nasıl olurdu acaba diye düşünmeden de edemedim. Olay örgüsü çok güzel işlenmişti, ilk kitapta Irıthelde aşık oluyordu fakat aşk onu güçlendirmişti bu kitapta Euria aşık oluyor fakat aşk onu güçsüzleştiriyor savunmasızlaştırıyor. Çokça bunun gibi karşılaştırmalarda yaptım aklımda. İnsanın sevdikleri için neler yapabileceğini bu denli okumak ve okurken acaba bende yapar mıydım hissi uyandırmak da bence kolay
Acıların HükümdarıAdora Yağmur · İndigo Kitap · 20251,902 okunma
Puan vermedi·304 syf.··
2026 336. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 11:40
Matt Haig kalemiyle ne zaman buluşsam, kendimi bir yazarla değil de ruhumu benden daha iyi tanıyan bir dostla dertleşiyormuş gibi hissediyorum. Onun o felsefi dokunuşları, hayatın karmaşasını basite indirgeyen dili bu yeni kitabında da beni büyülemeyi başardı yine..Sayfalar o kadar akıcı, o kadar sürükleyiciydi ki zaman adeta raylarda kayıp giden bir tren gibi aktı. Kitabı bitirdiğimde heybeme kalan en can yakıcı gerçek şu oldu: Çoğu zaman içimizdeki acıları ve kırgınlıkları bastırmak için çılgın bir hırsla başarı basamaklarını tırmanmaya çalışıyoruz. Hep daha fazlasına sahip olmak isterken, aslında elimizdekilerin kıymetini ne kadar ıskaladığımızı fark edemiyoruz. İşte tam bu noktada, aklıma şu cümle geliyor. “İnsan, avucunun içindeki saklı mutluluğu görmeyi reddedip gözünü ufkuna diktiğinde, elindekini de rüzgara feda ediyor." Kitabı kısaca bahsedeceğim; 81 yaşındaki bir kitapçı zinciri sahibi olan Wilbur Budd’ın hikayesiyle götürüyor. Ömrünün neredeyse tamamını işine, hırslarına adamış ve bu uğurda hayatının en büyük aşkı Maggie'yi bile ihmal etmiş bir adam Wilbur. Tam ölümün eşiğindeyken, onun için bir son değil, aslında geçmişine doğru giden büyüleyici bir tren yolculuğu başlıyor. Kitap boyunca Wilbur ile birlikte o vagona biniyor, onun hayatının en parlak ve en karanlık duraklarına uğruyoruz. Her durakta Wilbur’un karanlığı,seçimleri..Tek bir katı kural var Geçmişteki halinle asla konuşmamak. Matt Haig o bildiğimiz su gibi akan, samimi ve duru diliyle bizi pişmanlıkların, kaçırılan trenlerin ve ikinci şansların peşinde muazzam bir yolculuğa çıkarıyor. Keşke benimde böyle bir şansım olsa ben acaba hangi durakta durmak ister,zamanı durdurmak isterdim. Okurken düşündürüyor. Kitabın asıl gücü ise fantastik zemininden ziyade, karakterlerin iç dünyasındaki o ağır
Alıntı
Gece Yarısı TreniMatt Haig · Domingo Yayınevi · 2026230 okunma
Gizemli Ada
10/10
·288 syf.··
Beğendi
·
2026 20. kitabı
·
29 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 10:32
Sarah Jio'nun kitaplarının insana huzur veren ama bir yandan da derin izler bırakan bir tarafı olduğunu düşünüyorum. Kelebek Adası da tam olarak böyle bir kitaptı. İlk sayfalardan itibaren kendini okutuyor ve 'bir bölüm daha' derken nasıl ilerlediğinizi fark etmiyorsunuz. Anlatım dili oldukça sade, karakterlerin duyguları ise bir o kadar gerçekti. Hikaye, Charlotte'un hayatında beklenmedik gelişmeler yaşanmasıyla birlikte bambaşka bir yöne evriliyor. Geçmişten gelen sırlar, aile ilişkileri ve yıllardır saklanan gerçekler yavaş yavaş ortaya çıkarken, okuyucu da bu yolculuğun bir parçası oluyor. Kitabın en sevdiğim yanı, merak unsurunu son ana kadar canlı tutmasıydı. Her yeni bölümde, Acaba şimdi ne olacak? diye okumaya devam ettim. Bu romanda sadece romantizm yok aynı zamanda kayıplar, pişmanlıklar, umut ve yeniden başlayabilme cesareti de güçlü bir şekilde hissediliyor. Sarah Jio, karakterlerin iç dünyasını öyle güzel aktarmış ki bazı sahnelerde onların hislerini paylaşmamak elde değildi. Benim için hem duygusal hem de akıcı bir okuma deneyimi oldu. Eğer geçmişle bugünü iç içe anlatan, gizemini son sayfaya kadar koruyan ve okuru duygusal anlamda içine çeken hikâyeleri seviyorsanız, Kelebek Adası kesinlikle şans verilmesi gereken kitaplardan biri. Sarah Jio
Kelebek AdasıSarah Jio · Pena Yayınları · 201913bin okunma
Watership Tepesi – Richard Adams Kitap Yorumu
Puan vermedi·436 syf.··
2026 1. kitabı
Bu kitapla tanışmam tamamen tesadüflere dayalı bir şey oldu. Bir gün ilk kitabını kırkından sonra çıkaran yazarlar hakkında bir araştırma yapıyordum (şu an neden öyle bir araştırma yaptığımı dahi hatırlamıyorum..) ve karşıma çıkan kitaplardan biri de Richard Adams’ın Watership Tepesi oldu. Kitap hakkında okuduğum birkaç küçük tanıtım yazısından sonra meraklanıp, (ki bence bu merak ve heyecan, bir kitaba başlamak için en önemli tetikleyici ve motive edici bir unsur) hevesle satın alıp ve dün itibari ile de bitirdim. Watership Tepesi’nin bende bıraktığı izlenime gelecek olursak, bilgilerim taze iken sıcağı sıcağına anlatmak istedim. Kendi sözlüğünü yaratan kitap Kitabı okumak ilk etapta nedense çok zor geldi. Sürekli notlar alıyor ve hikayeyi bir bütün olarak zihnimde toparlamaya çalışıyordum. Sebebi ise her tavşanın ayrı bir isminin olması, geçen mekanlar ve daha da önemlisi tanrının, kötülüğün, yırtıcıların, doğa ananın her şeyin tavşan diliyle (bkz. Lapin dili) bir karşılığı olmasıydı. Mesela sıradan bir kitapta “tanrı korusun” deniyor ama Watership Tepesi’nde tavşan diliyle bu “Frith korusun” olarak karşılık buluyordu. İşin komik yanı ve ne yazık ki üç yüz sayfa sonra fark edip kendime gülmeme sebep olan durum ise; tüm bu karşılıkların kitap arkasında zaten var olduğuydu. Notları boşuna almış olmadım ama en başta görseydim, en azından okurken neydi bu diye son sayfaya hızlıca göz atardım. Sadece bir tavşan hikayesi mi? Kitap gerçekten muazzam bir emekle hazırlanmış. Yazar sadece yüzeysel bir hikaye değil, aynı zamanda insan doğasına yakın duyguların başka bir dünyada nasıl yankı bulabileceğini titizlikle anlatmış. Bunun yanı sıra tavşanların doğasıyla ilgili de oldukça derin araştırmalar yapmış. (Kitabın önsözünde de special thanks olarak kaynaklarına
Edebiyat
Watership TepesiRichard Adams · Arkabahçe Yayıncılık · 2009232 okunma