Stoa felsefesi; o zamanki Roma toplumu gibi sevgiden, insanca davranışlardan yoksun bir toplumda yaşayanlara insan onurunu yücelten yüksek bir ideal, bir ahlak veriyor ve Roma'nın tek hakime karşı direnmesindeki düşünce temelini oluşturarak imparatorluğun daha uzun yıllar ayakta kalmasını sağlıyordu.
Belki de ben şimdiye kadar sahiden sevmenin ne olduğunu bilmiyordum. Acaba kendimi kapıp koyuversem mi? Ne zaman irademe başvursam büyük bir yorgunluk duyuyorum. Kendimi olayların akışına bırakayım mı?
Mescid-i Aksa'yı gördüm düşümde
Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu
Varıp eşiğine alnımı koydum
Sanki bir yeraltı nehr çağlıyordu
Gözlerim yollarda bekler dururum
Nerde kardeşlerin diyordu bir ses
İlk Kıblesi benim ulu Nebi'nin
Unuttu mu bunu acaba herkes
Burak dolanırdı yörelerimde
Miraca yol veren hız üssü idim
Kutsallığım belli şehir ismimden
Her yana nur saçan bir kürsü idim
Hani o günler ki binlerce mü'min
Tek yürek halinde bana koşardı
Hemşehrim nebi'ler hâtırı için
Cevaba erişen dualar vardı
Şimdi kimsecikler varmaz yanıma
Mü'minden yoksunum tek ve tenhayım
Rüzgârlar silemez gözyaşlarımı
Çöllerde kayıp bir yetim vâhayım
Mescid-i Aksa'yı gördüm düşümde
Götür müslümâna selam diyordu
Dayanamıyorum bu ayrılığa
Kucaklasın beni İslâm diyordu