Ama diğer bir anlamda, daha katı olarak umutsuzluk "ölümcül hastalık"tır. Çünkü daha açık bir anlamda bu hastalıktan ölünmesinden veya bu hastalığın bedensel ölümle sona ermesinden çok, bu hastalığın işkencesi, tersine, can çekişmede olduğu gibi ölümle savaşmasına rağmen kişinin gene de ölmemesinden kaynaklanır.
Umutsuz olmamak, umutsuz olmaya yatkınlığın yok edilmesi anlamına gelmelidir: bir insanın gerçekten umutsuz olmaması için, her an içinde bu olasılığı yok etmesi gerekir.
Kierkegaard'a göre ben'in gelişimi umutsuzluktan geçer. Umutsuz olunmadan ben'i aşkın gerçeğiyle yüz yüze getiremeyiz. "Kendi olamaya cesaret etmek aslında bir bireyi, şunu veya bunu değil, Tanrı karşısında çabasının ve sorumluluğunun devasalığı içinde yalnız bir bireyi gerçekleştirmeye cesaret etmektedir." Varoluş serüveni ben'in kendi olma serüvenidir. Bu bir ben olarak Tanrı'nın, yaratıcısının karşısına çıkma cesaretidir.