Uzun bir yolculuğun sonuna geldik. Kalın kitaplardan ayrılırken ince kitaplara kıyasla daha fazla zorlanıyorum çünkü karakterleri, konuyu, zamanı, mekanı benimsemiş oluyorum bu da kitabın sonunu okurken daha da göze çarpar hale getiriyor. Normalde kitaba 7 puan verecektim çünkü konusu ve karakterleri itibariyle kesinlikle bir yediyi hak ediyor fakat final -o asla istemediğim ve kitap boyunca da hayır bu olmasın dediğim şey- mahvetti beni gerçekten bu yüzden 8 puan ideal olduğunu düşündüm. Aslında yazarın edebi yönü ağır bassaydı yani kullandığı kelimeler, ithamlar kendi fikirlerinin felsefesi vs. 10/10 kitap olurdu ancak yazar ne kadar içerik açısından zengin bir kitap yazmış olsa da edebi üslubu neredeyse yoktu hatta aklına geldikçe yazmış düzenlememiş gibi bir fikir oluşturdu bende. Fakat hikayeye laf edemem çok güzeldi. Sosyal medyada özellikle de globaldeki popülerliğiyle alıp okuduğum bir kitap oldu. Bu insanlar neyine bu kadar ağlayıp perişan oluyorlar ne olabilir ki? sorularıyla bu hikayeye başladım ve dün gece yarısı bitirdim aslında kitabı. Ağlattı mı evet mahvetti mi beni o da evet çünkü bitirdiğimde önce duvara daha sonra da tavana boş boş bakıp sindirmem gerektiğini fark ettim ve daha sonra da uykuya daldım. Bugün ise -şu an saat 12.30'a geliyor- ne kadar üslup başarılı olmasa da hikayeye yazık edemeyeceğimi düşünerek inceleme yazmaya başladım. Hikayemiz dört üniversite arkadaşı olan Jude, Willem, JB ve Malcolm arasındaki dostluk, arkadaşlık, aşk.. gibi kavramları işliyor. Fakat genel olarak Jude'un talihsiz kaderi üzerine şekillenmiş kitap ve okurken o üzücü geçmişini hazmetmek pek kolay olmadı. Karakterleri uzun uzun açıklaması -yaklaşık kitabın yarısına kadar- kimi okurlar tarafından beğenilmezken ben beğendim açıkçası çünkü bu hikaye için kesinlikle