aloza

aloza
@accedentesiast
Sevmek insanca bir şey ancak insanca sevmeyi bilmek lazım
öğrenci
ELT
16 Aralık 2003
72 okur puanı
Kasım 2019 tarihinde katıldı
''Okumak olgunlaştırır''
10/10
·200 syf.··
Beğendi
·
2025 12. kitabı
Doğan Cüceloğlu ile İrfan Erdoğan'ın eğitim, eğitim çerçevesi nedir? Öğretmen olmak ile öğretmenlik yapmak arasındaki fark nedir?... Gibi sorular üzerine gerçekleştirmiş oldukları sohbetlerini okuyoruz. Çok keyifliydi okuması özellikle geleceğin bir öğretmen adayı olarak bana çok şey kattığını söyleyebilirim. Diyalog şeklinde metinler oluşturulduğu için okuması zorlamadı beni yani gereksiz ve üzerinde durulmasa da olur denilebilecek konulara ya da sözcüklere yer verilmemişti bu daha da sevdirdi kendini bana ek olarak her bölümün yani sohbetin sonunda o sohbeti değerli eğitimcilerimize adamış olmaları da çok takdire şayandı açıkçası . Kattığı şeyler üzerine bir inceleme yazmak istiyorum aslında çünkü bu kısım daha önemli. Öncelikle öğretmenin toplumdaki yeri üzerine bir sohbet gerçekleştirmişlerdi örneğin İrfan Erdoğan, eğitimi bir cümleye benzetirken o cümlenin öznesi olarak da öğretmeni belirtmişti. Açıkçası bu benzetim benim çok hoşuma gitti çünkü eğitim bir sistemin bütünüyken o bütünlüğün temel yapı taşı öğretmendir ve öğretmen olmadan cümle olmaz, bütünlük olmaz. Öğretmen olmanın; öğretmenin öğrencide öğrencinin ise öğretmende dirildiği, güçlü ve sahici bir aidiyet olduğu bilincine evrilmemiz gerektiğini anlamamı sağladı. Yani, öğretmenin gözünde küçük bir çocukken bile yıllar sonra hayatın belli konumları içerisinde yerini alacak birer yetişkinler olacağımız bilinci bir öğretmende yer edinmiştir tabii öğretmenlik yapmak yerine olmayı tercih ettiyse. Mesela bu benim için çok önemli bir noktaydı çünkü bugüne kadar karşılaştığım çoğu öğretmende ( büyük çoğunluğunda demek daha doğru) bu bilince pek rastlamadım ama bu kısır döngüyü kıran birisi olmayı kendime hedef edindim diyebilirim. Kariyerimdeki en büyük arzum sıradan ve sistemin bir parçası olarak hayatını idame
Öğretmen OlmakDoğan Cüceloğlu · Final Kültür Sanat Yayınları · 20138,5bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
insanlık elden gidince doğruluk bile lüks oluyor...
3/10
·222 syf.··
2025 9. kitabı
Distopya zor bir türdür bence herkes hadi distopik bir eser yazayım deyip yazamaz tıpkı bu eserde olduğu gibi... O kadar zorlanarak okudum ki size anlatamam yani sırf yarım bırakmak istemediğim için bitirdim kitabı. Yazarın üslubu yok kendisi kitap mı yazmış instagram gönderisinin altına uzun bir açıklama mı yazmış belli değil sanıyorum ki yeni yazarların en büyük problemi bu yani değişik belki de değiştirilmiş ya da hiç denenmemiş içerikler oluşturabiliyorlar ama iş üsluba, akıcılığa, kelime dağarcığına, açıklığına, duruluğuna gelince inanılmaz tıkanıyorlar. Bu kitapta da benzer durum söz konusu yani bir balıkçının kıyıya vuran atletik ve birbirlerine benzeyen bedenleri bulmasıyla DF devletine bir avantaj mı yoksa lanet mi tartışmasına yol açan distopik bir eser olarak hikayemiz başlıyor. Çok fazla karakter var ve gerçekten çoğu gereksizdi benim açımdan. Puan olarak üç verdim çünkü finalde tüm durumu olabilecek en makul şekilde toparlamaya çalışmış yazar. Bir tık 1984 esintisi de fark ettim çünkü kitabı okurken özellikle Ruffini'nin halkın en özeline kadar söz sahibi olabileceğini iddia ettiği bir kısım vardı ve otomatik olarak aklıma düşünce polisliği zımbırtısı geldi. Uzun lafın kısası çok da tavsiye edebileceğim bir kitap değil içerik her ne kadar değişik olsa da yazarın üslubu kitabı yarım bıraktırmak için çaba gösteriyor gerçekten :) oysaki kitabın kapağı çok güzel yine dış görünüşten kurtarma çabası ve onun faciası :(
DalgaGiulio Cavalli · Can Yayınları · 2021355 okunma
kurbağalar ve murbağalar
8/10
·822 syf.··
Beğendi
·
2025 4. kitabı
Uzun bir yolculuğun sonuna geldik. Kalın kitaplardan ayrılırken ince kitaplara kıyasla daha fazla zorlanıyorum çünkü karakterleri, konuyu, zamanı, mekanı benimsemiş oluyorum bu da kitabın sonunu okurken daha da göze çarpar hale getiriyor. Normalde kitaba 7 puan verecektim çünkü konusu ve karakterleri itibariyle kesinlikle bir yediyi hak ediyor fakat final -o asla istemediğim ve kitap boyunca da hayır bu olmasın dediğim şey- mahvetti beni gerçekten bu yüzden 8 puan ideal olduğunu düşündüm. Aslında yazarın edebi yönü ağır bassaydı yani kullandığı kelimeler, ithamlar kendi fikirlerinin felsefesi vs. 10/10 kitap olurdu ancak yazar ne kadar içerik açısından zengin bir kitap yazmış olsa da edebi üslubu neredeyse yoktu hatta aklına geldikçe yazmış düzenlememiş gibi bir fikir oluşturdu bende. Fakat hikayeye laf edemem çok güzeldi. Sosyal medyada özellikle de globaldeki popülerliğiyle alıp okuduğum bir kitap oldu. Bu insanlar neyine bu kadar ağlayıp perişan oluyorlar ne olabilir ki? sorularıyla bu hikayeye başladım ve dün gece yarısı bitirdim aslında kitabı. Ağlattı mı evet mahvetti mi beni o da evet çünkü bitirdiğimde önce duvara daha sonra da tavana boş boş bakıp sindirmem gerektiğini fark ettim ve daha sonra da uykuya daldım. Bugün ise -şu an saat 12.30'a geliyor- ne kadar üslup başarılı olmasa da hikayeye yazık edemeyeceğimi düşünerek inceleme yazmaya başladım. Hikayemiz dört üniversite arkadaşı olan Jude, Willem, JB ve Malcolm arasındaki dostluk, arkadaşlık, aşk.. gibi kavramları işliyor. Fakat genel olarak Jude'un talihsiz kaderi üzerine şekillenmiş kitap ve okurken o üzücü geçmişini hazmetmek pek kolay olmadı. Karakterleri uzun uzun açıklaması -yaklaşık kitabın yarısına kadar- kimi okurlar tarafından beğenilmezken ben beğendim açıkçası çünkü bu hikaye için kesinlikle
Değersiz Bir HayatHanya Yanagihara · Doğan Kitap · 20245,6bin okunma
Gülbeşeker...
8/10
·541 syf.··
2024 29. kitabı
O meşhur başucu kitabı olan Çalıkuşu. Açıkçası bu iddiadan yola çıkarak okumaya başladığım bir kitaptı merak etmiştim bu kitabın başucu kitabı olacak kadar etkileyici yönünü (ki kendi zamanına göre değerlendirmek gerekirse gayet etkileyici ama günümüz açısından aynı şeyi söyleyemeyeceğim.) Kitap genel olarak güzel ve akıcıydı okuduğuma pişman değilim severek okudum. Aradığım o güçlü kadını biraz biraz buldum diyebilirim özellikle Kamran'ın hatası üzerine rest çekip kendine yeni bir hayat düzeni kurmaya çalışması beni o kadar keyiflendirdi ki anlatamam. Kitabın genel olarak Feride etrafında dönüp Feride'nin hayat mücadelesini anlatıyor oluşu ve meslektaş sayılıyor oluşumuz da okumaya teşvik etti. Kitabın kalınlığı gözünüzü korkutmasın dediğim gibi sürükleyiciydi. Sadece final kısmı gerçekten yetersizdi ve hani artık final yazayım da bitsin kitap denilmiş gibi yazıldığını hissettirdi bana çünkü Feride'nin birden ailesine geri dönmesi (ki sebebini çok sonradan açıklıyor) ve herkesin bunu anında normal karşılaması (sebepten haberleri yokken) ya da Aziz Bey'in yangından mal kaçırır gibi Feride'den habersiz nikah kıyması (nikah kıymak yerine çiftleri bir araya bir organizasyon sayesinde getirmek daha naif olabilirdi) ve Feride'nin sanki bunu bekliyormuş da diğerleri fark etmemiş gibi tavır takınması ne bileyim bana çok sönük ve final için anlamsız geldi. Bunun dışında genel olarak iyiydi ama final önemli :)
Türk Edebiyatı
ÇalıkuşuReşat Nuri Güntekin · İnkılâp Kitabevi · 2019123,2bin okunma
ben tam olarak ne okudum
5/10
·707 syf.··
2024 22. kitabı
Bu kitaba ortalama 9.1 puan verilmiş ve buna dayanarak beklentimi yükselttim fakat anlayamadığım şudur ki tam olarak hangi kısmı dokuzluktu. Kitabı okuma sürem boyunca ben şu an ne okuyorum dedim. Öncelikle, ana karakterimiz olan Paul'ü hiç sevmedim. 15 yaşında bacak kadar çocuğun wp'ten hallice tavırlarını okuyoruz kitap boyunca. Herkese üstünlük taslamaya çalışan, annesini azarlarcasına bir tavır sergileyen fakat daha kendisi ne olduğunu tam olarak idrak edemeyen bir karakter oldu benim zihnimde. Kurgu güzeldi fakat yetersizdi. Yazarımızın genel tavrı tüm ÖNEMLİ ve KRİTİK olayları oldu bittiye getirerek okuyucuya aktarması ve okuyucunun '' Ne ara böyle bir şey oldu ben bir yeri mi atladım acaba?'' sorusuyla baş başa bırakılması cidden can sıkıcıydı çünkü cidden kitap boyunca hep bir kopuk kopuklukla devam etmek zorunda kalınıyordu. Chani karakterinin başta güçlü ve gözü pek bir kadınken Paul'den sonra (çok özür dileyerek belirtmek isterim ki) fino köpeğine bağlaması da ayrıca yine sinir bozucuydu. En sinir bozucu olan kısmı da Paul'ün (fremenlerce özellikle de ) bir peygamber olarak görülmesi ,övülmesi, yüceltilmesi, geleceği görüyor olması, her anda ve zihinde bulunabiliyor olması ve bunun karşılığında Paul'ün istediği bir şey yolunda gitmezse çocuk gibi bağırması, normalde geleceği rahat rahat gören bu karakterimiz herhangi bir dövüş sahnesinde (ki kitap boyunca teke tekte iki karşılaşması oluyor) birden geleceği göremez oluşu bilinmeze karşılaşmaya çıkmasıydı. Bu durum bence karakteri çok pasifize etmiş ve bu kadar özelliklerle dolu karakteri bir ergen gibi lanse ettirip yeteneğinden ve bene gesseritten almış olduğu eğitimi daha da geliştirerek üzerine koymaması Paul karakterini ana karakterden çıkartıp sıradanlaştırmış yazarımız benim gözümde. Serinin diğer
DuneFrank Herbert · İthaki Yayınları · 202115,7bin okunma