Sen nasıl bir kitaptın? Bol bol sorguladım okurken, hiçbir soruma cevap vermeden bittin gittin... Bazı yerlerini okurken içim kalktı. Bu kitabı niye çevirdiler? Bu adam İtalya'da bir oyuncu ama öyle aman aman bir oyuncu da değil, niye çevirdik?
Kitabın konusu güzel başlıyor, aslında değindiği yerlerde fena değil ama acayip bir mantıksızlık hakim. Kendi halinde bir İtalyan adasında bir gün bir ceset bulunuyor ve sonra nicesi... Bulunan bu cesetler halkı nasıl etkiliyor tek tek onların ağzından dinliyoruz ama bu cesetler neden geliyor, o belirsiz. Burda bahsedilen yirmi bin, kırk bin gibi sayılar bu arada. Kimse araştırmıyor? Neden?
İtalyan hükümeti "etmeyin guzum" dercesine sallamıyor olayı? Ne?
Üstü kapalı mülteci sorununa değiniliyor gibi gelen cesetlerin hepsi siyahi, Afrikalı, aynı boy ve kiloda, neredeyse aynı giyim, erkek... (bunlar bile ilginç bir tesadüf ama araştırma yok)
Bir süre sonra "şu şeyler mezarlığı"na yığdıkları bu cesetler insanların ölümlerine sebep oluyor, o denli fazla fazla geliyor. Ve en sonunda insanlar bunun için sur örmeye karar veriyorlar, ezilmemek için. Lakin bu insanların her şeyinden faydalanıyorlar, h-e-r ş-e-y-d-e-n. Lokantada, mobilyada, hastanelere satıyorlar vs.. Yeraltı edebiyatı türüne bile uyabilir, rahatsız edici bir kitaptı. Neden soruma cevap alamamak beni rahatsız etti, diğer şeylerin yanında tabii...