Açelya Arslan

Açelya Arslan
@acelyarslann
Radyo, Televizyon ve Sinema
790 okur puanı
Mayıs 2020 tarihinde katıldı
10/10
·256 syf.··
Beğendi
·
2026 10. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 28 Mayıs 2026 03:51
Elinizde telefonunuzu tutup bu satırları okuyabiliyorsanız, aslında ne kadar büyük bir ayrıcalığın içinde yaşadığınızı bir an durup düşünmelisiniz. İnsan bazen en büyük hapishanesini duvarların arasında değil, kendi bedeninin içinde yaşayabilir mi? İçimdeki Müzik tam da bu sorunun cevabını insanın kalbine dokunarak veriyor. Bu kitabı okurken yalnızca bir hikâyeye tanıklık etmedim; konuşamadığında, hareket edemediğinde, kendini anlatamadığında insanın zihninde nasıl sonsuz bir evren taşıyabildiğini gördüm. Bedenin sınırlandığı yerde düşüncelerin nasıl özgürleştiğini, sesini duyuramayan bir insanın iç dünyasında ne kadar büyük fırtınalar kopabileceğini hissettim. Gün içinde fark etmeden kullandığımız binlerce kelime… Bir cümleyi rahatça kurabilmek, öfkemizi dile getirebilmek, sofraya oturup kendi başımıza yemek yiyebilmek, hatta dert edinebilmek bile aslında görünmez birer nimetmiş. Kitabı okurken insan, sahip olduğu sıradan şeylerin bile ne kadar kıymetli olduğunu fark ediyor. Çünkü bazen “normal” olmak, dünyadaki en büyük zenginlik hâline gelebiliyor. İçimdeki Müzik, okuduğum andan itibaren zihnimde sahne sahne canlanan, her satırında empati duygusunu daha derinden hissettiren bir eser oldu. Karakterlerin her biriyle ayrı bir bağ kurdum; onların kırgınlıklarını, umutlarını ve sessizliklerini içimde taşıdım. Kitap bittiğinde ise geriye yalnızca bir hikâye değil, insan olmaya dair daha derin bir farkındalık kaldı. Kitapta adı geçen ve atmosferini ruhuma işleyen bazı müzikler ise şunlardı: — “Celebration” — “Sisters” — “Take Me Out to the Ball Game” — “Moon River” — “I Want To Hold Your Hand” — “Yesterday” — “Elvira” — “Woodchopper’s Ball” — “So What”
İçimdeki MüzikSharon M. Draper · Timaş Genç Yayınları · 202139,8bin okunma
Reklam
Geç Kalmış Bir Farkındalığın Hikâyesi
9/10
·88 syf.··
2026 5. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 25 Nisan 2026 01:53
Söylenen her söz gerçekten hissedildiği için mi dile gelir, yoksa çoğu zaman yalnızca süslü bir anlatımın parçası mıdır? Bu metinde, insanın aslında hissetmediği duyguları dile getirmesinin nelere mal olabileceği açıkça görülür. Bir anlık coşkunun, sevincin ya da kendini kaybetmişliğin etkisiyle söylenen sözler, geri dönüşü olmayan kırılmalara yol açabilir. Aziz Bey’in hikâyesi, tam da bu noktada, insanın kendi duygularına ne kadar yabancılaşabileceğini gözler önüne serer. Eserde en çarpıcı olan unsurlardan biri, insanın büyük bir cesaretle ardına bakmadan terk ettiği bir hayatın, geri dönüldüğünde artık aynı kalmadığını fark etmesidir. Zaman, yalnızca mekânları değil, insanları da dönüştürür. Bu dönüşüm ise çoğu zaman kişinin en çok korktuğu şeye evrilmesiyle sonuçlanır. Aziz Bey’in yaşadığı içsel çöküş, aynı zamanda bir fark ediş hikâyesidir. Kendi değerini, hatalarını ve kayıplarını anlaması ise trajik bir şekilde gecikmiştir. Bu gecikmiş farkındalık, eserin en ağır ve en sarsıcı yönünü oluşturur. Son noktada, Aziz Bey’in yalnızlığı neredeyse somut bir hâl alır. Onun tek dostu, tamburunun telleridir; bütün acısı, pişmanlığı ve içsel çatışması bu tellerde titreşir. Bu detay, karakterin yalnızlığını ve iç dünyasını son derece güçlü bir şekilde sembolize eder.
Aziz Bey HadisesiAyfer Tunç · Can Yayınları · 202416,6bin okunma
Bekle Beni
7/10
·192 syf.··
2025 31. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 23 Ekim 2025 05:56
Zülfü Livaneli, Bekle Beni romanında düşünmenin bile suç sayıldığı bir dönemi anlatırken, insanın özgürlük mücadelesini felsefi bir derinlikle ele alıyor. Roman, yalnızca siyasi baskıyı değil; insanın kendi varlığını, vicdanını ve düşünme hakkını da sorguluyor. Eserde, sırf evinde kitap bulundurduğu ya da farklı düşünceler taşıdığı için hapse atılan insanların hikâyeleri üzerinden Türkiye’nin geçmişindeki baskıcı dönem anlatılıyor. Livaneli, bu hikâyeleri bir dönemin tanıklığı olmanın ötesinde, insanın özgürlük arayışına dair evrensel bir sorguya dönüştürüyor. Kadınların her açıdan neden daha fazla acı çekmeye mecbur bırakıldığını vurgularken, toplumun kadına biçtiği rollerin sorgulanması gerektiğini düşündürüyor. Aynı zamanda, insanların yönetimsel olarak kalıplara sokulmaya çalışıldığını, oysa her bireyin özünde özgür bir varlık olduğunu savunuyor. Romanın düşünsel çizgisi, Descartes’ın “Düşünüyorum, öyleyse varım” anlayışıyla paralel ilerliyor; insanın kendi bilincini fark etme çabasını Jean-Paul Sartre ve Albert Camus’nun varoluşçu bakış açılarıyla birleştiriyor. Eserde Knut Hamsun’un Göçebe’si, Dostoyevski’nin Ölüler Evinden Anılar’ı, Bulgakov’un Usta ile Margarita’sı ve Kafka’nın Dava’sı gibi klasiklerle tematik bir bağ kurulmuş. Ancak kişisel olarak, olayların oldukça hızlı geliştiğini ve bu nedenle karakterlerle derin bir duygusal bağ kurmakta zorlandığımı söyleyebilirim. Buna rağmen, romanın felsefi yönü, düşünmeye sevk eden satırları ve yer yer aforizma niteliği taşıyan cümleleriyle etkileyici bir okuma deneyimi sundu. Bekle Beni, “Düşünmek” fiilinin bile tehlikeli sayıldığı bir dünyada, düşünen insanların cesaretine adanmış bir roman.
Bekle BeniZülfü Livaneli · Can Yayınları · 202518,3bin okunma
Felatun Bey ile Rakım Efendi
9/10
·184 syf.··
Beğendi
·
2025 30. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 20 Ekim 2025 02:34
Ahmet Mithat Efendi’nin Felâtun Bey ile Rakım Efendi romanında, karakterlerin isim seçimleri bile onların kişiliklerine dair ipuçları taşır. “Felâtun” bir Bey olarak anılırken, “Rakım” bir Efendidir. Bu ayrım, sadece toplumsal bir unvan farkı değil; aynı zamanda iki zıt karakterin sembolik bir karşılaştırmasıdır. Felâtun Bey, babasından kalan serveti ölçüsüzce harcayan, gösterişi seven, yüzeysel bir hayatın içinde savrulan bir tiptir. Hovardalık ve sorumsuzluk, onun yaşam tarzının temelidir. Buna karşın Rakım Efendi; dürüst, tokgözlü, sadık ve vefalı bir karakterdir. Sadece çalışkanlığıyla değil, insan ilişkilerindeki olgunluğu ve inceliğiyle de dikkat çeker. Eğlenmesini bilir ama ölçüsünü de korur. Yazar, bu iki karakteri karşı karşıya getirerek, aslında toplumun ideal erkek modelini Rakım Efendi üzerinden kurgular. Günümüzde bile bu “Hayal edilen erkek modeli”, Rakım’ın kişiliğinde hayat bulur. Sonuç olarak, birine “Bey”, diğerine “Efendi” denmesinin sebebi cinsiyet değil; karakterin derinliği ve insani değerleridir. Rakım Efendi gibi ahlaklı, ölçülü ve zarif karakterlerin sayısının artması dileğiyle…
Felâtun Bey ile Râkım EfendiAhmet Mithat Efendi · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202228,2bin okunma
Udî
10/10
·112 syf.··
Beğendi
·
2025 29. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 14 Ekim 2025 06:14
Fatma Aliye’nin Udi eseri, yalnızca bir kadının yaşam mücadelesi değil; aynı zamanda Türk musikisinin incelikli tınılarıyla örülmüş bir ruh hikâyesidir. Romanın merkezinde yer alan Bedia, sesiyle, sazıyla ve hayata karşı dimdik duruşuyla “Kadının sanattaki varlığını” temsil eder. Onun hikâyesi, dönemin toplumsal baskıları içinde kadın sanatçının hem kendine hem yeteneğine sahip çıkma çabasıdır. Eserde yer alan müzik terimleri – peşrev, taksim, usul, rast, saba, mahur gibi makamlar – sadece teknik bilgiler değil, aynı zamanda bir ruh haritasıdır. Her makam Bedia’nın iç dünyasının, inişlerinin ve yükselişlerinin bir tercümanıdır. “Ut”un tarihine dair anlatılan rivayetler (Hazret-i Davut’tan İskender’e kadar uzanan) müziğin insanlık tarihiyle olan bağını gösterir; Fatma Aliye, bu yönüyle müziği hem ilahi hem insani bir ifade biçimi olarak sunar. Udi’deki musiki unsurları, dönemin klasik Türk müziğinin zenginliğini hatırlatırken, kadının o dönemdeki sınırlı toplumsal alanına karşı bir özgürlük metaforu oluşturur. Bedia’nın “Hanende” olarak sahneye çıkması, dönemin anlayışına bir başkaldırıdır. Udun tınısı ise onun hem kalbinin hem de kaderinin sesidir. Romanın sonunda Bedia’nın yaşadığı içsel yalnızlık, sanki bir saba makamı gibi hüzünlü ama asil bir kararlılıkla biter. Fatma Aliye, “Udi”de müziği sadece bir süs değil, insanın varoluşsal dili olarak kullanır ve bu yönüyle eser, bir kadının sazıyla kendi kaderini yazma hikâyesi haline gelir.
UdiFatma Aliye Hanım · İş Bankası Kültür Yayınları · 20222,194 okunma
Reklam