1995 yılında hastanelere güvenilmeyip köydeki yaşlı ebelerin her şey olduğu dönemde depremde yıkılan Hataydaki topraktan yapılmış evde doğdu. Vicdanını yitirmiş dünyada vicdanını koruyarak yaşamaya çalışıyor...
Uzun süredir, bilgisayarın başına oturuyorum. Müziğimi açıyorum. Yeni kitabımı yazmaya kaldığım yerden devam etmek istiyorum fakat ağlamaktan yazamıyorum... Yaşanmıilıkları, gerçekleri yazmak ne kadar da güç...
Gerçek hayatlardan oluşan Geçmedi Gönül Yorgunluğum kitabım şuan satışta. Kim bilir belki sizlerle beni tanıştırır...
Kitabı okuyanlar Hazan'a çok kızıyor ve Fırat'ı da bir o kadar ahmaklıkla itham ediyorlardı.
Oysa ne kimse ahmaklık ediyordu ne de ortada kızılacak birisi vardı.
Çünkü; Hazan sevmiyordu, Fırat ise çok seviyordu...
Herkes herkesi sevecek diye birşey yoktu...
Geçmedi Gönül Yorgunluğum
Yine odamda bir başıma, önümde bilgisayar, hoparlörden yükselen "girebilsen şu sinemde neler var. Gülüp oynadığım ele karşıdır" dizeleri... Gözlerim yaşlı, yüreğimden damlayan kan çok daha fazla... Geçmedi gönül yorgunluğum... Geçmedi. Geçmiyor. Geçmeyecek... Yeni kitabın satırlarında, bir cümle... Yarım kaldık...
Geçmedi Gönül Yorgunluğum