10/10
·325 syf.··
2026 43. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 13:17
Bu kitap çoğu kişinin söylediği gibi sadece “IQ yükselirse ne olur?” hikâyesi değil benim için. Daniel Keyes aslında bir insanın bütün halini anlatıyor: zihnini, duygularını, geçmişini ve en çok da yalnızlığını. Charlie’yi okurken şunu çok net hissettim: aslında iki Charlie var. Biri dünyayı tam anlamayan ama bu yüzden daha az acı çeken Charlie. Diğeri ise her şeyi daha iyi anlayan ama bu yüzden daha çok yalnızlaşan Charlie. Zekâ arttıkça hayat kolaylaşmıyor, tam tersine bazı şeyler daha ağır hale geliyor. Çünkü farkındalık arttıkça insan geçmişini de daha net görmeye başlıyor. Ve Charlie’nin en büyük kırılması da burada başlıyor zaten. Benim için kitabın en önemli tarafı şuydu: Zekâ öğretebileceğimiz bir şey ama sevgi, bağ kurmak ve anlaşılmak bambaşka bir yerden geliyor. Bunlar sadece bilgiyle oluşmuyor. Deneyimle, insanla, ilişkiyle büyüyor. Charlie’nin hikâyesi bana şunu düşündürdü: Bir insanın değeri IQ’suyla ölçülmez. Hatta bazen en önemli şey zekâ değil, duygularını nasıl kurabildiğin. Algernon ise bana hep Charlie’nin geleceğini gösteren bir gölge gibi geldi. Ve hikâyenin sonunda bırakılan çiçekler de sadece bir fareye değil, aslında kaybolan bir şeye bırakılıyor gibiydi. Bu kitap benim için olaylardan çok hissiyatı kalan bir kitap oldu. Bitince aklımda cevaplardan çok sorular kaldı. Algernon'a Çiçekler
1000Kitap
Algernon'a ÇiçeklerDaniel Keyes · Koridor Yayıncılık · 202536,8bin okunma
Puan vermedi
"Kitabı kapağına göre yargılamayın" sözünün ne kadar doğru olduğunu acı bir deneyimle öğrenmiş bulunmaktayım. Kitapçıda sırf o rüya gibi, cezbedici kapak tasarımına aldanıp büyük umutlarla aldığım bu eser, maalesef elimden düşüremediğim değil, bitirmek için kendimi fena halde zorladığım bir zaman hırsızına dönüştü. Kitabın en büyük problemi, okuyucuyu sürekli bir belirsizliğin içine fırlatması. Tam "Galiba konuyu yakaladım, güzel bir yere gidiyor" dediğiniz anda, yazar daldan dala atlıyor ve kendinizi bambaşka, kopuk bir sayfanın içinde buluyorsunuz. "Az önce konu bu değil miydi, şimdi neredeyiz?" sorusu kitabın sonuna kadar kafamı kurcalayıp durdu. Anlatımdaki bu aşırı dağınıklık, ne yazık ki okuma keyfini tamamen baltalıyor ve kurguyu anlamsızlaştırıyor.
Marvellous Ways'in Bir YılıSarah Winman · Yabancı Yayınları · 202213 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Puan vermedi·79 syf.··
2026 360. kitabı
Yaşar Kemal’in derin bir toplumsal eleştiri sunduğu Kuşlar da Gitti eseri, İstanbul’un surlarında yakaladıkları kuşları satarak geçinmeye çalışan çocukların hikayesi üzerinden, modernleşen şehrin değişen çehresini ve yitip giden insani değerleri işliyor. Yazar, doğanın tahribatını ve insanların bencilleşerek merhamet duygusunu kaybetmesini çocukların gözünden aktarırken, sadeliğin içindeki o sarsıcı dille nostaljik ama bir o kadar da acı bir toplumsal gerçeğe ayna tutuyor.
Kuşlar da GittiYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 202218bin okunma
Kör Baykuş'un Mistik Kibri ve İnsan Olma Beceriksizliği
8/10
·104 syf.··
Beğendi
·
2026 38. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 08:15
Kör Baykuş bitti bitmesine ama insanın burnunun direğine o mezar kokusu, o odadaki afyon dumanıyla karışık çürüme hissi yapışıp kalıyor işte. Kitabı kapatınca, bu kitabı sadece güzelleme yaparak yorumlayan, incelemesini yazan insanların bana kızacağını düşünüyorum; çünkü burada o körü körüne yapılan güzellemelerin tamamen dışına çıkıyorum. Fakat tüm bu sert eleştirilerime rağmen bu kitabın ruhuma bıraktığı o tekinsiz tadı, o her cümlesindeki muazzam doygunluğu ve entelektüel doluluğu asla inkar edemem; çünkü bu satırların arkasında müthiş bir akılcılık, insanı çarpan muazzam bir zeka ve muazzam bir kurgu dehası var. İşte o odadaki lambayı yakıp o yoğun karanlığı biraz dağıttığımda karşıma çıkan şey, sadece dış dünyanın sahteliğinden kaçan yaralı bir kurban değil; meşru bir yalnızlığın ürettiği o narsisistik kibir ve "tanrılaşma" krizidir. Anlatıcı o fildişi kulesinden dışarıya öyle bir tiksintiyle bakıyor, o insanları "ayak takımı" diyerek öyle bir yaftalıyor ki, aslında o insanların sadece hayatı ıskalamadan, o acı-tatlı dengesiyle, yani basitçe insan olmanın o en yalın doğasını yaşadıklarını gözden kaçırıyor. Kendini o kadar yukarıda, o kadar benzersiz bir acı eşiğinde konumlandırıp çevresinin sığlığına o kadar odaklanıyor ki, bir süre sonra kendi içindeki o meziyetleri besleyecek somut bir alan bile bırakmıyor ve ortada sadece devasa bir başkalarından iğrenme seansı kalıyor. Kaldıramadığı, o ağır buhranın altında ezildiği asıl ikilem de tam burada düğümleniyor zaten; ya o nefret ettiği kalabalık gibi yalın ve filtresizce insan olmayı beceremiyor, o hayata katılamıyor ya da o sığ çevrede entelektüel olarak gerçekten tek ve nadir bir yerde durduğu için bu benzersiz yalnızlığın yarattığı o narsisistik hapishanede kendi kendini imha ediyor. Kozmik bir sonsuzluğu
Kör BaykuşSadık Hidayet · Kırmızı Kedi Yayınevi · 202436,7bin okunma
6/10
·824 syf.··
2026 47. kitabı
·
122 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 08:15
Her yerde o kadar duydum ki okumak için sabırsızlandım çünkü okurken ağlıyorlarmış ama kitabı bitirme en güzel kısımlarına gelmek çok zor oldu. Çünkü yazar başta o kadar boğucu bir anlatımla başlıyor ki yarısına gelenene kadar dişini sıkman gerekiyor ya da hiç bir işin olmamalı ki bitirebilesiniz o kısımları benim olmadı sınav dönemlerim hayatımın en yoğun dönemlerine geldi başlangıç kısmı sonrasında geziye çıkınca bitirme mecburiyeti hissettiğim için kitapları o yüzden zorlayarak okumaya çalıştım ama sonrasında öyle bir sardı ve ağlattı ki uzun, yorucu okuma dönemini bana unutturdu. Kitabın sadece başları çok yorucu onun dışında çok güzeldi. Hayatta ne kadar acı şeyler yaşasak da başarının ve mutluluğun bizi bir gün bulacağının bir kanıtı bu kitap.
Değersiz Bir HayatHanya Yanagihara · Doğan Kitap · 20245,6bin okunma
Puan vermedi
Honoré de Balzac’ın "Goriot Baba" romanı,yalnızca bir babanın kızlarına duyduğu sınırsız sevgiyi değil,paranın ve toplumsal hırsın insan ilişkilerini nasıl acımasızca çürüttüğünü anlatan sarsıcı bir eserdir. Goriot Baba,bütün servetini kızlarının mutluluğu ve toplum içinde saygın görünmeleri için harcar.Fakat para bittiğinde,sevgi sandığı bağların ne kadar çıkar üzerine kurulu olduğunu acı biçimde görür.Kızları onun fedakârlığını bir baba sevgisi olarak değil,bitmeyen bir kaynak gibi tüketirler. Balzac burada sadece bir aile dramı anlatmaz;Paris sosyetesinin iki yüzlülüğünü, sınıf atlama arzusunu,paranın ahlakı nasıl bastırdığını ve insanın en kutsal bağları bile menfaat uğruna nasıl feda edebildiğini gösterir. Romanın en çarpıcı yanı,Goriot Baba’nın sevilmediğini bile bile sevmeye devam etmesidir.Bu yönüyle eser,baba sevgisinin yüceliğini gösterirken aynı zamanda kör fedakârlığın insanı nasıl tüketebileceğini de sorgulatır. “Her şeyi,her şeye katlanan birinin sırtına yüklemek”cümlesi romanın ruhunu çok iyi özetler.Çünkü bazı insanlar sevdikleri için o kadar çok susar, katlanır ve verir ki; sonunda herkes onların dayanıklılığını hak edilmiş bir borç gibi görmeye başlar. "Goriot Baba", sevginin, fedakârlığın ve çıkar ilişkilerinin iç içe geçtiği,okurken insanın aile, vefa ve insan doğası üzerine derin derin düşündüğü unutulmaz bir klasiktir. "Goriot Baba",bir babanın sınırsız sevgisinin ve çocukları uğruna kendini tüketişinin acı hikâyesidir. Balzac bu romanda sadece bir aile dramı anlatmaz; paranın, statü hırsının ve çıkar ilişkilerinin en kutsal bağları bile nasıl aşındırdığını gösterir. Goriot Baba’nın trajedisi, çok sevmesinden değil; karşılıksız sevgiyi bile sadakat sanmasından doğar. Bu yüzden roman, yalnızca baba sevgisini değil, fedakârlığın sınırlarını
Goriot BabaHonore de Balzac · Can Yayınları · 201718,6bin okunma