7/10
·392 syf.·
2026 25. kitabı
Herkese merhaba! Uzun zaman sonra yepyeni bir kitap yorumuyla karşınızdayım. Bu seferki kitap, benim her zamanki okuduğum toxic çiftlerin aksine çok daha sakin, olgun ve sağlıklı bir ilişki dinamiğine sahipti. Kitabı genel olarak çok sevdim, özellikle karakterlere gerçekten bağlandım. Böylesine green flag karakterler okumayalı epey olmuştu. Kitap, yaşadığı büyük bir hayal kırıklığının ardından babasının yaşadığı kasabaya giden Wren'in hikâyesini anlatıyor. Burada tanıştığı Anders ile aralarında yavaş yavaş gelişen, güven üzerine kurulu çok güzel bir bağ oluşuyor. Ancak Anders'ın geçmişi ve taşıdığı büyük yük, ikisinin de mutluluğunu imkânsız hâle getiriyor. Hikâye boyunca hem yas tutmanın hem de yeniden sevebilmenin ne kadar zor ama bir o kadar da değerli olduğunu okuyoruz. Sonu haricinde kitabı gerçekten beğendim. Final bana biraz aceleye gelmiş gibi hissettirdi. Çiftimiz bunca acı çektikten sonra mutlu oldukları günleri biraz daha okumayı çok isterdim. Ben çok beğendim. Eğer siz de; - slow burn - Çiftlik/kasaba atmosferi -Yas ve iyileşme teması -imkânsız aşk seviyorsanız bu kitabı seveceğinize eminim.
Yalnızca Aşk Bu Kadar AcıtabilirPaige Toon · İndigo Kitap · 20264 okunma
Puan vermedi
UĞULTULU TEPELER Emily Brontë Yorkshire’ın tekinsiz, rüzgarlı ve kasvetli kırlarında, doğanın vahşi kalbinde filizlenen bir aşk: Catherine ve Heathcliff. Biri malikanenin hırçın kızı, diğeri sokaklardan kurtarılmış gizemli ve yabani bir yetim. Çocukken ruhları bir olan bu iki gencin yolları, toplumsal sınıf farklarının, kibrin ve ihanetin gölgesinde trajik bir şekilde ayrılır. Catherine’in statü uğruna zengin bir aristokratı seçmesi, Heathcliff’in içindeki saf aşkı, önüne gelen her şeyi yutmaya hazır karanlık bir nefrete dönüştürür. Yıllar sonra zengin ve güçlü bir adam olarak geri dönen Heathcliff, sadece kendisine acı çektirenlerden değil, onların çocuklarından ve geleceklerinden de intikam almaya kararlıdır. Emily Brontë’nin Viktorya dönemi edebiyatının tüm kalıplarını yıkan tek romanı Uğultulu Tepeler, iyilikle kötülüğün, aşkla saplantının iç içe geçtiği sarsıcı bir başyapıt. İnsan doğasının en karanlık dehlizlerine inen, tutkunun yıkıcı gücünü iliklerinize kadar hissettirecek zamansız bir klasik. Uğultulu Tepeler, İngiliz edebiyatının en güçlü ve en sıra dışı klasiklerinden biridir. Roman, Emily Brontë tarafından yazılmış ve 1847 yılında yayımlanmıştır. Yazarın tek romanı olmasına rağmen dünya edebiyatının en önemli eserleri arasında gösterilir. Emily Brontë romanı yayımlarken kadın yazarların ciddiye alınmadığı bir dönemde erkek takma adı olan Ellis Bell adını kullanmıştır. Kitap ilk yayımlandığında sert eleştiriler alsa da zamanla bir başyapıt olarak kabul edilmiştir. Uğultulu Tepeler, aslında bir aşk romanından çok; aşkın, tutkunun ve intikamın insan ruhunda açtığı yaraları anlatan unutulmaz bir karakter romanıdır. Bu nedenle üzerinden yaklaşık 180 yıl geçmiş olmasına rağmen hâlâ yeni okurlar tarafından keşfedilmeye devam etmektedir.
Uğultulu TepelerEmily Brontë · İthaki Yayınları · 202658bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
10/10
·144 syf.··
2026 6. kitabı
Bu kitabı elime aldığımda sadece bir okur değildim. Serap Kurşun Kanmaz'ın dostuydum. Kitabın hazırlık sürecinde birlikte çalıştık, uzun sohbetler yaptık, satır satır üzerinden geçtik. Kitapta yer alan röportajı da bu sohbetlerin bir parçası olarak gerçekleştirdik. Günler boyunca konuştuk. Kimi zaman yeni yazdığı bir aforizmayı heyecanla paylaştı, kimi zaman tedavi sürecinde yaşadıklarını anlattı. Ama ne anlatırsa anlatsın, konuşmalarımızın merkezinde hep yaşam vardı.Aslında Serap'ın bana en çok öğrettiği şey de buydu.O, hastalığından bahsettiğinde bile hastalığı konuşmazdı. Yaşamı konuşurdu. Tedavi süreçlerinin ağırlığını, hastane odalarının yalnızlığını, belirsizlikleri elbette inkâr etmiyordu. Ancak bütün bunların içinde hâlâ umut edecek bir şey bulabiliyor, yarınlara dair heyecan duyabiliyor, yazmaya devam edebiliyordu. Belki de bu yüzden kitabın ilk sayfalarından itibaren hissedilen duygu acı değil; yaşama tutkusu oluyor. Bazen bir aforizmada, bazen bir günlük sayfasında, bazen de içten bir itirafta Serap'ın sesini duyuyorsunuz. O sesi bugün hâlâ duyabiliyorum. Çünkü bu kitapta yalnızca kelimeler yok; onun cesareti, mizahı, sevgisi ve yaşama bağlılığı var. Ne yazık ki kitap tamamlandıktan sonra Serap'ı kaybettik.Bu cümleyi yazmak hâlâ kolay değil.Çünkü bazı insanlar aramızdan ayrılsa da hayatımızdaki yerleri değişmiyor. Serap da benim için öyle biri. Dostluğu, zarafeti, insanlara dokunma biçimi ve her şeye rağmen koruduğu yaşam sevinciyle hep hatırlayacağım bir insan.Bugün Serap Gibi'yi okurken satırların arasında yalnızca bir yazarın değil, çok kıymetli bir insanın izlerini görüyorum. Onunla yaptığımız sohbetleri, geleceğe dair planlarını, yazmak istediği yeni kitapları ve gözlerindeki o bitmeyen yaşam enerjisini hatırlıyorum. Bu yüzden bu kitap benim için sadece
Serap GibiSerap Kurşun Kanmaz · Doğan Solibri Yayınları · 20252 okunma
10/10
·207 syf.··
Beğendi
·
2026 152. kitabı
Bazı yaralar zamanla kapanmaz, sadece onları saran insanlar değişir..." Merhaba sevgili kitap dostlarım. Bugün sizlere dört farklı kadının kırılmış hayatlarına, kayıplarına, dostluklarına ve yeniden ayağa kalkma mücadelelerine tanıklık ettiğim Dantel kitabından bahsetmek istiyorum. Nazlı, Lale, Eylem ve Su… Her biri hayatın farklı yerlerinden yaralanmış, sevdiklerini kaybetmiş, hayal kırıklıkları yaşamış dört kadın. Ancak onları bir araya getiren şey acıları değil; birbirlerine uzattıkları eller, verdikleri destek ve kurdukları güçlü dostluk oluyor. Yazar, kadın dayanışmasını son derece etkileyici bir şekilde işlemiş. Kimi zaman bir fincan kahve eşliğinde yapılan sohbetler, kimi zaman örülen bir örgü, kimi zaman da sadece sessizce yanında olmak; bu dört kadının birbirlerine nasıl merhem olduğunu okurken derinden hissediyorsunuz. Kitap boyunca kız çocuklarının eğitimi, kadınların toplumdaki yeri, dostluk, kayıp, ihanet ve yeniden başlama cesareti gibi pek çok önemli konuya değiniliyor. Darbe dönemlerinden pandemiye kadar uzanan toplumsal olaylar da hikâyeye ayrı bir derinlik katıyor. Müge Acar’ın sade, akıcı ve duygulara dokunan kalemi sayesinde karakterlerin yaşadıkları acıları ve umutlarını içtenlikle hissediyorsunuz. Özellikle kadın hikâyelerini okumayı sevenler için oldukça etkileyici bir eser. Çünkü bazı hayatlar tıpkı bir dantel gibi… Uzaktan kusursuz görünür ama yaklaştıkça her ilmeğinde saklı bir acı, bir mücadele ve bir umut vardır.
DantelMüge Acar · Eva Yayınevi · 20263 okunma
9/10
·109 syf.··
2026 25. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 01:37
Hikayenin gerçek olduğunu bilmek daha çok derinden etkiledi beni. Roman tarzında değil soruşturma tarzı şeklinde yazılması. Bir anne babanin çocuğuna eziyet etmesi ve bunu üst seviyeye çıkarması ve hic birsey yokmuşcasına etrafa gülücük saçmaları. Ahh diana ! O açık ve belirgin kahkahaların gülüşlerinin altında yatan acı. Acaba nasıl öldü öldürüldü düşündükçe içimde hissettigim acı.
SakarAlexandre Seurat · Metis Yayınları · 20255,8bin okunma
8/10
·430 syf.··
2026 3. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 22:48
Afganistan gerçeklerini yaşayan iki kadın; Meryem ve Leyla.. Ve bu gerçeklere az da olsa tanık olan bizler.. Her şeyi en uçlarda yaşamak zorunda kalan kadınlar, çocuklar. Bir kadın olarak söyleyebilirim ki hayat bizler için çok acımasız. Bu kitapta bunu bir kez daha gördüm ve yaşadım. Şimdi Meryem'den başlamak istiyorum; En derin yaraları olan Meryem'den.. Evlilik dışı bir ilişkiden olmuş ve babasını bir gün görebilmek için gün sayan Meryem. Ah Meryem keşke bu kadar acı yüklenmeseydi o minicik yüreğine. Ve keşke sevgiyi en dibine kadar yaşayabilseydin; O kadar çok hakediyordun ki bunu. Sonun böyle olmamalıydı. Sevdiği bir insanı savunmasının, onun hayatını kurtarmasının bedeli bu olmamalıydı. Umarım kalbin o sevgiyi gittiğin yerde bulmuştur.. Ve Leyla.. O çok küçük ama bir o kadar da büyük, küçük yaşta olgunlaşmak zorunda kalmış bir kadın. Önce anne babasını sonra da sevdiği insanı kaybediyor. O kadar kayıptan sonra tek başına kalıyor. Ve işte burda Meryem'le hayatları kesişiyor. Birbirlerinin acıları, sevgileri onları iyileştiriyor. Meryem'in sonu kötü olsa da en azından Leyla mutlu oluyor. Ve Meryem'i her yerde yaşatıyor; belki bir ağaçta, belki okul sıralarında.. Ve kitaptaki bir gazelle bitirmek istiyorum; "Yusuf, Kenan iline dönecek, bırakın matemi, Ahırlar gül bahçesine dönecek, bırakın matemi, Bir tufan patlayıp tüm canlıları boğmaya kalkışsa, En güçlü kasırgayı bile aşacak Nuh gibi bir kılavuzunuz var, bırakın matemi. " Afganistan gerçeğini gerçekten yaşayarak okuyacağınız bir kitap. Şimdiden herkese keyifli okumalar...
İnsan ve Hayat
Bin Muhteşem GüneşKhaled Hosseini · Everest Yayınları · 2026119,6bin okunma