Puan vermedi·120 syf.··
2026 122. kitabı
Fantastik türde okumayı sevenler için güzel bir kitap ile geldim bugün. Fantastik evren deyince aslında çok farklı eser dekorları akla geliyor ama daha çok tehlike, öl&m, intikam, entrika gibi kavramlar ağır basıyor olsa gerek kitaplarda. Çocuk yaşta bir mantikor saldırısında annesini ve kardeşini kaybeden Ester’in intikam ve kendini bulma yolculuğunu fantastik unsurları harmanlayarak anlatan kitap, türü sevenler için çok güzel bir tercih olacaktır. Saldırıdan sağ kurtulan Ester, yıllar sonra mantikorlarla mücadele eden seçkin Rokh terbiyecileri arasına katılarak Zahra adlı güçlü bir Rokh kuşuyla eşleşir. Başlangıçta zorlu bir eğitim süreci geçirse de kuşuyla arasında derin bir bağ kurar ve gösterdiği başarı sayesinde imparatorluğun büyük mantikor avına seçilir. Arkadaşları Darius ve Nasmin ile çıktığı bu tehlikeli yolculukta, geçmişinin acı izlerini taşıyan yaratıkla yeniden karşılaşan Ester, hem kayıplarının hesabını sormak hem de kendi cesaretini sınamak zorunda kalacaktır. Oldukça heyecanlı, tehlikeli ve mücadele dolu bir intikam yolculuğu tam bir film tadındaydı. Fantastik unsurları ise zihninizde canlandırmadan duramayacaksınız eminim.
Özgürleşen GökyüzüFonda Lee · Eksik Parça Yayınları · 20264 okunma
Puan vermedi·132 syf.··
2026 53. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 08:21
Eser, Arif Damar'ın seçme şiirlerini bir araya getiriyor. İkinci Dünya Savaşı'nın getirdiği yıkım, yoksulluk ve toplumsal acılar anlatılıyor. Şiirlerinde karanlık zamanlarda bile geleceğe duyulan bir inançtan bahsediyor. Eser, özgürlük ve barışı savunan gerçekçi temel üzerine kurulmuş.
Edebiyat
Acı ErtelenirkenArif Damar · Adam Yayınları · 198580 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Kıskançlığın kontrolünü nasıl ele geçirir?
Puan vermedi··
Beğendi
Kitabımızın ismi:Othello Yazarımız;WİLLİAM Shakespeare Bu kitapta kıskançlığın, güvensizliğin ve insanların zihnine ekilen küçük şüphelerin ne kadar yıkıcı olabileceğini anlatan çok güçlü bir hikâye anlatılıyor. Othello aslında güçlü, saygın ve sevilen bir insandır. Ama içindeki güvensizlikleri fark etmez. Kötü niyetli Iago’nun söylediklerine inandıkça sevdiği kadın Desdemona’ya olan güvenini kaybeder. Trajedinin en acı tarafı da burada başlar: Othello’nun düşmanı aslında Desdemona değil, kendi zihninde büyüttüğü şüphelerdir. Samimi bir yorum yapmam gerekirse, bu eser bana şunu hatırlatıyor: Bir ilişkide sevgi tek başına yetmiyor. Güven olmazsa sevgi bile zamanla korkuya dönüşebiliyor. Shakespeare sanki “Gerçeği değil, korkularını dinlersen hem kendini hem sevdiklerini kaybedebilirsin” diyor. Kitabın sonunda insan Othello’ya hem kızıyor hem de üzülüyor. Çünkü kötü bir insan olduğu için değil, hatalı kararları ve kontrol edemediği kıskançlığı yüzünden her şeyi mahvettiği için trajik bir karakter hâline geliyor. Kısacası, Othello bana göre aşkın değil; güvensizliğin ve kıskançlığın trajedisidir. #k:3685. William Shakespeare
1000Kitap
Yeşil MürekkepOsman Balcıgil · Destek Yayınları · 20266,6bin okunma
10/10
·408 syf.··
Beğendi
·
2026 59. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 05:39
OKUDUM - BİTTİ! Kitap Adı: ANGOSTA Yazar Adı: HÉCTOR ABAD FACIOLINCE Türkçe'ye Çeviren: BANU KARAKAŞ Sayfa Sayısı: 402 Kitap Puanım: 10 / 10 Kitap İncelemem: Bazı kitaplar vardır, biterler ama bitmezler. Angosta öyle bir kitap. Son sayfayı kapadım, kapağa baktım — o küçük siluetlere, binaların üzerinde duran o yalnız insanlara. Kitabı açmadan önce onlara bakmıştım. Şimdi farklı görünüyorlar. Çünkü artık onların kim olduğunu biliyorum. Nereye baktıklarını biliyorum. Ve neden bir yere gidemediklerini biliyorum. Faciolince adı olmayan bir şehir kurmuş. Angosta. "Dar" demek İspanyolca'da. Ve bu şehirde yaşamak için ya doğru tarafta doğmuş olman gerekiyor ya da hiç doğmaman. Üç bölge var: Tierra Fría, Tierra Templada, Tierra Caliente. Soğuk topraklar zenginlerin, ılık topraklar orta sınıfın, sıcak topraklar ise… ölümlerin. Bu bir distopya mı? Evet. Ama öyle bir distopya ki gerçekten daha gerçek hissettiriyor. Kafkaesk mi? Biraz. Politik mi? Derinden. Ama hepsinin ötesinde — insani. Acı verici derecede insani. Kitabın ortasında bir yerde durdum ve "bu Türkiye'yi mi anlatıyor?" diye düşündüm. Sonra "hayır, Kolombiya'yı" dedim. Sonra "hayır, hepsini" dedim. İşte o an anladım bu romanın neden yazıldığını. Faciolince burada sadece bir şehir eleştirisi yapmıyor. Sınıf, ırk, şiddet, aşk, sürgün, vicdan — hepsini tek bir bedende topluyor. Ve o beden bir şehir. Nefes alan, öldüren, seven, dışlayan bir şehir. Banu Karakaş'ın çevirisi de ayrı bir emek. Türkçe'ye o ağırlık ve ritim korunarak geçmiş — nadir bir şey bu.
1000Kitap
AngostaHéctor Abad Faciolince · Livera Yayınevi · 202129 okunma
Puan vermedi·124 syf.··
2026 5. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 13 Nisan 2026 17:41
Cehennem Acı Çektiğimiz Yer Değil, Acı Çektiğimizi Kimsenin Bilmediği Yerdir", yalnızca bir söz değil, insanın içindeki sessiz çığlığın tarifidir. Hallac-ı Mansur'un hakikat arayışını anlatırken, insanın kendi yalnızlığıyla yüzleşmesine de ayna tutuyor. Bu kitapta beni etkileyen şey, cevaplar vermesinden çok sorular sordurması oldu. Çünkü insan bazen acının kendisinden değil, anlaşılmamaktan yorulur. Kitap, hakikati dışarıda arayanlara değil, kendi içine bakma cesareti olanlara sesleniyor. Kimi bölümlerde dil ağırlaşsa da taşıdığı anlam, okuyucuyu düşünmeye zorluyor. Bitirdiğimde elimde sadece bir kitap kalmadı; insanın kendine karşı dürüst olmasının ne kadar zor olduğunu da yeniden fark ettim. Hallac'ın sözleri bana şunu düşündürdü: En derin yaralarımızı herkes görseydi belki bu kadar yalnız hissetmezdik. Bu yüzden kitap, tasavvufi bir metinden çok, insan ruhunun sessiz taraflarına tutulmuş bir ışık gibi geliyor. İyi okumalar dilerim...
Cehennem Acı Çektiğimiz Yer Değil Acı Çektiğimizi Kimsenin Bilmediği YerdirHallac-ı Mansur · Destek Yayınları · 20254,044 okunma
İnsan, acıyla yoğrulur ve mayalanır.
Puan vermedi·159 syf.··
2026 16. kitabı
Bu kitabı okurken bende hiçbir şekilde bu kadar tesir bırakacağını düşünmemiştim. Kitabı bitirdiğimde bir süre ağladım. Hani acı bir olay yaşarsın da bir bardak su getiren birinin olmasını beklersin; biraz sakinleşmek, o duygunun ağırlığından bir nebze olsun kurtulmak istersin ya… İşte o ağırlık hâlâ, bu satırları yazarken bile üzerimde. O suyu getirecek birini beklemek yerine masanın başına geçtim. Bir bardak su uzatamadım kendime; onun yerine kalbimden taşan kelimeleri kâğıda dökmek istedim. Belki de bazı acılar suyla değil, ancak yazıyla hafifliyordur. Zehra’nın mektubu bitirdikten sonraki afallayışı beni derinden sarstı. Yıllardır doğrularını yanlış bildiği bir adamın üzerine kurmuştu. Hayatındaki insanlarda bulamadığı erdemlerin, en nefret ettiği kişide bulunduğu gerçeğiyle yüzleşmek zorunda kaldı. Fakat bence Zehra’nın yaşadığı acı yalnızca babasını yanlış tanımış olmanın acısı değildi; kendi vicdanıyla karşılaşmanın acısıydı. İnsan bazen bir başkasını affetmekte değil, kendisini affetmekte zorlanır. O acıyı hissettikten sonra, babasının yırtık çoraplarından görünen ayaklarına bakarak ağlaya ağlaya giderken, onu orada yalnız bırakmaması… O satırları okurken ben de Zehra ile birlikte eğilip o ayakları öpmek istedim. Çünkü orda yalnızca bir babanın çektiği çileyi değil, geç fark edilen bir sevginin ve gecikmiş bir merhametin ağırlığını da gördüm. Zehra artık okulunu tamamlamış, muallim olmuştu. Oysa kitabın ilk sayfalarını elime alıp hikâyeyi herkes gibi bildiğimde, Zehra’ya sarılıyor ve ona hak veriyordum. Babasını suçluyor, onun öfkesiyle birlikte öfkeleniyordum. Kitabın sonunda ise fark ettim ki Zehra’nın eksik olan yanı bilgisi, zekâsı ya da doğruluk anlayışı değildi; acıma kabiliyetiydi. Belki de Reşat Nuri’nin anlatmak istediği buydu: İnsan yalnızca
AcımakReşat Nuri Güntekin · İnkılâp Kitabevi · 202151,5bin okunma