İnan, ayrılıklar dahi iki kişilikti. Biri hep acı çekerdi,en karanlık yalnızlığıyla. Diğeri,sevilmenin şımarıklığıyla kaldığı yerden devam ederdi.
YAŞAM, YİTİM ACISIDIR. YAŞAMAK, YİTİRMENİN ACISINI ÇEKMEKTİR. Oruç ORUOBA
Reklam
neden ben her akşam düne göre biraz daha büyümüş bir acı ile başımı yastığa koyup dünden daha büyük bir ümit ile yarın geçer diyerek kendimi teselli ediyorum.
Kendimi acıya teslim ettiğimde hatırladım, ölünmüyordu hatırladım...
1000Kitap
"Çünkü kaygı, olaylara yüklediğimiz aşırı önemden beslenir. Her şeyi ya kazanacağım ya kaybedeceğim noktasına taşıdığında zihnin yorulur."
İçerisi
Korkuyorum. Bu içimdeki hisse ne denir bilmiyorum ama bu hissin gitmesinden korkuyorum. Bu aralar hiç o hisse bürünemedim. Bu aralar acı çekmiyorum. Korkuyorum o acı gidecek ve bu his de gidecek diye. Hayata olumlu bakmaya başladım. Korkuyorum. Eski beni unutmak istemiyorum. Gündelik şeyleri dert edinmek bana çok sıradan geldi. Hep sıradan olmak isterdim ama olmaya başlayınca, emin değilim. Acı çekmem lazımmış gibi geliyor. Belki de alışık olmadığımdan. Belki de ben acı çekmeye alışığım. Ben bilmiyorum, hiçbir şey bilmiyorum. Ne yapmam gerektiğini bilmiyorum. Sanırsam iyileşiyorum ama korkutucu geldi. Şu an bir anlık o hissin gelmesiyle yazıyorum. "Umarım gitmez." diyemiyorum çünkü kendime güvenmiyorum. Muhtemelen benim için iyi olan iyi hissetmektir. Ne kadar aklım bunu söylemese de... Sanırım acıma anlam arıyormuşum sadece. Bana asıl acı veren şey acımın anlamsızlığıymış. Genelde zaten karşı tarafın hatası yüzünden acı çekersin. Seninle ilgisi yoktur. Ama sen üzülürsün ve anlam vermeye çalışıyorsın. "Bunlar oldu, çünkü ben değersizim." ama seninle ilgisi bile yoktur. Olabilir. Biraz acının anlamsız olmasına izin ver.
Duygu ve Düşünce
Reklam
Reklam