“Belki öyle çok acı duyuyorum ki, duyduğumun farkına varamıyorum. Ama öyle olduğu kanısında değilim. Eğer yükü benim hatırım için taşımak istiyorsan, benim taşıdığımdan fazlasını taşıma. Ben acıları tümüyle duyamam. İçimde bir noktaya kadar iner, sonra orada durur. Dokunulmamış bir nokta var olduğu sürece, hiçbir şey gerçek anlamda acı sayılamaz. Bu hale gelmene gerek yok.”
“Ağladığı takdirde son kalesinin de yıkılacağını ve yüreğine dolacak karanlığın kendisini sonsuza kadar esir alıp, bitmez bir acıya mahkûm edeceğini düşünmüştü.
Korktugu hatırlamaktı oysa ve evet, ağlamak hatırlamaktı...”