Ülkenin Tahlilli...
9/10
·399 syf.··
2026 80. kitabı
·
69 günde okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 01:16
Bu kitap /karanlık bir odadan dünyaya fırlatılmış entelektüel çığlıkların bütünüdür.. / gözlerini kaybettikten sonra çevresindeki insanların uzaklaşması / dost bildiklerinin vefasızlığı ve anlaşılamama korkusu ilk sayfalarda fazlası ile öne çıkıyor... / meriç / dış dünyadan zorunlu olarak soyutlandığı evini ve çalışma odasını bir fildişi kule / olarak adlandırır. Ancak bu kule / dünyadan kaçış değil aksine dünyayı ve ülkeyi daha net / önyargısız ve yukarıdan görebilmek için inşa edilmiş bir gözlem kulesidir... / meriç kelimeleri bir orkestra şefi gibi kullanmaya özen göstermiştir.. / Bu kitap entelektüel bir intiharın ve lisanla yeniden doğuşun kitabıdır.. / Gözleri gören ama zihinleri körleşmiş bir topluma / kör bir adamın tuttuğu o devasa fenerdir / Bu kitabı okuduktan sonra hiçbir kitaba hiçbir fikre ve hiçbir insana eskisi gibi bakamayacaksınız/ Çünkü Meriç fildişi kulesinin kapısını aralamış ve sizi o şerefli asil ve acı dolu yalnızlığına ortak etmiştir... Keyifli Okumalar...
Jurnal - Cilt 1Cemil Meriç · İletişim Yayınları · 20183,684 okunma
7/10
·120 syf.··
Beğendi
·
2026 47. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 29 Haziran 2026 08:27
Sade ve hüzünlü bir anlatım. Birbirini bulan, birbirini tamamlayan bir çiftin, birinin kaybı durumunda, kalanın yaşadığı acı, yalnızlık, özlem ve hatıralar. Böyle güzel ve derinden sevilmek ve anılmak ve özlenmek herkese nasip olmayan bir şey olsa gerek. Hikayenin gerçek hayattan alınması daha bir dokunuyor insanın kalbine
DulJean-Louis Fournier · Yapı Kredi Yayınları · 20256,7bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Gördüklerimiz ve kitapta anlatılanlar
8/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2026 15. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 19:44
Ne acı... Bize tvlerden neler yansıtıldı. Ne yardımlar taoplanıldı. Ne insanlar yollara düştü yardım için. Biz orada yaşayanlarla birlikte ne acılar yaşadık ama hepsi bu kitaptan sonra sadece bir görsel şölen gibi geliyor...
Duygu ve Düşünce
Acı YorulduSerhan Asker · Alfa Yayınları · 2024316 okunma
çok sevdim, ağladım, güldüm, sinirlendim
9/10
·624 syf.··
2026 7. kitabı
SPOİLER OLACAK!!!! öncelikle kitap çok hoşuma gitti. kesinlikle öneririm. ikinci olarak ben linanın Can'ı aldatmasına çok üzüldüm ve Ege ile lina ya soğudum biraz. can her ne kadar pislik biri de olsa lina önce ayrılmalı ondan sonra egeye gitmeliydi.(burda can'ı savunmuyorum sadece lina haklıyken haksız duruma düştü diyorum. can da haklı değil ama işte.) ama olsun herkes güllük gülistanlık değil maalesef ve yazarın kitap karakterlerine mükemmel bir karakter yazmaması da hoşuma gitti bir yandan çünkü hikayeye gerçekçilik katmış. onun dışında poyraz ve mira ilişkisi bana geçmedi. poyrazın miranın ve tunanın (tunayı ayrıca konuşcam) rüyayı öldürdüğünü ve bunu sakladıklarını öğrendiğinde hâlâ mirayı savunması bana çok saçma geldi. aslında bütün arkadaş grubunun saklayacağını söylemesi bana saçma geldi ve çok sinirlendim. poyaz ve miranın aralarındaki o toksik ilişkiden bi süre sonra gına gelmişti. mirayı hâlâ sevmiyorum bu arada. o poyrazla benden uzakta olsunlar kahdlajdojs lina ve ege... her ne kadar ilişkileri bir aldatma ile başlasa da çok güzeller. ama işte başlangıçları iyi değildi. benim kesin ahlaki ölçülerim var o yüzden maalesef bu aldatma olayında çok netim. bu da benim öznel görüşüm. ve gelelim katile yani tunaya... arkadaşlar ben mi körümde okurken görmemişim anlamamışım ama katil nasıl tuna olabilir ya? hani bana hiç mantıklı gelmiyor. hiç işaret almadık. tunanın o ilk bölümlerdeki Yakamoz'da olan mira ile bakışmaları dışında hiçbir şüpheli davranışını hatırlamıyorum.(ki o da lina bıçaklanmadan önceydi) ben rüzgar sanmıştım çünkü bilmeceleri çözebiliyordu falan ne biliyim. eğer katilin tuna olduğuna dair bir işaret varsa bana söyler misiniz? hâlâ anlamıyorum. kitaba bayıldım ama genel olarak bakarsak acı-tatlı, kriz geçirmelik-romantik bir
Kayıp YansımaDilara Keskin · İndigo Kitap · 2025261 okunma
10/10
·248 syf.··
2026 14. kitabı
·
26 günde okudu
·
Okunma: 29 Haziran 2026 02:47
Ne diyordu Siyah İnci isimli kitapta; "Dünya niye bu kadar kötü biliyor musun?" "Hayır." "Söyleyeyim o zaman. İnsanlar sadece kendi işlerini düşündükleri, ezilenlerin hakkını koruma ve suçluları ortaya çıkarma zahmetine girmedikleri için." Sahi, gelin size biraz Siyah İnci isimli kitaptan bahsedeyim; Anna Sewell tarafından yazılan, kolay ve okunaklı, oldukça anlaşılır harika bir kitaptı.. Viktorya Dönemi İngiltere'sinde geçmekte olan bir roman + otobiyografi. Kitabın ana karakteri, kitabın isminden de anlaşılacağı üzere Siyah İnci isimli bir at. Bir atın ağzından okuyorsunuz ve yer yer oldukça duygulandıran anılar ve yaşanmışlıklara şahit oluyorsunuz. Ana teması; bir atın gözünden, insanlar tarafından hayvanlara yapılan işkence ve zulümleri, insanların kimi zaman ne kadar zalimce yaşadıklarını ve davrandıklarını, kimi zaman da istediklerinde ne kadar iyi kalpli olabildiklerini gözler önüne seriyor. Okurken, günümüzde insanlar tarafından hem insanlara hem de hayvanlara yapılan zalimlikleri de kolay bir şekilde hatırlatıyor ve iğneliyor. Ve kitabın devamında ne diyordu Siyah İnci; "Dünya ne kötü!" Bu sözün ne anlama geldiğini okudukça (spoiler vermiyorum) çok daha iyi anlıyorsunuz... Kendi yorumum: Evet, söz konusu kötülük her daim vardı. Geçmişten günümüze, her dönemde, her daim... Fakat kötü olan dünya değildi; İnsanlardı! Kendi çıkarları ve menfaatleri uğruna, kendileri ile birlikte her canlıya zarar veren, kaos ortamını oluşturan, savaşları ve sömürgeleri yapan, barışı sadece kağıt üzerindeki bir sembol gibi gösteren İnsanlardı! Doğadan hayvanlara, hayvanlardan kendi ırkına (insanlara) kadar zarar veren yine İnsanlardı. Söz gelimi, incelememi yine Siyah İnci isimli kitaptan bir alıntı ile bitirmek istiyorum; "Hayvanlara dilsiz diyoruz, doğru dilsizler, neler
Siyah İnciAnna Sewell · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202411,9bin okunma
9/10
·480 syf.··
Beğendi
·
2026 18. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 00:00
Merhabalar Bugün sizlere, “Sakkara’nın Kumları” ile kalemine hayran kaldığım Glenn Meade’in “Romanov Komplosu” kitabının yorumunu getirdim. Öncelikle şunu söylemeliyim ki bu, elinize alıp bir günde okuyup bitirebileceğiniz bir roman değil. İçerisinde çok sayıda karakter, farklı cephelerde ilerleyen olaylar ve tarihsel detaylar bulunuyor. Bu yüzden kitabı zamana yayarak, sindire sindire okumanızı tavsiye ederim. Ayrıca Romanov ailesinin hikâyesine ve Rus Devrimi dönemine dair küçük bir araştırma yapmak, kitabın atmosferine daha kolay girmenizi sağlayacaktır. Kitap günümüzde başlayan bir gizemle açılıyor ve ardından bizi geçmişe doğru uzun bir yolculuğa çıkarıyor. Bu yolculuk boyunca yazar, sanki elimize bir yapbozun parçalarını tek tek veriyor. İlk başta birbirinden bağımsız görünen olaylar, karakterler ve sırlar ilerleyen sayfalarda yavaş yavaş anlam kazanmaya başlıyor. Hikâye finalde yeniden günümüze döndüğünde ise tüm parçalar yerli yerine oturuyor ve o büyük resmi nihayet görebiliyorsunuz. Açıkçası bazı gelişmeleri tahmin ettiğimi düşünsem de yazar, finalde ters köşe yapmayı başardı. Hikâye günümüzde, Rusya’nın Yekaterinburg kentinde başlıyor. Ormanın derinliklerinde yürütülen bir arkeolojik kazıda, adli patolog Dr. Laura Pavlov ve ekibi Rus Devrimi’nin Kızıl Terör dönemine ait olduğu düşünülen kalıntılara ulaşıyor. Ancak buluntular arasındaki en dikkat çekici bulgu, sürekli don sayesinde kusursuz şekilde korunmuş bir kadın cesedi oluyor. Kadının elinde sıkıca tuttuğu bir zincir ve ucunda bir madalyon bulunuyor. Madalyonun ön yüzünde Romanov ailesine ait bir mühür yer alırken, arka tarafında birine ithafen yazıldığı düşünülen bir yazı yer alıyor. Ne var ki yılların ve pasın etkisiyle bu yazı artık okunamaz hâle geliyor. Dr. Laura Pavlov, madalyonun sırrını
Roman-Polisiye-Tarih-Edebiyat
Romanov KomplosuGlenn Meade · Sia Kitap · 2025872 okunma