Anlatılası büyüklükteki bir acının bir insanın yüzünü nasıl çizgi çizgi boyutlandırdığını az çok tahmin edebilirsiniz. Bir acıyı beslemenin altında anlatılması güç bir haz yatar. Haklılık payı az çok açığa çıkmış, çekilmez huylar bağışlanabilir kusurlara dönüşmüştür.
Ali Teoman'ın Konstantiniyye Üçlemesi'nin ikinci kitabı. İlk kitapla tematik bir bağlantısı var. Devam kitabı niteliğinde değil. Geçmişle günümüzü harmanlayan zamansız bir roman. Öyle ki; delikli bakır mecidiye ile cep telefonları aynı zaman diliminde. İbrahim Nemrud'un İstanbul'daki arayışını okurken karakterlerin, toplumun ve mekanların detaylı tahlillerine şahit oluyoruz. Yazar sizi adeta oradaymış ve olaylara şahitlik ediyormuşçasına bağlıyor kitaba. Yer yer sert ve rahatsız edici düzeyde cinsellik ögeleri de barındırıyor. Zaman zaman kahkaha attırma noktasında mizah da mevcut. Bir solukta okunası bir kitap.
Bu köhne dünya, milyonlarca yıldır evrende savrulup duran bu kağşamış gezegen, çürüyüp kurtlanmış bir elmaya ne kadar da benziyor! Kıvıl kıvıl kurt kaynıyor elmanın her yanı. Neredeyse diyesi geliyor ki insanın, ortada elma filan yok! Elma zannettiğimiz şey, yalnızca bir kurt topağı aslında: Sayısız çenenin aynı anda açılıp kapandığı, sayısız işkembenin aynı anda öğüttüğü, sayısız anüsün aynı anda dışkıladığı, yumuşak, ıslak, kıvıltılı bir topak, canlı bir yumru, atan bir yürek...