Mir •||• Hümeyra
Bayıldımm kitabı, kurguyu tek kelime ile anlatmam gerekirse BA-YIL-DIM. Neden böyle oldu nasıl böyle oldu diye soracak olursanız inanın bende bilmiyorum.
Kitap, Hümeyra dan okuduğum ilk kitaptı (asssla son olmayacak) O kadar sevdim ki, yorumun full övgü ibareleri barındıracak şimdiden söyleyeyim.
Kitap, baş karakterimiz Şifa Sürmeli’nin t*röristler tarafından esir tutulmasının neredeyse. 1. Yılında başlıyor. O kadar çok eziyet çekmiş, o kadar çok psikolojik ve fiziksel şiddete maruz kalmış ki umut ve güzellikler tek tek kararmış tıpkı hayatı gibi… Terörist kampından kaç kez kaçma girişiminde bulunduysa, sırtına eklenen yeni kemer yarasıyla son bulmuş ama kaçma ve kurtulma isteği hiç son bulmamış. Her girişimi ablasının ispiyonlamasıyla sonuçlanmış (ben hayatımda böyle bir insan görmemiştim. Salt kötülük resmen, mantık çerçevesine oturtamasamda bile karakterin kendince olan sebebini çok ama çok merak ediyorum. Oysaki bu bataklığa onu sürükleyen de ablası değil miydi? Kimden medet umuyordu Şifa, onu hiç acımadan başka bir t*röristin gelini yapmak isteyen ablasından mı? Canım Şifa’m Canım Sürmeli’m
Yine bir gün esir tutulduğu kampa su taşımak için gittiği su kuyusunda kulağına Türkçe konuşmaların sesi gelir. Karşısında Türk Askerini görünce bugün kurtulacağına emin olur. Lakin karşıdan gelen başka bir teröristi görünce Türk Askerlerine kaçmalarını söyleyip oradan uzaklaşır. #spoi Az önce gördüğü komutanın dualarına kattığı ve yıllardır rüyalarında gördüğü komutan olduğunu anlar. Kampa geri döndüğündeyse başka bir terörist elebaşıyla evlendirilecek olduğunu öğrenir. Buna karşı çıktığında ablasına söylediği tek şey “Ya kaçacağım ya da bu evde öleceğim.” olmuştur. (Daha önce çok fazla güçlü karakter okumuşumdur ama yaşadıkları hiçbir şey Şifa’nın