Puan vermedi·176 syf.··
2026 57. kitabı
Faruk Demir’in “Sokağın Çığlığı: Kanlı Ay Tutulması” kitabı, olay örgüsü bakımından yalnızca Enes ve Hilal’in dramını anlatan bir hikâye değil; çocuk ihmali, yetimlik, sokak hayatı, suç örgütleri, adalet ve vicdan arasında gidip gelen çok katmanlı bir toplumsal roman gibi ilerliyor. Hikâyenin ilk damarında camide yaşanan hırsızlık, gazeteci Burak Mert’in olaya dâhil oluşu ve Abdullah ile Ayşe’nin çocuklarla karşılaşması var. Fakat bu başlangıç, aslında okuru daha derindeki asıl meseleye hazırlıyor: Enes ve Hilal’in suça karışmış görünmesinin arkasında büyük bir sahipsizlik, aile yoksunluğu ve korunamamış çocukluk var. Olay örgüsü ilerledikçe Abdullah ve Ayşe, Enes ile Hilal’in hayatında bir dönüm noktasına dönüşüyor. Ayşe’nin hamilelik süreci, sonrasında yaşadığı kayıp ve buna rağmen Hilal’e annelik duygusuyla yaklaşması kitabın duygusal merkezini oluşturuyor. Burada hikâye sadece “iyi insanların iki çocuğa yardım etmesi” şeklinde kalmıyor; sevginin, sabrın ve sahiplenmenin ne kadar ağır bir sorumluluk olduğunu gösteriyor. Çünkü Hilal sevgiyle toparlanmaya açıkken, Enes aynı oranda kırgın, öfkeli ve savrulmuş durumda. Onun içindeki öfke, aslında kötülükten değil; yıllarca bir yere ait olamamanın, kardeşini kaybetme korkusunun ve mutlu aileleri uzaktan izlemenin verdiği yaradan besleniyor. Enes’in yetimhaneden kaçışıyla hikâye daha sert bir çizgiye geçiyor. Sokaklar, romanda yalnızca olayların geçtiği yer değil; toplumun dışına itilmiş insanların ortak kaderi gibi kullanılıyor. Enes’in Ali Asaf, Muhsin ve Hırpani gibi karakterlerle karşılaşması, onun dünyasını genişletiyor. Bu karakterler, toplumun kenarında kalmış insanların da kendi içinde merhamet, dostluk ve dayanışma taşıyabileceğini gösteriyor. Ali Asaf’ın Enes’e yaklaşımı, Muhsin’in geçmişi ve Hırpani’nin
Sokağın Çığlığı: Kanlı Ay TutulmasıFaruk Demir · Erda Yayınları · 20262 okunma
8/10
·136 syf.··
Beğendi
·
2026 30. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 09 Nisan 2026 18:26
Tarihte en çok ilgimi çeken zaman 2. Dünya Savaşı. Konu olarak da atom bombası. Bu kitap atom bombası hakkında okunabilecek en gerçek kitap olabilir. Bir doktorun dilinden gerçekten yaşananları okuyoruz. Her şeyin gerçek olması yazılanları daha da etkili hale getiriyor Açıkçası yazar doktor olduğu için edebi açıdan kitaba karşı minik bir ön yargım vardı. Beklediğimden daha iyi buldum yazım dilini. Akıcı bir üsluba sahip. Özellikle atom yapısını detaylı anlattığı kısımlara bayıldım. Fizik hocama da okuttum o kısımları. “Atom atom olalı böyle bir anlatım görmemiştir” dedi. Füzyon ve fisyonu anlattığım sınavdan birkaç gün sonra bu kitabı okumak daha da etkili oldu. Aynı zamanda kitabı okuduğum zaman diliminde Hiroshima Mon Amour’ü izledim… Dönüp bakmak isteyeceğimi bildiğim için altını çizdiğim çok fazla kısım oldu. “Öğrenciler kalemlerini ellerine almış not tutarken bir anda tazecik hayatları onlardan koparılmıştı. Halbuki dün sabah neşeyle keplerini takıp üniversitenin kapısından geçmişlerdi.” Bir felaketi yaşayan kişi gözünden okumak her şeyi daha da acıklı hale getiriyor. “Gözlerimin önünde acı çeken ve ölmek üzere olan bu insanlara yardım etmenin bir yolu yok muydu?” Yazarımız doktor olduğu için kendi yaraları olmasına rağmen canla başla mücadele etmesi takdir edilesiydi. Biyografisinde ‘evinin patlamada yıkıldığını ve eşinin öldüğünü 2 gün sonra öğrendi’ bilgisini okuyoruz ama kitapta hiç özel hayatından bahsedilmiyor. Yazarın buna da değinmesini isterdim Beni en çok etkileyen kısımlardan birisi bilinci yerinde olmayan annenin, bebeği göğsüne koyulunca elini bebeğe doğru hareket ettirmesi oldu… Bana çok güzel bir okuma deneyimi sağlayan bir kitaptı. Öğrendiğim bir sürü değerli bilgi oldu. Bu tarz kitaplar sanırım tam zevkim: Tarihte yaşananları gerçekler
Nagasaki’nin ÇanlarıTakaşi Nagai · İthaki Yayınları · 20222,187 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Fakir olmak suç mu?
8/10
·175 syf.·
2026 2. kitabı
Yıllar yıllar önce yazılmış bir kitap olmasına rağmen hala aynı durumlarda olan birçok insanın olması çok üzücü. Varvara ve Makar'ın bu süreçte birbirlerine destek çıkması çok güzeldi. Bu kadar çalışıp çabalayıp ama hala fakir olmaları aynı bugünleri anlatıyor. Bide fakir oldukları için alay konusu olmaları ne kadar adaletsiz öyle. Çok üzüldüm çünkü çok tanıdık geldi. Sonunda Varvara hayatını kurtarmak için sevmediği biri ile evlenmek durumunda olması ve Makar'ın buna rağmen ona yardım etmesi de acıklı. Sonu aslında öylece kalmış gibi gözükebilir başta ama çok şey anlatıyor. İkisi de ruhen öldü büyük ihtimalle.
Duygu ve Düşünce
İnsancıklarFyodor Dostoyevski · Can Yayınları · 202377bin okunma
8/10
·127 syf.··
2026 20. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 08 Mart 2026 00:00
Merhabaaa. Mart ayı boyunca Maria. ile yaptığımız "Kadınlar için, özgürlük için, eşitlik için okuyoruz!" etkinliğinde (#298686499) okuduğum ilk kitap olan Chimamanda Ngozi Adichie'nin Feminist Manifesto kitabını bitirdim. Kitap iki bölümden oluşuyor: • FEMİNİST MANİFESTO: Kadınların Özgürlüğü İçin 15 Madde • Hepimiz Feminist Olmalıyız İncelememe kitabın ilk bölümüyle başlıyorum. ljeawele'nin bir kızı olmuştur: Chizalum Adaora. Ve Chizalum Adaora doğunca annesi ljeawele, yazardan kızını nasıl feminist yetiştirebileceğini sorar ve yazar o an cevap veremez ve ona mektup yazmaya karar verir. 2 bölümden oluşan bu kitabın ilk kısmı da işte bu mektubun geliştirilmiş halidir. Ve yazar bu ilk bölümde anneye 15 tane öneri verir: Kadınların özgürlüğü için 15 madde. Ben de incelememin bu ilk kısmında bu 15 maddeyi kısaca eklemek ve bu 15 madde hakkında düşüncelerimi belirtmek istiyorum. 1-) TAM BİR BİREY OL: Yazar burada anne olmanın diğer tüm şeyleri dışlamadığını, kadının hem anne olup hem çalışabileceğini söyler ve küçük kızına da bunu aşılamasını ister. Bunun dışında diğerlerinin ne dediği önemli değildir önemli olan bireyin kendisinin ne istediğidir. Yazar bu madde de kişinin kendisine başarısız olma hakkı tanıması gerektiğini de ekler. 2–) ÇOCUĞUN BAKIMI SADECE ANNENİN DEĞİL, ANNE VE BABANIN GÖREVİDİR: Yazar burada anneye çocuk bakımının hem annenin hem babanın sorumluluğunda olduğunu, baba çocuk bakımında rol alınca babanın yardım etmemiş olduğunu (çünkü anne çocuğun bakımında rol oynayınca annenin yardım ettiği düşünülmüyor ama baba çocuğun bakımında rol oynayınca yardım etmiş oluyor ve bu durum sanki bebeğin bakımının annenin göreviymiş gibi zihinlere kodlamış oluyor) söylüyor. Ayrıca yazar anneye, "babalar
Hayata Dair
Feminist ManifestoChimamanda Ngozi Adichie · Doğan Kitap · 20192,114 okunma
Puan vermedi·470 syf.··
2026 18. kitabı
KIZIL GÖĞÜN ALTINDA MARK SULLIVAN 470 SAYFA #AltınKızlar #Ortakokuma #Ortakyorum Kalplerimizi açıp yaralarımızı birbirimize gösterdiğimizde insan oluruz, kusurlu ve bir bütün oluruz. Ben bütün olmaya hazırım. Biz Altın Kızlar yani Lider Ersan, Azime Matlı, Gül Güleryüz, Münevver Geniş, Zeliha Erdoğan Demir, Bahar Esen ve ben Şubat ayında yine çok güzel bir okuma yaptık. Sonrasında yaptığımız sohbette harikaydı hep olduğu gibi. Ardından grup adına sevgili Zeliha'nın cümleleri, benim biraz ekleme ve derlememle bu ortak yorum çıktı ortaya. Daha nice güzellikte buluşmak dileğiyle, herbirinize sevgiler yolluyorum Altın Kızlar olarak II. Dünya Savaşı ile ilgili çok kitap okuduk pek çoğunuz gibi. Her kitapta bundan daha fazla ne yaşanabilir, ne anlatılabilir deyip bir sonraki kitapta daha fazlasını bulduk. Kızıl Göğün Altında böyle bir kitaptı işte. Gerçek bir hayat hikayesi olması kitabı özel kılıyor. Yazar kitap kahramanı ile karşılıklı konuşarak kurgulamış kitabı. Kısmen kurgu bir kitap olsada bir biyografi, gerçek olayların anlatıldığı bir tarihi dönem kitabı... Bu kitapta ilk defa Almanya'nın kendi Müttefiki olan İtalya'ya neler yaptığı, nasıl sömürdüğünü okuduk. Yeraltı, yerüstü ve insan kaynaklarını kullandığını, ülkeyi nasıl ateşe attığını gördük. Mussolini ve Hitler'i yanyana iki Müttefik lider olarak bilirken, aslında Mussolini ve İtalya'nın nasıl kullanıldığını gördük ki bu da Nazi Almanya'sının bir başka yüzü idi. Gelelim kitabın kahramanı Pino Lella'ya. Pino, onyedi yaşında, hayatı müzik, eğlence ve kızlar olan bir genç. Nazilerin savaşında asla yer almak istemiyor ama hayat onu Nazilerin tam ortasına sürüklüyor. Önce Yahudilerin ülkeden kaçmasına yardım eden gizli bir dini topluluğa girip, insanları bilinmeyen dağ yollarından, onlara kılavuzluk ederek
Kızıl Göğün AltındaMark Sullivan · İthaki Yayınları · 2018282 okunma
10/10
·152 syf.··
2026 3. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 24 Şubat 2026 22:08
Tao Te Ching – Lao Tzu (Ursula K. Le Guin yorumu) Yaklaşık 2500 yıl önce yazılmış, yalnızca Çin düşüncesini değil, insanın kendini anlama biçimini de etkileyen bir metin… Tao Te Ching, 81 kısa bölümden oluşan ama her cümlesi üzerine uzun uzun düşünülmesi gereken bir bilgelik kitabı. Lao Tzu’ya göre hayat, zorlayarak değil uyumlanarak yaşanır. Güç göstererek değil, sadeleşerek güçlenilir. “Wu wei” yani yapmadan yapmak, zorlamadan başarmak, akışa karşı koymadan ilerlemek… Kitap bize daha fazlasını istememeyi, boşluğun ve olmamanın da bir anlamı olduğunu, karşıtlıkların (iyi–kötü, varlık–yokluk) aslında birbirini var ettiğini anlatıyor. En çok da şunu hatırlattı bana: Anda olmak. Çünkü anda olmak, yolda olmaktır. Yolda olmak ise akışta kalmaktır. Tao zaten “Yol” demek… Bu baskıda Ursula K. Le Guin’in yorumları metni daha anlaşılır ve daha insani kılıyor. Akademik bir çeviri değil; hissederek yapılmış bir aktarım. Bu da kitabı kuru bir felsefe metni olmaktan çıkarıp içsel bir yolculuğa dönüştürüyor. İnce ama derin. Sade ama sarsıcı. Yavaş okunması gereken bir kitap. Keyifli okumalar. Alıntılarm “Bilge ruhlar istifçi değildir; ne verirlerse başkasına, o kadar artar ellerindeki.” “Tanrı, size istediğiniz insanları değil, ihtiyacınız olan insanları verir. Öyle ki bu insanlar size yardım edecek, sizi incitecek, size acı verecek, sizi terk edecek, sizi sevecek ve olmanız gereken insan olmanızı sağlayacaktır.” (Lao Tzu) “İnançlarımızın, gerçekliğin tümünü kapsayan değişmez hakikatler olduğuna inanmak acıklı bir kibirdir.” (s. 27) “İyi insan kavgacı olmaz; kavgacı insan iyi değildir.” (s. 81)
Lao Tzu: Tao Te ChingUrsula K. Le Guin · Metis Yayıncılık · 2018527 okunma