9/10
·59 syf.··
Beğendi
·
2026 94. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 00:01
Galiba ilk defa Zweig'ın bir kitabını çok sevdim. Bu yere kadar okuduklarım bana aşırı vasat gelmişdi ya da doğru zamanda okumamıştım ama bu kitabını aşırı derecede sevdim. Hem yazım dili olsun hemde hikayelerin akcılığı olsun aşırı güzeldi. Kısaca şunu söyleyeceğim ilk 2 hikaye ne kadar acıtsa ve içimde kasvetli bir hiss bıraksada sonucunu hikaye içimi sıcacık etti. Galiba en sevdiğim hikayede bu yüzenden 3cü oldu. Klassik türüne yeni başlayanlar içinde uygundur bence. Okumak isteyenlere keyifli okumalar dilerim >3
1000Kitap
Sahaf MendelStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202412,8bin okunma
10/10
·576 syf.··
2026 2. kitabı
"Güvenmek, bir insanın kendine verebileceği en büyük cezaymış."Saka ve Sanrı, son zamanlarda okuduğum en sarsıcı ters köşeyle başlayan kitaplardan biri oldu. Bige’nin kendi düğününde uğradığı o büyük ihanet ve ardından kendini Karun Kalender (Sanrı) ile hiç bilmediği bir kaosun içinde bulması beni hikayeye tamamen bağladı.Bige'nin yaşadığı psikolojik çöküşü izlemek canımı acıtsa da, onun küllerinden doğuşunu ve bir savaşçıya dönüşmesini okumak harikaydı. Karun ise tam bir kapalı kutu; ona kızmakla hak vermek arasında mekik dokudum. Maral Atmaca karakterlerin duygularını o kadar yoğun aktarmış ki, kendimi Bige'nin yerine koymaktan alıkoyamadım. Gerilim, intikam ve kaos seven herkesin şans vermesi gereken bir seri. Maral Atmaca
Saka ve SanrıMaral Atmaca · Ephesus Yayınları · 20252,490 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Puan vermedi·256 syf.··
2026 140. kitabı
Beyni sapasağlam olmasına rağmen spastik tetraparezi (serlebral palsi) nedeniyle ne konuşabilen ne de yürüyebilen 11 yaşındaki Melody'nin o ilham verici ve sarsıcı mücadelesini gözyaşları içinde okudum. Etrafındaki herkesin onu engelli sanıp içindeki o devasa dünyayı, muazzam zekayı ve fotoğrafik hafızayı fark edememesi içimi acıtsa da Melody'nin pes etmeyişi beni kendime getirdi. Bir çırpıda biten, empati duygumu sonuna kadar zorlayan ve hayata bakış açımı tamamen değiştiren, herkesin mutlaka okuması gereken mucizevi bir hikayeydi.
İçimdeki MüzikSharon M. Draper · Timaş Genç Yayınları · 202139,9bin okunma
Boşluklarda kendini yeniden bulmak...
10/10
·80 syf.·
2026 76. kitabı
Yine çocuklar için yazıldığı düşünülen ama satır aralarında biz büyüklerin de kalbine dokunan hikayelerden biri… (: “Boşluk” kitabında yazar yalnızca bir kaybı değil, insanın içinde oluşan görünmez eksilmeyi temsil ediyor gibi... Yani ben öyle anladım / anlamak istedim (: Kaybetmeyi, eksilmeyi ve tüm bunlara rağmen insanın kendi içinde yeniden bir ışık bulabilmesini anlatıyor...Çocuklarla okurken Julia’nın yaşadığı “boşluk” somut bir eksiklik gibi geliyor, yetişkin gözüyle okumak ise o boşluğun ardındaki duyguyu çok daha derinden hissettiriyor. İnsan bazen iyi hissetmek için ya da içindeki tarif edilemez o boşluğu doldurmak için başka insanlara, eşyalara, alışkanlıklara ya da sürekli meşgul olacağı şeylere tutunuyor. Ama hikaye, iyileşmenin dışarıdan gelen bir şey değil, insanın kendi iç dünyasına dönmesiyle başladığını hatırlatıyor. En etkileyici kısım bence şu: içimizdeki boşluk hiç bir zaman tamamen yok olmuyor. Bazı yaşanmışlıklar insanda iz bırakıyor. Julia'nın hikayesi bunu bir kusur gibi değil, insan olmanın doğal bir parçası gibi anlatıyor. İyileşmek bazen eski haline dönmek demek değil sanırım benim son zamanlarda en çok düşündüğüm şey " İyileşmek ne demek, insan nasıl iyileşir ? Kayıplarından , içindeki boşluklardan sonra eski kendini nerede bulur ?" ; belki de iyileşmek içindeki eksiklikle birlikte yeniden yaşam kurabilmek yaşama devam edebilmeyi öğrenmek. Hikayede de o geriye kalan küçük boşluk ara sıra can acıtsa da, aynı zamanda insanın kendine açılan gizli bir kapısı haline geliyor. İnsan içindeki boşlukla birlikte acısının kaybının yanında daima yaşayabilen, üretebilen, hissedebilen taraflarının var olduğunu fark ediyor... Julia’nın zaman zaman içindeki boşluktan kendi sihirli dünyasına geçmesi de bunu hissettiriyor; insan en derin yaralarından
Alıntı
BoşlukAnna Llenas · Nesin Yayınevi · 2017605 okunma
Puan vermedi·280 syf.··
2026 18. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 06 Mayıs 2026 16:58
Bazen gitmek derdine düşünce insan bambaşka hikayelere yelken açabiliyormuş. Düşerken de tam da böyle bir hikaye. Birbirlerinden bağımsız hayatları ve geçmişleri olan İshak ile üst komşusu olan Jülide’nin bir kere gitmek derdine düşmesi sonucu beraber yol almalarıyla karşımıza çıkan bambaşka bir hikaye. Kitaba ilk başladığımda bu gitmenin sıradan bir gitme olmayacağını fark etmiştim zaten. Ki öyle olmamış olsa klasik bir hikayeden farkı kalmazdı kitabın. Merak unsuru sürekli diri tutan olay örgüsü ön plana çıkıyor. Beğendiğim bir detay daha var ki hikayeyi hem anlatıcı hem İshak hem de Jülide’den okuyoruz. Bu tarz anlatımlar empati açısından faydalı oluyor diye düşünüyorum. Çünkü aynı sürekte farklı kişiler haliyle farklı şeyler hissedip düşünecekler. Biz de olaya tek taraflı bakmayacağımız için daha resmi daha geniş görme imkanına sahip oluyoruz. Bir insana güvenebilmeniz için neye ihtiyacınız vardır mesela? Bir söz, bir duruş, bir his ya da bir eylem? Jülide’yi İshak ile gitmeye ikna eden şeyler bunlardı. İshak Jülide’nin yaptığı resme yüreğiyle hissettiği şekilde yorum yapınca Jülide güvendi ona. Hiç tanımadığı biriyle gitmeye karar verdi. İyi ki de gitti. Onun cesareti olmasa İshak hayatı boyunca gerçeği öğrenemeyecekti. Hayatımızın gerçekleri her ne kadar canımızı acıtsa da bir yalanla yaşamaktansa acı gerçekle yaşamak daha doğru diye düşünüyorum. Özet yazmayacağım çünkü bunu okuyup da hikaye hakkında geniş bilgiye sahip olduktan sonra kitap okunacak olursa büyüsü bozulur. O yüzden sadece benim açımdan kilit olan kısımlara değindim. Yalnız hikayenin son kısmı yani Jülide’nin sorusuna cevap olarak İshak’ın “Annemi” diye verdiği cevabı okurken gözyaşımı tutamadım. Bunu söylemeden de geçemezdim. Kitap içerisinde psikolojik çözümlemeler karakterleri daha iyi
Alıntı
DüşerkenTarık Tufan · Doğan Kitap · 20228,5bin okunma
Çünkü, “Bazen erken ölüyor insanlar umutlarından.”
10/10
·496 syf.··
Beğendi
·
2026 36. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 03 Mayıs 2026 21:48
Spoiler olacak. Yukarıdaki şarkı sözü, çok sevdiğim bir şarkı olan Ateş ve Barut’a ait. No.1’in bir parçası ve benim karakterimi şekillendiren 3 rapçiden birisi. Yani demem o ki bu şarkıyı bu kitaba atfettiysem kitapla sandığımdan daha fazla bağ kurmuşumdur. Bu kitap her şeyiyle -hatta bu seri- benim kafamda bu şarkıyla bağdaştı. Sevdiğiniz bir tür olmayabilir belki ama sözlerine bakarsanız neden öyle dediğimi anlayacağınızı düşünüyorum. En azından bazı cümlelerde aklınıza Beau gelir. Belki de gelmez ama bu şarkıyı her dinleyişimde benim aklıma Hainin Mührü’nu getirip böyle bir kitap vardı ve bana ellerim titrerken inceleme yazdırmıştı dedirtecek. Bu kitap umudumu yitirdiğimi düşündüğüm bir dönemde bana ufacık bir umudun bazen direnişler başlatıp zaferler alıp başka insanlara umut olabileceğini gösterdi. Çok sevdiğim bir kitap var, #k:272469. Kitapta ana erkek karakter Reid’in, ana kız karaktere kitap verdiği bir sahne var. Verdiği kitapta ana karakterler kitabın sonunda ölüyor. Kız da “kitap mutsuz bitiyorsa, ölümle bitiyorsa okumayacağım” diyor. Reid de “Ölümle bitmiyor, umutla bitiyor,” diyor. Bu kitap ölümle bitmedi. Umutla da bitmedi. Ama ölüm ve umutla ilerledi. Bazı ölümler acıtsa da umut olur. Direniş olur. Zafer olur. Devrim olur. Yeniden başlangıç olur. Fazla romantik konuşuyor olabilirim. Haksız da olabilirim. Gerçek hayatta ölümler acıtır çünkü. Fakat bazen bazı hikayelerde bazı kahramanlar kendilerini feda eder ve o hikayenin umudu olurlar. Diğer karakterlerin umudu. Bu seride onlarca umut vardı. Boğar vardı, Pim vardı, Öfke vardı ve en çok acıtan olarak Beau vardı. No.1’in de dediği gibi: bazen erken ölüyor insanlar umutlarından. Ama yine No.1’in de dediği gibi: bizi yolu sokmalarına ve değiştirmelerine izin veremeyiz. O ölen umutlarla kendi
1000Kitap
Hainin Mührü 3Övgü Deveci Safi · Dokuz Yayınları · 202664 okunma