Bu satte yemek yemeyen de ne bileyim 😁
1000Kitap
Erken İslam Fetihleri ve Fuhşa Zorlanan Kadınlar
Sina'lı Anastasius'un(ö. 700) "Erotapokriseis" yani "Sorular ve Cevaplar" olarak bilinen eserinde, 7. Yy. sonlarında hristiyan tebaanın müslümanlar yüzünden yüzleştiği bazı problemleri ele alır. "Arapların toprak üzerinde ve Hristiyan topluluğuna karşı işlediği tüm kötülükler her zaman Tanrı'nın iradesinin bir sonucu mudur? Köle ve esir olarak fuhşa sürüklenen Hristiyan kadınlar hakkında ne söylenmelidir? İkinci sorunun cevabı ise, bu eylemi açlık ve ihtiyaçtan dolayı mı yoksa sefahat ve zevk uğruna mı gerçekleştirdiklerine bağlıdır."
Din
Reklam
Yıkık evler, yıkık şehirler, yıkık gönüller, Açlık ve ölüm satan çerçiler, silah tüccarları Davasız, sevdasız, Allahsız akıl hocaları, köşe yazarları; Cahit Koytak
1000Kitap
Açlık başıma vurdu yine. Migren diyorum susuyorum. 😥🤕
1000Kitap
Babama mektup...
Terapiye gitmek için evden çıktım. Annem yanımda gelmek istedi bi şekilde geçiştirdim çünkü o gelse ağlayamazsım baba. Birden kendimi caminin önünde buldum; sustum, ağladım, susarak ağladım... 2 yılın ardından ilk kez ses kayıtlarını dinlemeye cesaretim oldu. O kadar muhtaçtım ki sana baba ses kayıtlarına bile sarılmak istedim...
Bayburtlu Konstantin Abiniz Olarak...
Bu hafta yine memlekette iki şeyi umutla bekledik: Birinin gelişini, bir diğerinin ise nihayet siktir olup gidişini... Yani üstümüze çöken o organize kasvetin, derdin, kederin bu topraklardan sökülüp atılmasını. Ah be canım memleketim; gidiyorsun, geliyorsun ama bıraktığın yerde tiyatro hep aynı, dekor hiç değişmiyor. Bir huzur, bir mutluluk sinyali yakalayalım diyoruz, tam o esnada sahneye bir başka arsızlık, bir başka sömürü dalgası fırlıyor. "Bir saniye Bahadır Beyciğim, siz şu vedayı bir neticelendirin, benim içeride kısa bir pisliği temizleme işim var, hemen döneceğim" kıvamında bir curcuna... Hatice ablamız çıkmış gelmiş, "Bacımı kim ortadan kaldırdı, kim kanını yerde bıraktı?" diye feryat ediyor. Şüphe okları doğrudan hanenin içine, o kirli ilişki ağlarına dönük: Gelinleri Güneş ve onunla gizli kapaklı işler çeviren, ailenin içindeki kuzen Fatih. "Ablam ölmeden önce aralarındaki o yozlaşmayı, o gizli oynaşmayı gözleriyle gördüğünü söyledi" diyor. Tam burada sistemin ve toplumun o ikiyüzlü ahlak duvarına şu soruyu vurmak gerekiyor: Peki, bu pislik dönerken o evin asıl reisi, yani yengenin kocası, o erkeklik taslayan figür tam olarak neredeydi? Yanıt tam bir taşra klasiği: "Ağzını dilini bağladılar, muskayı yedirdiler." Kendi acizliğini, kendi cehaletini ve korkaklığını büyüyle, muskayla aklamaya çalışan bu zihniyete bakınca, insan sormadan edemiyor: Yahu siz nasıl sefil, nasıl çürümüş, nasıl omurgasız hayatlar yaşıyorsunuz? Derken maliyenin başındaki o soğuk rasyonellik, Mehmet abimiz sahne alıyor. Bu ara evlerde rahat nefes almak, huzurla oturmak ne mümkün; kapılar tık tık çalınıyor. Büyük vurguncuların, ihale arsızlarının, milyarlık vergi borcu bir gecede silinen yandaşların peşini bırakanlar, bu kez üç kuruş kira alan küçük mülk sahiplerinin kapısına dayanmış.
Siyaset
Reklam
Reklam