yaşam tatmaya müsaittir doymaya değil hazza ulaşır ulaşmaz etkilerinin kaybolması ve onlardan mahrumiyet endişelerinin başlaması göstermektedir ki dünyadaki asıl mesele tatmaktır insanın yapısı doymaya değil açlık ve ağzının sürekli yenilenmesiyle şükre ulaşmayı ayarlıdır bu sebeplidir ki maddi bir malzemenin gereğini yerine getirmek tam bir tatmine neden olmaz sadece yere arzuların daha güçlü bir şekilde doğmasına neden olur
«Sol yanımda bir acı başladı. Bağırmaya başladım. Anne-Babam bir anda toz haline gelip yok olduğu için mi bağırıyordum, yoksa sol yanım çiğ et haline geldiği için mi, bilmiyorum. Ansızın açlık duydum. Yüce İsa'nın çiçeğini yedim.»
Aldığım o bir sürü ret cevapları, o yarımağız vaatler, düpedüz hayır'lar, beslenmiş de boşa gitmiş ümitler, her seferinde sonuçsuz kalmış yeni yeni teşebbüsler, bende cesaret diye bir şey bırakmamıştı.
Mülk sahipliğini ortadan kaldırmak memleketin zenginliğini eşitçe doğrulukla dağıtabilmenin ve insanlığa mutluluğa kavuşturmanın biricik yoludur. Mülkiyet hakkı toplumsal yapının temeli oldukça, en kalabalık ve en işe yarar sınıf yoksulluk, açlık, umutsuzluk içinde yaşayacaktır.