Puan vermedi·656 syf.··
2026 347. kitabı
Charles Dickens, Büyük Umutlar (Great Expectations) adlı bu dünya klasiği ve Viktorya dönemi başyapıtında, taşrada bir demirci çırağı olarak büyüyen yetim bir çocuk olan Pip’in, gizemli bir hayırseverin yardımıyla Londra’da beyefendiliğe yükselişini ve bu süreçte yaşadığı sınıfsal ve ahlaki dönüşümü konu alır. Yazar; Pip’in çocukluk aşkı, soğuk kalpli Estella’ya duyduğu imkansız sevgi ve onu bir intikam aracı olarak büyüten eksantrik Bayan Havisham’ın gölgesinde şekillenen hayatını anlatırken; servetin ve sosyal statünün gerçek mutluluğu getirmeyeceğini, dostluğun, sadakatin, emeğin ve vicdanın asıl değerini, dönemin İngiltere'sindeki adalet sisteminin çarpıklığını ve toplumsal ikiyüzlülüğü, Dickens'a özgü zengin karakter analizleri, mizahi unsurlar, Gotik bir atmosfer ve sarsıcı bir edebi dille işler.
Büyük UmutlarCharles Dickens · Can Yayınları · 201718,5bin okunma
Puan vermedi·226 syf.··
2026 339. kitabı
Alexandre Dumas, Siyah Lale (La Tulipe Noire) adlı bu klasik ve sürükleyici tarihi macera romanında, 17. yüzyıl Hollanda'sının çalkantılı siyasi atmosferinde, ülkenin en büyük ödülü olan "kusursuz siyah laleyi" yetiştirmeye çalışan genç ve idealist doktor Cornelius van Baerle’in başına gelen talihsiz olayları konu alır. Yazar; kıskanç bir komşunun iftirası sonucu kendini zindanda bulan Cornelius'un, gardiyanın güzel ve şefkatli kızı Rosa ile birlikte hem siyah laleyi büyütme hem de özgürlüğüne kavuşma mücadelesini anlatırken; dönemin kanlı siyasi suikastlarını, lale çılgınlığının (Tulipomania) toplumsal boyutunu, açgözlülüğü, sabrı ve her türlü parmaklığın ötesine geçen saf bir aşkı, yüksek tempolu, entrikalarla örülü, heyecan dolu ve romantik bir edebi dille işler.
Siyah LaleAlexandre Dumas · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202319bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Puan vermedi·336 syf.··
2026 328. kitabı
Jack London, Demir Ökçe (The Iron Heel) adlı bu öncü ve sarsıcı distopik romanında, Amerika Birleşik Devletleri'nde oligarşik bir yönetimin –yani Demir Ökçe'nin– iktidara gelişini, işçi sınıfının ezilişini ve bu baskıcı rejime karşı başlatılan büyük devrimci direnişi konu alır. Yazar; sosyalist lider Ernest Everhard’ın mücadelesini eşi Avis Everhard'ın gözünden ve yüzyıllar sonra bulunan gizli bir el yazması üzerinden anlatırken; kapitalizmin acımasızlığını, faşizmin ayak seslerini, sınıf çatışmalarını ve oligarşinin gücü elinde tutmak için başvuracağı kanlı yöntemleri, erken dönemin en güçlü politik, vizyoner, sürükleyici ve ideolojik dillerinden biriyle işler.
Demir ÖkçeJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202519,4bin okunma
Savaş gibi görünmeyen savaş.
Puan vermedi·224 syf.··
2026 3. kitabı
Kargalar izliyorlar. Herhangi bir eylemde bulunmuyor ve sadece gözlemliyorlar etraflarındakini. Kötülüğün olduğu yerde baş gösteriyor ve sadece izliyorlar. Büyük Irmaklardan Bile kitabı; küçük olayların nasıl büyük değişiklikler yaratabileceğini, savaşın görünürde savaş olmadan da yaşanabileceğini ve tanımların nasıl yıkıcı olabileceğini anlatan başarılı bir roman. Kitabın başında ada yaşaması huzurlu bir yer. Farklılıklar önemsenmiyor. Güzel-çirkin pek de umursanmayan kavramlar. İnsan, insan olduğu için insan. Herkes kendine özgü. Dibâcede de yazdığı gibi: "Herkes kendi rengindeydi. (...) Bir şeyin ne olduğunu başka bir şeyden hareketle anlatmak mümkün değildi. Her şey kendisiydi." Sonrasında adaya Zedeler geliyor. Kitapta bir süre daha bir sorun çıkmıyor. Zedeler de insan çünkü ve insan, insan olduğu için insan. Karakterler yardımcı bile oluyorlar Zedelere. Ancak sayı arttıkça tek tük rahatsızlıklar çıkıyor. Hala çok değil ama. Asıl sorunlar Yüksek Ülkenin müdahalesi ile başlıyor. Kitabın başında adada hiç karga yok. Karakterler karga nedir tam bilmiyorlar bile. Ancak Yüksek Ülkenin müdahaleleri ile kargalar da görünmeye başlıyor. Kitap ilerledikçe kargaların sayısı da artıyor. Kötülük yayıldıkça kargalar da yayılıyor. Hatta sonda her tarafı kaplıyorlar. Kötülüğe bir katkı sağlamıyorlar; ancak durdurmuyorlar da, sadece gözlemliyorlar. Bu yönden ana karakterimizi, anlatıcımız Yamuk'u andırıyorlar. Yamuk, doğrudan bir etki sağlamıyor kitaptaki olaylara. Sivri Adamlar geldiğinde karşı çıkmıyor onlara. Yanlarına gidip konuşacağında bile yanında hep birileri oluyor. Karşı çıkmaya çalışacağında bu, bir kaç sahne ileriye gitmiyor. Yamuk gözlemliyor, uyum sağlıyor. Çevresinde kim varsa ona uyuyor. Zedeler geliyor; kimi zaman zedelere yardım ediyor, kimi zaman onlarla sohbet
1000Kitap
Büyük Irmaklardan BileGüray Süngü · Ketebe Yayınları · 2022509 okunma
UYANIŞ MI VAZGEÇİŞ Mİ?
10/10
·292 syf.··
Beğendi
·
2026 4. kitabı
Bu kitapla ilgili inanılmaz çıkarımlar varsayımlar sebep sonuçlar yazmak mümkün.. 1600'lü yıllarda yazıldığını düşünürsek hayran olmamak gerçekten elde değil. Don Kişot tanıdığım en şapşal, tatlı ve komik, kendi iç dünyasında bir adalet anlayışı olan illüzyonlardan var edilmiş bir karakter olmasına rağmen nasıl bu kadar gerçek hissettirebilir kendini bana bilmiyorum.. Retorik anlamda gelişmiş konuşma ve ikna becerisine sahip biri. Onun kitaplara ve okumaya düşkün olduğunu biliyoruz ve aslında bu kahramanlığa özenmesi gayet doğal değil mi?(haha bi an onun avukatı gibi hissettim) Uzun zaman sonra bir karakterin beni bu denli etkilemesi öyle ruhuma dokundu ki son sayfaları okumaya yüreğim zor el verdi.. Evet, hepimiz aslında kendi hayatlarımızın kahramanı değil miyiz.. onun da tam olarak yapmaya çalıştığı buydu. Birisi olmak, bir şeyler başarmak, en çok da kendine kanıtlamak istemesi her ne kadar aşık olduğu kadın için yaptığını söylese de bütün bunları kendini kanıtlama çabası mevcut. Süreklilik onu ayakta tutan şey, bir şeylerle mücadele ettiğine inanmak ve yenmek onu hayatta tutuyor. Peki kendini bulabildi mi Don Kişot bunu soruyorum kendime? Kendi yolumda ben de kendimi ararken, aslında bazen gerçeklere ben de nasıl göz yumdum diye sordum kendime. Zira gerçekler ağırdır kabullenmesi tıpkı köyüne dönmenin ona aslında bir hiç gibi hissettirmesi gibi. Bütün bu zaman boyunca kendini mi kandırdı yani? Gayesi hiç görmediği bir kadına olan kavuşma arzusu diye kendine inandırdığı.. Her şeye rağmen Don Kişot bize cesur olmayı ve korkmamayı öğretiyor aslında gerçek yenilmez bir savaşçı olmamasına rağmen öyle olduğuna inanması garip bir şekilde manipülatif etkiler yaratıp işe yarayabiliyor. Bir şeye ne kadar inanır öyleymiş gibi yaparsan ona dönüşmen gibi. Biraz da bu açıdan
Don KişotMiguel de Cervantes · Yapı Kredi Yayınları · 202127,5bin okunma
Butimarın bizi tarumar ettiği anlar
9/10
·390 syf.·
2026 106. kitabı
Yazarın daha önce okuduğum Dünyasızlar kitabında final havada kalmış ve bir boşluk hissi yaratmıştı. Bu kitapla ilgili de beklentim çok yüksekti. Hatta ilk elli sayfada bir pskiyatrın iç dünyası bize öyle güzel anlatıldı ki, o anlarda sanki kahramanın iç dünyası bana ayna gibi yansıtıldı gibi hissettim. Bir psikiyatristin, kafa yapısını gözlemlemek için bir kara çarşaf giyip İstanbul'da bile gezmeyi deneyimlemiş ve taksicilik yapmış. Bu gözlemler sayesinde bu bölümleri bize çok güzel aktarmış. Butimar karakterinin kusursuzluğunu da ismini aldığı deniz kuşunun masumiyetiyle bağdaştırmıştır. Psikiyatristin hayatından sonra Yusuf'un hayatına dalıyoruz. Butimar'a olan aşkıyla nasıl yollara girdiğini okuyoruz. Yusuf'un hayatında öyle güzel dostları var ki, o dostların hikayeye etkisi oldukça fazla, yazar burada Yusuf'un simya tutkusunu da işlemiş. Bu tutku onu nasıl yönlendirmiş adım adım anlatmış. Karakterin inatçı tutumu kitapta en belirgin faktör oldu ve yaşamını etkiledi. Kitaptaki dostluk ilişkileri bazı yerlerde bencillik ile sınandı. Aşk, sürekli anlatılarak gerçeklikten koptu. Hatta kitapta aşkın yürekte saklanıp dillendirilmemesiyle ilgili bir öykü var.Bir Japon masalı ve Azerbaycan halk efsanesi var, bazen mistik bir atmosfer yaratılmış, okuyucu biraz farklı bir yolculukla kendini masalsı bir paradoksun içine itelenmiş. Fakat bu yolculuğun boğucu bir labirent gibi kafa karışıklığı yaratacak olması onu da çok etkilememiş. Bunu yazarın küçüklüğünden beri zamanda yolculuk hayali olmasına ve bunu romanlarında kullanmak istemesine bağladım. Herkes bu kitaptan istediğini alsın,herkes kafasında bir son yazsın istemiş. Bazı yerlerde okuyucunun yorulacağını, bazı kelimelerin çıkmaz bir sokağa gireceğini bilse de gizem yaratmak istemiş. Bunu da yazarın farklı ve özgün
ButimarKaan Murat Yanık · Kapı Yayınları · 20156bin okunma