Puan vermedi·
Tekrar tekrar okunacak bir roman. Bilim kurgu ve kurgu açısından muazzam bir roman. Her seferinde kendinize şimdi ne olacak diyerek okuduğum ve hiç beklemediğim süpriz sonla bitmesi beni hiç şaşırtmadı.
MobiusAdam Fawer · April Yayıncılık · 20241,725 okunma
10/10
·352 syf.·
2026 26. kitabı
Herkese merhaba Kardan Adam'ın Külleri serisinin ikinci kitabıyla karşınızdayım. Bu kitapta Devin Komiser, kaçırılan oğlunu kurtarmak için zamanla yarışmasını okuyoruz. Kitaba bayıldım. İlk kitabın sonunda gizemli bitmişti bu kitaptan devam ediyoruz.Kitap benim için gerçekten beklediğimden çok daha etkileyici bir devam kitabı oldu.İlk kitaba dair tüm sorularımız cevaplanırken yazarımız bizim için son kitap için yeni ip uçları bırakmış. Devin ilk kitapta da olduğu gibi güçlü ve zeki kadın karakterleri okumak beni hep mutlu etmiştir. Kitabı okurken en çok sevdiğim şey, olayların asla düz ilerlememesi oldu. Devin hem işinde başarıyla adından söz ettirmesini bilen hem de anneliği en güzel şekilde yapan güçlü biriydi. Devin karakterinin anneliği çok net hissettirilmiş kaçırılan oğlu için gece gündüz mücadele etti. Fakat Devin'in arkadan iş çevirmeye devam etmesi ve bunun hiç ortaya çıkmaması benim hoşuma gitmedi. Asrın'ı bulmak için yaptığı olaylar özellikle de Ayaz ile yaptığı iş birliğine bir türlü anlamlandıramadim. Esmer Başkomiser ile Devin'in yeniden bir arada olmak mükemmel bir deneyimdi ve şimdi bir sevgili ve zeki bir adam olarak yanımızda olmasına bayıldım. Devin'in en zor anında çok güzel destek verdi.Bence bu kitapta ikinci planda kaldığını hissettim.İlk kitapta aktif bir karakterdi. Çok fazla aşkları okuyamadık aşk sahneleri olsa kitap daha çok polisiye.Hikâye kısmına gelecek olursak da sürükleyici, heyecan ve gerilim doluydu. Son kısmında hem sevindiğim hem de beni gerilerek bırakan sahneler oldu.Kitapta aksiyon, polisiye, katil, mafya çeteleri, bilinmezler ve sırlar, aşk ve umut hepsi bir arada harmanlanmış. İlk kitaptaki o tattan daha güzel bir akışa sahip olması bayıldım. Her duyguyu hissettirdi Bu kitap bir önceki kitapla bağlantılıdır. Polisiye
Kardan Adamın Külleri 2: AyazIşıl Işık · Artemis Yayınları · 202692 okunma
Reklam
7/10
·520 syf.··
2026 12. kitabı
Japonya'da düzenlenen prestijli bir uluslararası piyano yarışması var. Dünyanın dört bir yanından gelen genç yetenekler üç hafta boyunca elene elene finale kalmaya çalışıyor. Ama Riku Onda bu yarışmayı bir "hırs ve entrika" savaşı olarak değil, müziğin insan ruhunu nasıl dönüştürdüğü üzerinden anlatıyor. Kitap dört temel karakterin etrafında dönüyor. Annesinin ölümünün ardından sahneyi terk eden dahi Aya, yarışmanın yaş sınırına dayanmış, çocuklu sıradan e adam olan Akashi, Juliard'da okuyan yakışıklı Masarı ve kitabın büyük gizemi Jin. Yarışmaya efsanevi bir piyanistin referans mektubuyla katılıyor ve tüm kuralları altüst ediyor. Klasik yarışma hikayelerinde karakterler birbirinin kuyusunu kazar, arkadan iş çevirir. Ama burada tam tersi bir durum var. Bu dört kişi birbirini kıskanmak yerine, birbirlerinin performanslarından ilham alıyorlar. Jin’in doğallığı Aya’yı özgürleştiriyor; Masaru’nun kusursuzluğu Akashi’yi sınırlarını zorlamaya itiyor. Kitap aslında bize şunu fısıldıyor: Gerçek sanat, başkalarını yenmek için değil, kendi içindeki en iyiye ulaşmak için yapılır. Kitabı bitirdiğinde insan evdeki piyanonun başına geçmek ya da hemen bir klasik müzik çalma listesi açmak istiyor. Karakterlr piyano çalarken sayfaları değil, notaları okuyorsun sanki. Debussy, Rachmaninoff veya Bartók çalınırken, müziğin yarattığı o gerilimi, coşkuyu, karakterlerin parmaklarındaki teri ve kalplerindeki ritmi resmen hissediyorsun. Ruhunu dinlendirmek, rekabetin bile ne kadar zarif olabileceğini görmek ve kelimelerin nasıl müziğe dönüştüğüne şahit olmak istiyorsanız, bu kitaba kesinlikle şans vermelisin.
Balarıları ve Uzaktaki Gök GürültüsüRiku Onda · Beyaz Baykuş Yayınları · 202441 okunma
8/10
·272 syf.··
Beğendi
·
2026 25. kitabı
Agatha Christie 'nin Mary Westmacott takma adıyla yazdığı unutulmaz altı aşk(Giant's Bread,Bitmemiş Portre,Sensiz Bir İlkbahar,Gül ve Porsuk Ağacı,Annem ve Ben,Sevginin Bağladıkları)romanından biridir. Kitap; 4 ana bölümden oluşuyor. İlk bölümde Laura'yı, 2. Bölümde kardeşi Shirley' i okuyoruz. 3. Bölümde ise Llewellyn adında bir adam kitaba dahil oluyor, önce her şey karışıyor, bir şeyler olacak ama olamıyor derken 4. Ve son bölüm olan Aynen Başlangıçtaki Gibi bölümünde kitaptaki bütün soru işaretleri cevaplanıyor. Laura erkek kardeşi Charles ölünce evin tek çocuğu olmaya kendini kaptırmıştır. Bir süre sonra Laura'nın hiç beklemediği bir şey olur ve Shirley adını verdikleri bir kız kardeşi dünyaya gelir. Laura ondan nefret eder. Bir gece yaşanan bir olayla kardeşine duyduğu nefret sevgiye dönüşür ve onu yaşadığı sürece koruyacağına yemin eder. İki kız kardeş arasındaki sevgiden yola çıkılarak sevginin omuzlara bindirdiği yük ustaca işlenmis. Kitap okuduğum tüm polisiye kitapları gibi akıcıydı ama tabi ki polisiye kitaplarının yeri benim için çok başka.
Sevginin BağladıklarıAgatha Christie · Altın Kitaplar · 2017154 okunma
roman sana roman yazılır be adam
10/10
·238 syf.··
2026 56. kitabı
Neva’dan okuduğum ilk kitaptı, ki zaten kadının başka serisi de yok. Ama şunu söylemem gerekiyor ki ROMAN BUL BENİ Serinin en çok sevdiğim yanı iki karakterden birinin (ya da ikisinin de) bir kusura sahip olması. Yani buna kusur denir mi bilmiyorum ama bence kitaba renk katmıştı, ayrıca o kadar güzellerdi ki resmen ağzım açık kaldı. Kitaplar sıkmıyor, hızla akıyor gidiyor, ki tek sevmediğim yanı her kitabın sonunda kızların kaçırılma sahnesi vardı genelde. Ama puan kırmaya değmezdi be yavrum. Beğendim, dark romance seviyorsanız ve kısa olsun diyorsanız okuyabilirsiniz bence
Painted ScarsNeva Altaj · ‎Independently Published · 20222,966 okunma
Martin’im
10/10
·517 syf.··
2025 40. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 22 Eylül 2025 10:22
!Spoiler içerir! Martin Eden ismi, günlük hayatımda da sık sık kullandığım ifadelerden biri hâline geldi. Okuduğum kitaplar arasında bana en çok şey katan eserlerden biri kesinlikle buydu. Toplumun alt sınıfında yaşayan, ağır işlerde çalışan Martin, yardım ettiği bir genç sayesinde üst sınıfın dünyasıyla tanışır. Âşık olduğu kadına layık olabilmek için kendini geliştirmeye, durmadan okumaya ve yazmaya başlar. Fakat zamanla, o çok özendiği üst sınıfın dışarıdan göründüğü kadar kusursuz olmadığını fark eder. Sevdiği kadınla yolları ayrıldığında ise yıllarca uğruna mücadele ettiği her şeye ulaşmıştır. Artık tanınan, zengin ve üst sınıf tarafından kabul gören bir yazardır. Ancak bütün bu başarının ardından onu ayakta tutan amacı da ortadan kaybolmuştur. Hedefine ulaştığında, aslında yolculuğunun sona erdiğini fark eder ve kitabın sonunda yer verilen şu şiirin ardından yüzme bilmesine rağmen denize atlayarak hayatına son verir. Şiirimiz İngiliz şair Algernon Charles Swinburne‘un The Garden of Proserpine (Proserpina’nın Bahçesi) adlı eserine aittir. “Bunca şevkle tutunmaktan hayata, Serbest kalmış korkudan, ümitten, Kaçar ve şükrederiz tanrılara; Bu lütuf geldiyse hangisinden. Bir canlı sonsuza dek ömür sürmez, Ölü adam hiçbir zaman dirilmez. En yorulmuş nehir bile dinlenmez, Denize ulaşmadan salimen.” Şiirin temel düşüncesi, “hiçbir yaşamın sonsuza kadar sürmeyeceği ve ölümün, korku ile umudun sona erdiği bir dinleniş olduğudur.” Bu nedenle Martin Eden yalnızca bir aşk romanı değil; aynı zamanda insanın kendini gerçekleştirme çabasını, sınıf ayrımını, toplumun ikiyüzlülüğünü ve başarının her zaman mutluluk getirmediğini sorgulayan, bilgi ve düşünce bakımından oldukça doyurucu bir eserdir. Bana göre Martin Eden, yalnızca aşk uğruna kendini değiştiren bir adamın
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025135,1bin okunma
Reklam
Reklam