Puan vermedi·
İncirlik Yazı Taçlı Yazıcıoğlu tarafından kaleme alınmış, Adana’da geçen ve farklı dönemlere uzanan bir hikâye üzerinden ilerler. Roman, bir avukatın bir müvekkille buluşmasıyla açılır; buradan geçmişe uzanarak Belgi adlı bir çocuğun gözünden aile hayatını, apartman ilişkilerini ve İncirlik Hava Üssü çevresinde şekillenen toplumsal atmosferi anlatır. Romanda; darbe sonrası yaşananlar, Adana’nın kavurucu sıcağı, üssün çevresindeki Amerikalı askerler, İncirlik Üssü’nde çalışan baba ile İngilizce öğretmeni anne, Belgi ve Alin kardeşler arasında geçenler dikkat çekici bir şekilde işlenir. Ayrıca iki Adanalı usta yazar olan Yaşar Kemal ve Orhan Kemal ile karşılaşmalar da anlatıya ayrı bir derinlik katar. Alin, Cemal, David, Vildan, İsmail, Hikmet, Binnaz ve Salim gibi roman karakterlerini, Belgi’nin gözünden okuyarak hem bireysel hem de toplumsal hafızaya uzanan etkileyici bir yolculuğa tanıklık ederiz.
İnceleme
İncirlik YazıTaçlı Yazıcıoğlu · Doğan Kitap · 2024168 okunma
En Büyük Vefa
10/10
·320 syf.··
2026 10. kitabı
·
27 günde okudu
·
Okunma: 28 Mart 2026 22:26
Bir hoca, öğrencinin en çok hangi eyleminden mutlu olur? Elbette öğrenip öğrenmediğini göstermesinden. Bir meyve ağacının meyve vermesi gibi. Türkiye’nin yurt dışında ilk doktora çalışmasını yapan Mustafa İnan -ömrü vefa edip göremese de- bundan çok daha fazlasını elde etti: Bir öğrencisi, onun hakkında biyografik bir roman yazdı. Üstelik öğrencisi Oğuz Atay’dı. Mustafa İnan, Malatya doğumlu bir Adanalı. 5 çocuklu fakir bir ailenin evladı. Babasını erken yaşta kaybetmesi de cabası. Küçük yaşta damdan düşünce ölmemesi sadece kendisi adına değil, Türkiye için de bir şans. Kıvrak zekâsı, müthiş hafızası, hocalarına bile ders veren derin bilgisi, öğretme aşkını daha okurken elde etmesi onu bir “ekol kurucu” yaptı. İstanbul Teknik Üniversitesinin yüz akı profesörlerinden. Öğrencileri arasında sadece Oğuz Atay değil, 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel de var. Dönem arkadaşları arasında ise kıymetini çok sonra anladığımız dünyaca ünlü matematikçi Cahit Arf gibi bir isim bulunuyor. Kısa bir dönem başkanlığını yaptığı TÜBİTAK’ın isteği üzerine hayatı romanlaştırılmak istenince bu görev Oğuz Atay’a tevdi ediliyor. O da özellikle ailesi ve yakın çevresiyle yaptığı yüzlerce görüşme sonrasında ortaya enfes bir roman çıkarıyor. Hangi yaşta okursanız okuyun şimdiye kadar okumadığınız için pişman olacağınız bir eser bu. Kitapta anlatılanlar Mustafa İnan’ın kişisel hayatı da değil üstelik. 1930’ların sonundan 50’lerin sonuna kadar ve hatta sonrasını da içeren bir dönemi kapsayan Türkiye’nin bilim tarihini anlatıyor Oğuz Atay bir yandan. Elbette anlatan Oğuz Atay olunca onun en kuvvetli yönü olan ironi de devreye giriyor: “Öğrenemeyen arkadaşlarımın başına gelenleri biliyorum da öğretemeyen hocaların akıbeti hakkında pek bilgimiz yok.” Mustafa İnan’ın insanı derinden etkileyen
Edebiyat
Bir Bilim Adamının Romanı: Mustafa İnanOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202820,5bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
8/10
·272 syf.··
2026 5. kitabı
Öhöm öhöm Kitabı az önce bitirdim ve yine düşüncelerimi yazmak için hemen buraya geldim. Öncelikle Tuncer Gizem Avcısı severek takip ettiğim bir kanaldı. Videoları çok fazla ilgimi çektiği için kitaplarına da bir şans vermek istedim. Şans vermek diyorum çünkü ben bu tarz distopik romanlarla çok anlaşan biri değilimdir. Aslında kitabı alalı da çok uzun zaman olmuştu. Ön yargılarımdan dolayı uzun zamandır kitabı okumayı erteliyordum. Her neyse okumaya başladım ve kısa bir sürede bitirdiğimi söyleyebilirim. Kitap fazlasıyla akıcıydı. Yasin’in başından geçen olaylar bir hayli heyecan vericiydi benim için. Bilmiyorum çok fazla bu tarz kitap okumadığım için de olabilir ama kitap beni baya içine çekti. Sanki bir dizi izliyor gibi hissettim kendimi. Ayrıca bir Adanalı olarak Şahmeran hikayesine de çok uzak biri değildim. Bu konuya yer vermiş olması da kitaba ayrıca ilgi göstermemi sağladı. Kitabı okurken birkaç şey dikkatimi çekti. Mesela gerçekten 2030 yılı için bir geri sayım başlatılmış bir derginin sitesinde. Bu olayın gerçek olması beni baya etkiledi desem yalan olmaz. Sözün özü, Kitap fazlasıyla akıcı bir kitaptı okumak isteyenler vakit kaybetmesin pişman olmayacaktır. 2. Kitabı da yakın zamanda okurum inşallah.
İstila 2030Tuncer Gizem Avcısı · Yediveren Yayınları · 2023179 okunma
Mutlaka okunmalı
Puan vermedi·127 syf.··
2026 4. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 21 Ocak 2026 10:49
Daha önce aile büyüklerimden duyduğum ancak üzerine yeterince eğilmediğim acı bir gerçeğin, aslında ne kadar derin ve sarsıcı olduğunu bu eser çok güçlü bir şekilde ortaya koyuyor. Dönemin insanlarının yaşadığı zorlukları ve maruz kaldıkları acıları çarpıcı bir biçimde resmediyor. Doğu illerinde yaşananların az çok biliniyor olmasına rağmen, Adana ve çevresinde yaşananlardan haberdar olmayan pek çok insanın varlığı düşündürücü. Bir Adanalı olarak, bu konuda yeterli bilince benim de sahip olmadığımı fark ettim. Herkesin okuması, tarihini bilmesi ve geçmişle yüzleşmesi gereken bir eser. 1920 Adana Ermeni Mezalimi Hatıraları Abdülgani Girici 1920 Adana Ermeni Mezalimi Hatıraları
Düşünce
1920 Adana Ermeni Mezalimi HatıralarıAbdülgani Girici · Türk Tarih Kurumu Yayınları · 201921 okunma
Doğduğum Yıl -Doğduğum Yer
8/10
·136 syf.··
Beğendi
·
2025 66. kitabı
·
14 saatte okudu
·
Okunma: 25 Aralık 2025 14:08
Altan Öymen’in “01 Adana – 80’li Yıllarda Adana” kitabı sadece bir şehir anlatısı değil; 12 Eylül sonrası Türkiye’nin ruh hâlini, yasakların arasından kendine yol bulmaya çalışan bir gazetecilik zekâsını ve Adana gibi güçlü karaktere sahip bir şehrin canlı portresini bir araya getiren özel bir çalışma. Kitabın çıkış noktası bile başlı başına anlamlı. 12 Eylül sonrasında getirilen siyasi yasaklar nedeniyle Öymen’in ülkenin siyasetinden bahsetmesi yasaklanıyor; ama o bu yasağın etrafından dolaşarak bir başka kapı açıyor: “İl röportajları.” Böylece siyaset konuşmadan aslında toplumu, ekonomiyi, sınıfsal yapıyı, kültürü ve hayatın gerçek ritmini şehirler üzerinden anlatmaya başlıyor. Bu açıdan kitap yalnızca Adana’yı değil, dönemin Türkiye’sini de anlatıyor. Adana’nın seçilmiş olması tesadüf değil. 1980’ler Adanası; pamuğu, sanayisi, sıcağı, kebabı, göçü, sert ama sahici insanları, gece hayatı ve üretim gücüyle Türkiye’nin nabzının attığı yerlerden biri. Altan Öymen şehri yalnızca gezmiyor; dinliyor, kokluyor, insanlarla konuşuyor, notlar alıyor ve ortaya bugün bile yaşayan bir şehir panoraması çıkıyor. Tan Oral’ın çizgileri ise bu anlatıyı sadece tamamlamıyor, neredeyse fotoğraf gibi hafızaya kazıyor. O yılların gazetecilik koşulları düşünülünce, bu çizimler kitabı görsel olarak da ayrı bir bellek mekânına çeviriyor. Bu kitabı benim için özel kılan taraf ise daha kişisel. Adanalı olan ve 1981 doğumlu biri olarak – yani kitabın anlattığı şehrin tam da o dönemindeki atmosferle aynı yıla ait bir hayatın sahibi olarak – bu metni okumak, sadece bir şehir kitabı okumak değil; sanki çocukluğumun, aile hikâyelerimin, kulaktan dolma anıların ve Adana’ya dair içimde taşıdığım aidiyet duygusunun köklerine bakmak gibiydi. Bugün bildiğimiz Adana’nın geçmişteki hâliyle yüzleşmek,
01 Adana-80'li Yıllarda AdanaAltan Öymen · Doğan Kitap · 201824 okunma
Şuurum Çıldırıyor !
10/10
·380 syf.··
2025 23. kitabı
1908 yılında Darülfünun’da hukuk okuyan, avukatlık, savcılık ve hâkimlik yapmış bir baba ile iyimser yaradılışlı, tatlı dilli, hikâye anlatmayı seven konuşkan bir Adanalı annenin oğludur Orhan Kemal. Kendi memleketinde sanatıyla geçinemeyen, ekmeğini kalemiyle kazanmak için çok çalışmak zorunda kalanlardan biridir. İlk mahpusluğunu, Nazım Hikmet ve Gorki okuduğu için yaşayanlardandır. Basım evinde işçiyken “pantolonumdan utanıyorum” dediği ilk aşkı Rum kızı Eleni’nin “Sen ne utanıyorsun, zenginler utansın! Aldırma böyle şeylere.” sözleriyle ilk sosyal uyanışını yaşadığını söyler. İkinci uyanışı ise Bursa Cezaevi’nde, ilk roman müsveddesini okuttuğu Nazım Hikmet’in “Bırak şiiri miiri birader, hikâye yaz, roman yaz sen; şiirle ne uğraşıyorsun?” demesiyle gerçekleşir. “Bereketli Topraklar Üzerinde”, yazarın bu bilinçle yoğurduğu başyapıtlarından biridir. Pehlivan Ali, Köse Hasan ve İflassızın Yusuf’un hikâyeleri etrafında, Anadolu köylüsünün Çukurova’ya inerek Türk işçi sınıfının ilk nüvelerini oluşturduğu dönemi anlatır. Daha iyi bir yaşam, köylerine bir “yilan sedası çıkaran bir gaz ocağı” götürebilme umudu uğruna ağır koşullara boyun eğen bu insanlar, bir dönemin toplumsal panoramasını oluşturur. Toprak verimlidir, ama insanın kaderi çoraktır. Emek, makine dişlileri arasında ezilir; insan, insana yabancılaşır. Yusuf’un direnci, Hasan’ın korkusu, Ali’nin saflığı — hepsi bir sınıfın, bir dönemin sessiz çığlığıdır. Orhan Kemal’in romanını “basit” bulan kimi okurlar, aslında onun yalınlığının ardındaki derinliği göremezler. Gerçekleri olduğu gibi anlatmak, onun için bir namus meselesidir. Köylüyü değil, çok iyi bildiği köylüyü yazmıştır. Orhan Kemal, insanlara her zaman umutla ve iyimserlikle bakar. Türk romanında “Orhan Kemal bakışı” denilen bu anlayış, her insanda
Bereketli Topraklar ÜzerindeOrhan Kemal · Everest Yayınları · 20208,4bin okunma